Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
26 TEMMUZ 2026
2
EDITÖRDEN
itmediğiniz bir
Kentte en değerli şey
oteli kaç kez
gezdiniz? Henüz
izlemediğiniz
Gbir filmin kaç
sahnesini gördünüz? Hiç
oturmadığınız bir restoranda
artık ağaç gölgesi
hangi masanın daha iyi
olduğunu biliyor musunuz? Ya
da okumadığınız bir kitabın
sonunu...
Olasılıkla evet.
Çünkü artık bir şeyi
deneyimlemeden önce onunla
ilgili neredeyse her şeye
ulaşabiliyoruz. Gittiğimiz kentleri
gezi vloglarından ezberliyor,
restoranların mönülerini
inceliyor, filmlerin yorumlarını
okuyor, kitapların özetlerini
DAIRESEL
dinliyoruz. Bir anlamda,
FLORA
yaşayacağımız deneyimin
provasını önceden yapıyoruz.
Sizce bu bir avantaj mı yoksa
deneyimin kendisinden bir şeyler
mi eksiltiyor?
HHH
İnsan zihni yalnızca bilgiyle
AYÇA
değil, merakla da beslenir.
CEYLAN
Bilmediği şeyi tamamlamak
ister. Karşılaşmayı, şaşırmayı,
ayca_ceylan
yanılmayı sever. Belki de
bu yüzden hayatımızdaki en
unutulmaz anların önemli bir
Neden bu
az aylarında sabah yürüyüşlerine çevreye geri yayıyor. “Kent ısı adası” olarak
kısmı planladıklarımız değil, hiç
çıktığımda kendimi farkında olmadan adlandırılan bu etki nedeniyle kent merkezleri,
beklemediğimiz karşılaşmalardır.
hep aynı eylemi yaparken buluyorum. çevresindeki kırsal alanlardan daha sıcak
kadar önemli?
Oysa bugün algoritmalar,
Yolumu ağaçların gölgesine olabiliyor. Özellikle gece saatlerinde bu biriken
merakın bıraktığı boşlukları biz
Yçeviriyorum. Kentte o gölgeyi ısı kolayca kaybolmadığı için kentler serinlemekte
n 2-8 DERECE DAHA SERINLETIYOR
daha fark etmeden dolduruyor.
ne kadar bulabilirsem tabii... Birkaç saniyelik zorlanıyor. İşte tam bu noktada ağaçlar yalnızca
Dünya Kaynakları Enstitüsü
Neyi beğeneceğimizi söylüyor,
serinlik için kaldırımın diğer tarafına geçmek, estetik bir unsur değil, doğal birer iklim çözümü.
(World Resources Institute - WRI)
nereye gitmemiz gerektiğini
yürüyüş temposunu değiştirmek veya gölgede
AĞAÇLAR DOĞAL KLIMA verilerine göre ağaçlar, gölge ve
gösteriyor, hangi kitabın
biraz daha uzun kalmak artık yaz mevsiminin en
yapraklarından su buharı salmaları
“mutlaka okunması gerektiğini”, Bilimsel araştırmalar, ağaç gölgelerinin asfalt
tanıdık alışkanlıklarından. Üstelik yalnız değilim.
sayesinde insanların hissettiği
hangi filmin “kaçırılmaması ve kaldırım yüzey sıcaklıklarını önemli ölçüde
Avrupa’dan Türkiye’ye kadar milyonlarca insan,
sıcaklığı 2 ila 8 derece arasında
gerektiğini” önceden ilan ediyor. düşürebildiğini gösteriyor. Bunun nedeni yalnızca
aşırı sıcakların etkisiyle artık kentleri gölgeden
azaltabiliyor.
Deneyim başlamadan beklenti gölge sağlamaları değil. Ağaçlar, yaprakları
gölgeye yürüyerek deneyimlemeye çalışıyor.
oluşuyor. Bazen de beklenti, aracılığıyla gerçekleştirdikleri evapotranspirasyon
Bir zamanlar sıradan kabul ettiğimiz ağaç
n DOĞAL KLIMA ETKISI YARATIYOR
deneyimin önüne geçiyor. Sürpriz süreciyle çevreye nem vererek havanın
gölgesi, iklim krizinin derinleştiği bir dünyada
Ağaçlar yalnızca gölge sağlamıyor.
ve beklenmedik kavramları serinlemesine de katkı sağlıyor. Başka bir
giderek daha kıymetli bir kamusal değere
Yaprakları aracılığıyla su buharı
sessizce yaşamlarımızdan deyişle, bir ağacın altında hissettiğimiz serinlik
dönüşüyor. Çünkü gölge yalnızca güneşten
salarak (evapotranspirasyon)
çekiliyor. yalnızca psikolojik değil, ölçülebilen fiziksel bir
korunmak anlamına gelmiyor. Daha yaşanabilir
çevredeki havayı serinletiyor
Sürpriz hoş bir rastlantı etki. Görüyoruz ki kentleri serinletmenin yolu
kentler, daha sağlıklı insanlar ve iklim değişikliğine
ve kentlerdeki ısı adası etkisinin
değildir. Öğrenmenin en güçlü yalnızca daha fazla klimadan geçmiyor. Daha fazla
karşı daha dirençli yaşam alanları anlamına da
azaltılmasına katkı sağlıyor.
yollarındandır. İnsan çoğu ağaç, daha fazla gölge ve doğayla uyumlu kent
geliyor.
zaman planladığı şeylerle değil, planlaması da en az teknolojik çözümler kadar
n KENTLERI DAHA YAŞANABILIR
AŞIRI SICAKLAR ARTIK NORMAL
karşılaşmayı hiç beklemediği önemli. Nitekim dünyanın birçok kentinde yeşil
KILIYOR
anlarla değişir. Son yıllarda Avrupa’nın birçok ülkesi tarihin altyapı yatırımları, iklim politikalarının ve yerel
Ağaçlar kaldırımların, yolların ve
Gitmeden önce gitmek... en sıcak yazlarından bazılarını yaşadı. Rekor yönetimlerin uyum stratejilerinin temel başlıkları
binaların aşırı ısınmasını önlemeye
İzlemeden önce izlemek... sıcaklıklar yalnızca termometrelerde değil, arasında yer almaya başladı.
yardımcı olurken açık alanlarda
Yaşamadan önce yaşamak... gündelik yaşamın içinde de hissediliyor. Öğle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve son yıllarda
termal konforu da artırıyor.
Bütün bunlar bize daha fazla saatlerinde boşalan meydanlar, değişen çalışma yayımlanan çok sayıda bilimsel araştırma, yeşil
n DAHA FAZLA AĞAÇ, DAHA AZ
bilgi veriyor ama aynı zamanda, saatleri, artan sağlık riskleri ve serinleme alanların stres seviyesini azaltabildiğini, hava
SICAKLIK RISKI
yaşamın en eski duygularından merkezleri artık iklim krizinin yeni kent kalitesini iyileştirdiğini ve insanların fiziksel
birini de yavaş yavaş elimizden manzaralarının bir parçası. Türkiye de bu tablonun aktiviteye daha fazla yönelmesini desteklediğini WRI’ın aktardığı 2023 tarihli bir
alıyor: İlk kez karşılaşmanın dışında değil. Yaz mevsimi uzuyor, sıcak hava gösteriyor. Tam da bu nedenle bir ağacı yalnızca modelleme çalışmasına göre Avrupa
heyecanını. dalgaları daha sık ve daha uzun süre etkili oluyor. peyzajın parçası olarak görmek mümkün değil. Bir kentlerinde ağaç örtüsünün kent
Hepinize iyi pazarlar... İklim krizi artık yalnızca geleceğin değil, bugünün ağacın gölgesi; halk sağlığı, iklim uyumu, biyolojik alanlarının yüzde 30’una çıkarılması,
kent yaşamını da yeniden biçimlendiriyor. çeşitlilik ve yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili. 2015 yılında sıcaklığa bağlı yaşanan
DENIZ ÜLKÜTEKIN Ancak kentlerde hissettiğimiz sıcaklık yalnızca Kent planlamasında doğru seçilip dikilen her ağaç, ölümlerin yaklaşık yüzde 40’ını
hava sıcaklığıyla ilgili değil. Asfalt, beton ve gelecekte yaşanacak sıcak hava dalgalarına karşı önleyebilirdi.
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr
yoğun yapılaşma güneşten aldığı ısıyı depolayarak atılmış küçük ama etkili bir adım anlamına geliyor.
Can sıkıntısı baş belasıdır,
aylaklık asla!
ilozof Hegel, baş belasıdır. Kierkegaard, “ayaktakımı” der. mektupta şöyle diyor:
tarihi, özgürlüğün Oysa aylaklık öyle mi? Asla! Çok acımasızca biliyorum ancak
“Sevgili Jette, her şey bir yana yürüme
tarihi olarak Kierkegaard, “Yeter ki kişi Kierkegaard bu, yapacak bir
arzunu kaybetme. Ben her gün sağlığıma
okurken bir şey yok! Başkalarını sıkanlar
aylaklıktan sıkılmasın”
yürüyor ve her türlü hastalıktan yürüyerek
Fbaşka filozof için şunları da ekler:
diyor. Eğer sıkılıyorsa
uzaklaşıyorum. En iyi düşüncelerime
Kierkegaard, “Tarih “Bunlar yığındır, genel
bu gerçek bir aylaklık
kendimi yürüyerek götürdüm ve şimdi
sıkılmanın tarihidir” der. olarak insanlık kafilesi
olamaz. İnsanın
insanın yürüyerek kurtulamayacağı hiçbir
Kierkegaard’a hak vermemek böyledir.”
tek anlamlı işinin
can sıkıcı düşünce düşünemiyorum. Yani
AYŞE ACAR
elde değildir: Âdem çok
çalışmak olduğunu Kendilerini sıkmayan
insan durmadan yürürse her şey yoluna
sıkıldığı için Havva yaratıldı.
insanlar bir şekilde
düşünenler filozofun
girer”.
Sonra birlikte sıkıldılar ve bu
kendilerini meşgul
bu düşüncelerine
Şu aylaklık nedir acaba? Neden bu kadar
duruma Habil’le Kabil de eklendi. Sıkılma eden insanlardır,
büyük olasılıkla
övüyor onu? Kierkegaard, aylaklık derken
yüzünden zamanla insan nüfusu her geçen hep bir işleri vardır.
karşı çıkacaklardır.
tinsel bir durumdan söz eder. Sıkılmaktan
gün arttı. İnsanlar sıkıldıkları için başı göğe Kierkegaard, tam
Kierkegaard’ın bu
kurtulmuş insanın sonradan edindiği bir
değen bir kule yapma fikrine kapıldılar.
karşı çıkışları hiç da bu yüzdem bu tür
ruh halidir bu. Sıkıntıyı unutma, kendinde
Sonra zaman geçti ve insanlar, tıpkı
insanların en sıkıcı
ciddiye almayacağı
dinlenmeyi öğrenmek. Aylaklık aynı
şimdi insanların yurtdışına çıkmaları gibi
insanlar olduğunu
aşikâr. Çünkü her işi
zamanda tesadüflere, yeni düşüncelere yeni
yeryüzüne dağıldılar ama sıkılmaya devam
söyler. Kendini sıkanlara
bir çalışmaya dönüştüren
deneyimlere yer açmak demektir. Aylaklık
ettiler.*
gelince bunlar seçkinler ve
insanlardan filozofumuzun
sonradan edinilen bir bilinç durumudur ve
Kierkegaard’a göre can sıkıntısı
aristokratlardır. Seçkinlik
pek hoşlanmadığını
Kierkegaard
insana neşe getirir. Aylaklar ne sıkılırlar ne
bütün kötülüklerin anasıdır. Âdem’den
söylemekte yarar var. entelektüel bir seçkinlik
de insan onların yanında sıkılır. Aylaklık
bugüne insanlığa musallat olmuş bir
olabileceği gibi başkalarını
AYAKTAKIMI aşamasında insan ne kendisine ne de
derttir. Savaşların, icatların, evliliklerin,
sıkmaktansa kendini sıkmayı
başkasına bir şey ispat etme derdindedir.
boşanmaların, tatile gitmelerin, kilo Kierkegaard, “Sıkıntıdan eğlenmeye
seçenler de olabilir. Ancak her iki biçimde
yönelen insanın çabası nafiledir” der. Çünkü Çünkü aylak insan sıkıntıdan azade
vermelerin, kilo almaların tek nedeni bu
de sıkılma bütün kötülüklerin anasıdır.
bu çaba kaçınılmaz olarak başka sıkıntılara olmuştur. Darısı hepimizin başına!
beladır. Şairlerin elinden şiirleri, çocukların
BOL BOL YÜRÜYÜN
neden olacaktır. Filozofumuz sıkıntıyı
elinden oyuncakları, örgü ören annelerin
elinden ipleri alacak olsak kimbilir ikiye ayırır: Kendi kendimizi sıkmamız ve Peki ne yapmalı? Kierkegaard’ın en * Soren Kierkegaard, Kahkaha Benden Yana,
dünyanın başına ne işler gelirdi. Sıkıntı bir başkalarını sıkmamız. Başkalarını sıkanlara büyük önerisi: Yürümek. Yazdığı bir Çeviren: Nedim Çatlı, Ayrıntı Yayınları.

