Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
8 MART 2026
6
İlk kadın memur:
Feride Berkmen
TOLGA
AYDOĞAN
Rengin itirazı,
kadının izi
azı ressamlar dünyayı kesintisiz bir hamleyle çalışır:
“güzel” göstermek için Çizgi sahnenin iskeletini kurar,
Feride Berkmen
boya sürmez; dünyaya renk ise duygunun ritmini
ve torunu
katlanabilmek için belirler. Perspektifin akademik
Savaş Berkmen.
Bsürer. Fikret Muallâ’yı derinliği yerine yüzeye yayılan
(1903–1967) bu sınıfa koyuyorum. bir mekân hissi görürüz. Bu
Çünkü onun resimlerindeki canlı
yüzden Paris sokakları da
ana renkler çoğu zaman neşenin
kahveler de masalar da bir
undan 88 yıl önce 12 Nisan 1938 Sahir Özel, ne yazık ki Feride
GÜVEN
değil, dayanmanın dilidir. anın içine sıkışmış gibi değil,
sabahı Yedigün dergisini Hanım’ın işe hangi gün alındığını
Muallâ’nın hikâyesi Moda’dan BAYKAN bir anın içinden taşmış gibidir.
alıp okuyanlar ilginç bir sormamış. Ancak Nazır Oskan
başlar; iyi okulların, iyi bir aile Kompozisyonları kalabalıktır
röportajla karşılaşmıştı. Efendi’nin görev süresi olan
çevresinin içinden geçer. Saint-Joseph, ama figürler birbirine karışmaz. Herkes
BDerginin yedinci 24 Ocak 1913 ile 4 Kasım
ardından Galatasaray... Dışarıdan bakınca kendi yalnızlığını, kendi küçük dünyasını
sayfasında yaşlıca bir hanım, 1914 tarihleri arasında işe
güvenli bir çizgi ama insanın iç dünyası taşır. Renkleri parlak olsa da “şenlik”
muhabir Sahir Özel’e röportaj alındığını söylemek yanlış
bazen daha çocukken kırılır. Anlatılan
anlatmaz. Daha çok bir karşı koyuş, bir
vermişti. Feride Berkmen isimli olmayacaktır. Yine Sahir
odur ki futbola tutkunken yaşadığı bir kaza
tutunma hali verir.
bu kişiyi Sahir Bey, “Beyaz Bey’in ifade ettiği üzere
ayağında kalıcı bir iz bırakır. Yürüyüşe
saçlı, güler yüzlü, sevimli bir Feride Hanım’ın işe girmesi
KONU DEĞİL İÇ RİTİM
sinen bu iz, insanın kendine bakışını da
tarih” ifadesiyle takdim etmişti. İstanbul basınında haber
Tam burada çoğu kez gözden kaçan
değiştirir. Ardından annesini genç yaşta
Feride Berkmen’i özel kılan olmuş, Avrupa’da bazı
bir damar belirir: Kadınların bıraktığı
yitirmesi gelir. Bu kayıp
neydi peki? O, ilk kadın memur gazeteler “İlk Türk kadın
iz. Muallâ’nın yaşamına
içinden çıkamadığı bir
olarak tarihe geçmişti. memur” diye Feride Hanım’ı
yakından bakınca, kadın
suçluluk duygusuyla birlikte
Yeditepe dergisi muhabiri Sahir haber yapmış.
imgesinin yalnız “konu”
anılır. Bu iki kırılma,
Bey Fatih’te Soğanağa Camisi
değil, bir tür iç ritim olduğu
karakterine sert bir kabuk
KADIN HAREKETİNİN
Mahallesi, Tavşantaşı Sokak, 16
sezilir. Anlatılanlara göre
Oskan Efendi
gibi oturur; taşkınlık, öfke,
YÜKSELİŞİ
numaradaki üç katlı konakta bulmuştu
aile, bir kız çocuk beklediği
içkiye yaslanma… Bunları
Bu yıllarda kadın hareketi yükselmiş
onu. Hem de Namık Kemal, Abdülhak
için doğmadan önce ona
romantikleştirmeye gerek
ve 28 Mayıs 1913 günü Gazeteci Nuriye
Hamit, Süleyman Nazif’in kitapları arasında.
“Muallâ” adını uygun
yok ama hepsini “bohem”
Ulviye öncülüğünde “Osmanlı
Emeklilik günlerinde kendisini okumaya
görür. Bebek erkek doğunca
diye geçiştirmek de eksik
Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan
veren Feride Hanım’a o malum soruyu
da bu kez babasının
kalır. Muallâ’da hayat
Cemiyeti” (Osmanlı Kadın
hemencecik sormuştu: “Nasıl memur
Tevfik Fikret’e duyduğu
erken yaşta birikir, resim
Hakları Savunma Cemiyeti)
oldunuz?” Feride Hanım da şu
Fikret Muallâ
hayranlıkla “Fikret” adı
ise o birikmenin karşısında
kurulmuştur. Kadınların eğitim
yanıtı vermişti:
eklenir ve ortaya “Fikret
ayakta kalma biçimine
ve çalışma hayatına girişlerini
“Bir gün yakından tanıdığım
Muallâ” çıkar. Bu, biyografinin meraklı
dönüşür.
sağlamak için kamuoyu
Cemal Paşa hayata atılması
bir ayrıntısı gibi durabilir ama insanın
Avrupa yılları bu yönelişi derinleştirir:
oluşturmuş, ünlü sanatçımız
lazım olan kadınlarımıza
hassasiyetine, kırılganlığına ve kendini
İsviçre, Münih, Berlin… “Düzenli bir
Bedia Muvahhit de 1914’te
örnek olmamı, bunun için
anlatma ihtiyacına temas eden bir tarafı
meslek” fikri ile resmin çağrısı arasındaki
İstanbul Telefon Şirketi’ne
de teklif edeceği vazifeyi
da var. Üstelik çocuk yaşta futbolda
gerilim onun lehine kapanmaz. Muallâ
santral memuru olarak
kabul etmemi rica etti. Maaşa
yaşadığı kaza nedeniyle ayağında kalan iz
kendini yerleştirmekten çok kendini
girmiştir.
ihtiyacım olmadığı halde teklifi
ve annesini erken kaybetmenin yarasıyla
çizmek ister. Çizgiye hızlı girer. Biçimi
Sahir Bey 1938’de ilk
kabul ettim. O zamanlar Posta
Solda Selah,
birlikte düşünülünce, sevgiyle kurulan
birkaç hamlede kurar; sonra rengi bir
kadın memuru nasıl bulduysa
ve Telgraf Nazırı olan Oskan
ortada Feride
bağın onda sık sık kayıp ihtimaliyle yan
açıklama değil, bir vurgu olarak kullanır.
ben de 2026 senesinde Feride
Efendi’ye hitaben bir mektup verdi, Berkmen, arkada
yana yürüdüğü daha iyi anlaşılır.
Akademik perspektif yerine düzleşen bir
Savaş ve sağda
Hanım’ın torunu Savaş Berkmen’i
götürdüm. Oskan Efendi beni büyük
Bu yüzden kadınlarla kurduğu ilişkinin
hala oğlu Mümin
mekân duygusu görülür. Figürler yer yer
tesadüf eseri buldum. Savaş Bey de
bir nezaket ve hüsnü niyetle kabul etti.
merkezinde yalnız aşk değil çekingenlik,
bilerek esner, oranlar bilinçli biçimde
babaannesini şöyle anlattı:
İstanbul Postanesi’ne o gün tayin edildim.”
korunma ihtiyacı ve ürkek bir saygı da
bozulur. Bu “bozma” beceriksizlikten
“Babaannem 1871’de doğmuş. Babası
İNSANLARIN İLGİSİ... vardır. Abidin Dino’nun, Muallâ’da “aşk–
değil, iç ritimden gelir.
Trabzon Müftüsü Yaver Efendi’ymiş. Babaannem
suçluluk–ölüm” duygularının birbirine
Feride Hanım’ın belirttiği üzere İttihat ve
genç yaşta bir doktorla evleniyor fakat kısa bir
karıştığını söylediği aktarılır: Sevgiye
Terakki’nin ileri gelenlerinden Cemal Paşa’nın
süre sonra eşi denizde boğularak vefat ediyor.
yaklaşınca acı çağrışır, acı çağrışınca geri
isteğiyle ve kadınlara örnek olması amacıyla
Babaannem de eşini kaybettikten sonra hasta
çekilme başlar. O geri çekilme, resimde
memuriyete alınmıştı. Bu da o güne kadar bir ilki
halası Muhide Hanım’a bakmaya gidip geliyor.
bambaşka bir şeye dönüşür: Gerçekte
teşkil ediyordu. Feride Hanım ilk olacağı için
Bu sırada halasının oğlu Süleyman Efendi ile
yaşanamayan yakınlık, kâğıt üstünde daha
temkinli yaklaşmıştı ve ilk işgünü yaşadığı zorluğu
görüşüp evleniyor. O vakit Süleyman Efendi saraya
güvenli bir alana taşınır.
da şöyle anlatmıştı Sahir Bey’e:
yakın bir isim ve Cemal Paşa’yı da tanıyor. Cemal
Hale Asaf ve Semiha Berksoy’un
“Hiçbir şey bilmiyordum. Nazırın tayin ettiği
Paşa’nın yönlendirmesi ile Posta Nazırı Oskan
onun dünyasında sık anılması biraz
birkaç memur bana yol gösteriyor, iş ve usul
Efendi babaannemi postaneye memur olarak alıyor.
da bundandır. Sanatçı kadının, onu
öğretiyorlardı. Genç bir kadının böyle erkekler gibi
Böylece ilk kez bir kadın memuriyete giriyor.
anlayabilecek “eşit” bir bakış olarak
gişede oturup mektup alması, pul satması herkesin
Babaannemin Süleyman Efendi ile evliliğinden
belirmesi… Semiha Berksoy’la bağında
nazarı dikkatini celbediyor, gişenin önünde
de ikisi kız toplam üç evladı oluyor. Bunlardan
İstanbul’a dönüş, yaşamın daha sert hayranlık kadar susuş da vardır. Sahne
beni seyretmek üzere toplanan kalabalık eksik
biri babam İrfan Berkmen. O da Kurtuluş Savaşı
dünyasına, tiyatro kostümlerine, operet
olmuyordu.” yüzüdür. Öğretmenlik denemeleri, kısa
yıllarında Ankara’ya gizlice geçmiş ve Vecihi
iklimine yakınlığı bu çevrede güçlenir.
Öte yandan ilk kadın memuru görmek için süreli memuriyetler, geçim sıkıntısı,
Hürkuş’un yanında makinistlik yapmış ve düşmana
insanlar postaneye akın etmiş kimisi kızmış, Beyoğlu’nun yaralayıcı dili... Ve Kadın burada yalnız sevgili değildir; aynı
karşı savaşmış. Babaannem de İstanbul işgal
kimisi takdir etmişti. Bir süre sonra bu duruma “karakol gölgesi” gibi çöken hadise: zamanda bir bakış terbiyesi, bir incelik
edilince postanendeki memurluğunu bırakıp
alışılmış, Feride Hanım da kız arkadaşlarını teşvik Degüstasyon Lokantası’nda duvardaki talebidir.
oğlunun yanına geçmiş ve Ankara’da öğretmenlik
ederek postanede işe aldırmıştı. Feride Hanım Atatürk portresine resim niteliği üzerinden Son yıllaırnda ise kadın imgesi resimde
yapmış.”
“Benim de tahrik ve teşvikimle tanıdığım birkaç öfkeyle söylediği sözlerin “hakaret” değil, doğrudan yaşamında belirleyici olur:
1953 senesinde vefat eden Feride Berkmen,
bayan da bana iltihak (katılma) etti. Gün geçtikçe diye anlaşılması, polisin çağrılması ve Madam Anglès. Kaynaklarda, Anglès’in
Cemal Paşa’nın isteğiyle Türk kadınına örnek
kadınlarımız umumi hayatta çoğalmaya ve iş karakolluk olması. Yıl konusunda anlatılar Muallâ’ya sahip çıktığı, bakımını
olarak ilk kadın memur sıfatıyla tarihe geçmiştir.
sahasına atılmaya başladı” diyerek anlatmıştı o değişir, sahne ise aynı sertlikte kalır. üstlendiği, onu daha güvenli bir düzene
O tarihten bugüne, Cumhuriyete hizmet etmiş tüm
günleri.
kadınlarımızın Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Bir ressamın estetik itirazı, bir anda suç çekmeye çalıştığı anlatılır. Bazı yaşamlar
cümlesine çevrilir. Üstelik mesele yalnız kendini toparlayamaz ama birinin sabrı,
o gecenin yarası değildir; karakol bir birinin gözetmesi, o hayatı bir süre daha
mekândan çıkıp zihne taşınır. Zihin, her taşır. Muallâ’nın hikâyesinde bu “taşıma”
şeye tutanak gibi anlam yüklemeye başlar. hali, geç kalmış bir merhamet gibi
İstanbul’da
Paris’e gidişi, bu yüzden yalnız okunabilir.
“sanatın başkenti”ne varmak değildir; bir Bugün Muallâ’nın adı çoğu kez
çikolata coşkusu uzaklaşma, bir nefes arayışıdır. 1939’da müzayede rekorlarıyla anılıyor. Oysa
Paris’e yerleşir. Savaş yılları, yoksulluk,
asıl soru başka yerde duruyor: Bir ülke,
Dünya çapında bilinen çikolata ve pastacılık
kâğıt kıtlığı… Bu şartlar tekniğini de
sanatçısını yaşarken hangi cümleyle
etkinliği Salon du Chocolat, 10-11 Nisan’da İstanbul
belirler: Tuval yerine kâğıt, çoğu kez guaj. karşılıyor? Yanlış anlaşılmanın, kaba
Kongre Merkezi’nde yapılacak. “İlham Veren
atölye çalışmaları, çikolata heykelleri sergileri ile
Bir kahvede oturur, bakar, çizer; sahneyi kuvvetin, kolay yaftalamanın payı ne
Lezzetler” temasıyla düzenlenecek etkinlik, çikolata
sektörün geleceğine ışık tutan paneller düzenlenecek.
iki üç hamlede kurar; rengi bastığında kadar? Çünkü mesele tablonun kaça
tutkunlarını ve sektör profesyonellerini bir araya
Organizasyonda Salon du Chocolat’nın ilgiyle takip
resim kendi son sözünü söylemiş gibi olur. satıldığı değil; insanın hangi şartlarda
getirecek. Sözen Group temsilciliğinde düzenlenen
edilen “Chocolate Fashion Show” defilesi de yer
Muallâ’nın resminde, yaşamın yaşadığıdır.
etkinlikte, aralarında Antonio Bachour, Gianluca
alacak. Çikolatadan tasarlanmış couture parçaların
gürültüsüne karşın şaşırtıcı bir toparlanma Ve belki de Muallâ’yı buradan
Fusto ve Andrea Tortora gibi isimlerin olduğu
sergileneceği podyum gösterisi, çikolatanın tasarım
vardır; sanki dağılanı yeniden kurmak için okumalıyız: Bazı hayatların bıraktığı renk,
pastry ve çikolata şefleri yer alacak ve yaratıcı
ve sanatla kurduğu bağın altını çizmeyi hedefliyor.
kâğıda yaslanır. Çoğu kez guajla, hızlı ve
hayata karşı verilmiş bir yanıttır.

