Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
8 MART 2026
2
EDITÖRDEN
er mart
ayında
Geleceği
dünya,
kolektif
Hbir
unutkanlığın üzerine mor
bir tül örtüyor. Vitrinlerin
indirimlerle, ekranların
ise kusursuz estetikle
bezendiği bu çağda,
8 Mart’ın özündeki
giyinmek
o sarsıcı direniş ruhu
giderek daha ince bir
kabuğa bürünüyor.
Burçin Akgün İnaldı modayı ekoloji ve
Modern dünya bizden
her şeyi bir “içeriğe”
sürdürülebilirlik ekseninde anlattı
dönüştürmemizi, acıyı
oda artık yalnızca ne giydiğimizle
filtrelenmiş bir görsele,
değil, nasıl bir dünyada yaşamak
öfkeyi ise algoritma dostu
istediğimizle de ilgili. Üretimden
bir etikete hapsetmemizi
tüketime uzanan her tercih,
bekliyor. Oysa yaşamın
Mgezegenle ve emekle kurduğumuz
asıl ritmi, vitrinlere
ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Türkiye’de dijital
sığmayan o çıplak
moda ekosisteminin öncü isimlerinden Burçin
gerçeklikte saklı. Akgün Ünaldı, akademik araştırma disiplini ile
dijital içerik üretimini buluşturan yaklaşımıyla
HHH
bu dönüşümü uzun yıllardır görünür kılıyor.
Bugün insan olmayı
2008’de kurduğu Styleboom ile Türkiye’nin
yalnızca “harika” olma
ilk moda bloglarından birine imza atan Ünaldı,
zorunluluğu üzerinden
bugün modayı estetikten öte etik, ekolojik ve
tanımlayan bu parıltılı
toplumsal bir mesele olarak ele alıyor. Ünaldı ile
kuşatmayı kırmak
modanın gezegenle kurduğu karmaşık ilişkiyi, DAIRESEL
gerekiyor.
sürdürülebilirlik tartışmalarının sınırlarını ve FLORA
Çünkü biliyoruz ki her
dönüşümün gerçek imkânlarını konuştuk.
mücadele estetik olmak,
u “STYLEBOOM” hesabınızda modayı yalnızca
her dayanışma ölçülebilir
estetik bir alan olarak değil, etik ve ekolojik bir mesele
bir sayıya dönüşmek
olarak ele alıyorsunuz. Moda ile gezegen arasındaki
ilişkiyi bugün nasıl tanımlarsınız?
zorunda değil.
Belki sert gelecek ama bugün bu ilişkiyi
Yaşam, niteliklerin
“ikiyüzlü” olarak tanımlıyorum. Bir zamanlar ne
niceliklere kurban
AYÇA
endüstri ne de tüketici belki yeterince bilgi sahibi
edildiği devasa bir
CEYLAN
değildi. Belki ekonomik buhranlar ve istihdam
alışveriş merkezine
yaratımı daha önemli görüldüğünden çevresel
dönüştükçe kendi
ayca_ceylan
etkenler ikinci plandaydı. Belki farkındalık
sesimizin ve yasımızın
bu noktada değildi ve bu sebeplerle modanın
sahibi olma yetimizi
gezegen üzerinde yarattığı yük göz ardı ediliyordu.
kaybediyoruz.
Ancak bugün tüm bunlar biliniyorken modada
Oysa asıl güç; dünyanın
sürdürülebilirlik çabasının böylesi zayıf olması ve
bizi nesneleştiren çoğunlukla bir pazarlama stratejisi çerçevesinde
kalması açısından bakınca sanırım doğru bir
bakışına karşı bir özne
‘Pes etmeyin!’
tanımlama yaptım.
olarak kalabilmekte,
u 8 Mart’ta, gezegene ve emeğe duyarlı bir
dondurulmuş bir kareye
SÜRDÜRÜLEBILIR MODA IÇIN 4R
gelecek için üreten, düşünen ve dönüştüren
hapsolmayan o canlı
kadınlara ne söylemek istersiniz?
u Sürdürülebilir moda yalnızca malzeme ve üretim
gülüşü koruyabilmekte
değil, aynı zamanda bakım, onarım ve yeniden kul- Zoru seçtikleri için bir dolu zorluklara
yatıyor.
lanım kültürüyle ile ilgili. Siz kendi gardırobunuzda göğüs gerdiklerini bildiğim bu kadınlara
HHH
pes etmeye yaklaştıkları ya da dibi gördüm
döngüselliği nasıl kuruyorsunuz?
artık dedikleri bir an gelirse çok sevdiğim
Bu 8 Mart’ta belki de
Sürdürülebilirliğin 4R’si var: Reduce (azalt), reuse
bir kitaptan bu alıntıyı hatırlatmak isterim:
en büyük devrimimiz, (yeniden kullan), repair (tamir et), recycle (dönüştür).
“Yeni bir şeyi tekrar ekmek ve büyütmek Burçin Akgün I naldı
Hatta buna bir beşinci rent (kirala) olarak eklendi
paylaşılmadığı için
için en iyi topraktır dip. Bu anlamda dibe
son yıllarda. Ben kıyafetlerimde onarım, tadilatla
değersiz sanılan anların
vurmak, son derece acı verici olsa da aynı
yeniden dönüşüm/tasarım o kadar çok yaparım
kıymetini bilmek
zamanda tohum ekmenin zeminidir.”
ki bir zaman elbise iken şimdi bluz ya da eteğe
olacaktır.
dönüşen çok kıyafetim var. Hatta bunu bir mahalle
Dünyanın hırpaladığı
insanlar. Burada en büyük zorluk bizimki gibi Her zaman bunun altını çiziyorum. Yazık
terzisi ile yapıyorum ki bu da bu zanaatkârlara
her canın, sönmüş
kırılgan ekonomilerde maliyetlerin çok dalgalı ki sürdürülebilirlik sadece çevresel açıdan,
fayda sağlıyor. Aynı şekilde mümkün olduğunca
her gülüşün yanında
olması, bunların fiyatlara yansıması ve insanların
gezegenin kaynaklarını sömürme açısından daha
döngüde tutmak adına güvendiğim uygulama ya
durarak geleceği
sürdürülebilir ürünleri çok pahalı bulması. Ancak çok ele alınıyor ve markalar da buna yanaşıyor.
da garaj satış noktalarında satıyorum da ama çok
ikiyüzlü vaatlerle değil, dört beş kişiyi adil ve şeffaf şartlarda çalıştıran,
Fidan bağışları, karbon ayakizi nötrleri, çevreci
fazla almadığımdan sık sık parça çıkmıyor zaten
kargosunu kendisi yapan ve o kargoda plastik
birbirimizin onuruna ve mağazalar... Hepsi harika ama sürdürülebilirlik
benden. Özel günler, davetlerde ise mutlaka ya
kullanmayan, materyalini sürdürülebilir ve sınırlı
gerçeğine sahip çıkarak içinde adil ve şeffaf emek politikası içermiyorsa,
arkadaşlarımdan ödünç almayı ya da kiralama yapan
sayıda seçen bir markadan hızlı moda markası
emeği sömürmeye göz yumuyorsa, emekte eşit
onarabiliriz. platformlardan kiralamayı tercih ediyorum.
fiyatları sunmasını beklemek de gerçekçi değil.
cinsiyet temsilini benimsemiyorsa eksik hatta
Çünkü asıl bahar ancak
u Türkiye’de sürdürülebilir moda alanında nasıl bir
Burada denkleme bakmak gerekiyor: Uzun vadeli
dahası yalandır. Hem küreselde hem Türkiye’de
gerçeğin toprağında,
dönüşüm görüyorsunuz? Tasarımcılar, üreticiler ve tüke-
kullanabileceğimiz, gezegeni kirletmemiş, emek
işin bu ikinci kısmı çevresel ayağa göre daha az
filtrelere sığmayan o ticiler arasında yeni bir bilinç oluşuyor mu?
sömürmemiş, sosyal fayda yaratmış bir parça mı
önemseniyor. En yüksek moda markalarında bile
Kesinlikle oluşuyor. Yüksek moda ve tasarımcıları
sahici direnişle filizlenir.
bunların hepsinin karşısında olan ve hatta gelecek
cinsiyet temsilinin erkek egemen olduğu, hızlı
bir tarafa koyarsak bugün özgün tasarım ya da
Hepinize iyi pazarlar.
kaynakları ipotekleyen üç parça mı?
moda markalarının biz bilmeden taşeronlarımız
yaratım gerekmeden basit ve gündelik parçaları
yapmış diye üç maymun oynayarak küresel
sürdürülebilirlik hassasiyetleriyle üreten bağımsız
DENIZ ÜLKÜTEKIN
u Sürdürülebilir moda tartışmaları, toplumsal
güneyde sömürüye dayalı üretimler yaptırdığını
markaların ya da özgün ve tasarım diline sahip
cinsiyet ve emek politikalarıyla giderek daha fazla
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr
olan ama yine sürdürülebilirlik çerçevesinde üretim kesişiyor. Bu kesişimi Türkiye ve küresel moda sistemi görüyor, biliyoruz. Bu konuda kat edilmesi
yapan tasarım markalarının farkına varmaya başladı bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz? gereken çok yol var.
Esman’a ağıt...
edi yaşında bir elbette tam da hedefleri yerde bir arama motoru. Esman’ın nasıl güldüğünü
kızım, büyümez ölü okul olduğunu biliyordu. Çocukların bulmak çok zor olmasa gerek.
çocuklar / Saçlarım okulda olduğu saatte saldırıda Gülüşe ait bir fotoğraf bize gülüşü verir
tutuştu önce, bulunacaklarını ve muhtemelen kaç mi? Bu önemli bir soru. Soruya vereceğimiz
“Ygözlerim yandı çocuğu öldüreceklerini de biliyorlardı. yanıta göre dünyayla olan ilişkimiz kendini ele
kavruldu / Bir avuç kül oluverdim, İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın o verecektir. Bir fotoğraf karesinde gülüşe tanık
külüm havaya savruldu / Çalıyorum meşhur dizeleri Minab kız okulundan
olamayacağımızı düşünenlerdeniz.
kapınızı, teyze, amca, bir imza ver gök kubbeye doğru yayılıyor:
Fotoğraf, gülüş sıraısnda gerçekleşen varoluş
AYŞE ACAR
/ Çocuklar öldürülmesin şeker de “Kim toplayacak gözyaşlarımızı /
deneyimine yönelik bir anı dondurarak onu
yiyebilsinler.” Kim koyacak sevgiyi içimize? / Gittik,
ölümsüz kıldığımıza ilişkin büyük bir yanılgı
Nâzım Hikmet Ran, Hiroşima’da ölen gittik, gittik/Acılara gittik / Keşkelere
teknolojisidir. Gülüş, dondurulması mümkün
çocuklar için yazmıştı bu şiiri. 1945 yılında gittik.”
olmayan bir oluş halidir. Oluşun devre dışı
Amerika’nın Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı Minab’da katledilen çocuklardan bazılarının
bırakılması, gülüşün bir kareye hapsedilmesi
iki atom bombası binlerce insanın ölmesine, ismi Maryam, bazılarınınki Nasrin ve bazıları
onu ölümsüzleştirmek bir tarafa onu öldürme
sayısız insanın sakat kalmasına neden olmuştu. da Esman. Esman kaç yaşındaydı acaba?
girişimidir.
Ölenler arasında gülüşleri gelecekten mahrum Katliam haberlerine göre ölen çocuklar 7 ile 12
Esman nasıl gülerdi acaba? Bunu hiç
bırakılan çocuklar da vardı. yaş arasındaydı. 12 yaşında ölenler 7 yaşında
bilemeyeceğiz. İşte ağıtlar tam da bu nedenle
Nâzım Hikmet’in, “Şeker de yiyebilsinler” ölenlere göre daha mı şanslıydı acaba? Beş
yakılır. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şu dizeleri
ifadesini kalplerine kazıyanlar tarih sahnesinde yıl daha fazla yaşamışlardı çünkü. 12, 7, 5...
ne kadar da anlamlı:
belirliyor. Bir bardağa göre üç bardağın daha
gerçekleşen her katliamda kapılarını çalan o kız Sayılar ne gariptir. Bazı haber ajansları 160
“Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i./
değerli olduğunu düşünüyoruz. Değer, iktisadi
çocuğuyla karşılaşır. kız çocuğu öldü diyor, bazılarıysa 100. 50 olsa
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...”
bir kavram olarak anlaşılıyor.
Amerika ve İsrail, İran’a yaptıkları daha mı az üzülürdük acaba?
Minab’da gülüşüne hasret bırakan tüm
DÜNYA BIR ARAMA MOTORU
saldırıda Minab kız okulunda okuyan Niteliklerin niceliksel değere indirgendiği
Esman’lar için Anadolu’dan bir ağıt yakmalı:
sayısız kız çocuğunun ölümüne neden dünyamızda üzülmek ya da sevinmek niceliksel Esman nasıl gülerdi acaba? Mutlaka bir
“Coşgum sular çağıl çağıl akıyor / Dereler sel
oldu. İsrail cephesinden yapılan açıklama bildirime göre değişiyor. Dünya denilen yer yerlerde fotoğrafı olmalı, bulabilirsek bunu
olup yeri yırtıyor / Bahçalıkta baban gözyaşı
okulun yanındaki askeri tesisin hedeflendiği artık devasa bir alışveriş merkezi. Alışveriş
öğrenebiliriz. Elbette bulabiliriz! Dünya artık döküyor / Ne oldu guzum da ne oldu sana / Ne
yönündeydi. Amerika-İsrail müttefik güçleri arabasına doldurulan ürün sayısı kimliğimizi
her şeyin saniyeler içinde bulunabildiği bir oldu yavrum da ne oldu sana...”

