Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
11 EKİM 2026
4
Hava durumu
sanatı nasıl etkiler?
üzeler yüzyıllardır kaidesindeki etiketi ıslatmış, Duccio
doğayı dışarıda tutmak di Buoninsegna’nın 1288 tarihli
için tasarlanıyor. “Madonna of the Franciscans”
Çatılar yağmuru, (Fransiskenlerin Meryem’i) tablosuna
Mduvarlar nemi dışarıda da sıçramış neyse ki tablo vitrini
bırakırken iklimlendirme sistemleri
sayesinde kurtulmuştu. Cimabue’nin
içerideki sıcaklığı ve nemi sabit tutmak
camla korunmayan 1285 tarihli
için çalışıyor. Ziyaretçiler gezerken
“Maestà” (Tahttaki Meryem) tablosu
fark etmese de bir müzenin başarısı
ise suyun düştüğü noktanın yalnızca
BALA
biraz da dışarıdaki dünyanın içeride ne
bir metre uzağındaydı. Müze eserlerin
GÜRCAN
kadar az hissedildiğiyle ölçülüyor.
zarar görmediğini açıkladı ama bu
MADRA
Ancak geçen hafta gelen bir haber,
kadar kısa bir mesafe olayın ne kadar
değişen iklim koşullarının müzeleri
ucuz atlatıldığını anlatmaya yetiyordu.
zorladığını bir kez daha gösterdi.
MÜZELER VE İKLİM
17 Eylül’de Floransa’ya bir saat içinde 45
Müzecilikte sıcaklık ve nem kontrolü neredeyse
milimetreyi aşan yağmur düştü ve bu şiddetli
görünmez bir altyapı olarak çalışıyor. Galerilerin
yağıştan kentin en önemli
iklimi mümkün olduğunca
iki müzesi, Uffizi ile
istikrarlı tutuluyor ama bu
Palazzo Pitti de payını aldı.
sistemin kendisi de ciddi
Uffizi’de, Caravaggio’nun
miktarda enerji tüketiyor.
“Bacchus” (1596)
Son yıllarda konservatörler,
tablosunun da bulunduğu Paris
her eser için aynı sıcaklık
17. yüzyıl salonunda
tavan penceresinden ve nem aralığını korumanın
su sızdı. Müze, suyun gerçekten gerekli olup
yalnızca koruyucu vitrine olmadığını tartışıyor
sıçradığını ve eserlerde çünkü müzeyi iklimden
Floransa
hasar olmadığını açıkladı. korumak için karbon
Palazzo Pitti’de ise Palatine ayak izini büyütmek artık
“The Weather Project” (Hava Projesi), bir tablo çıkıyor ortaya. Uffizi ve Louvre yağmuru
Gallery ve Modern Sanat sürdürülebilir görünmüyor.
yapay bir güneş, sis ve ışıkla kapalı bir ve doluyu dışarıda tutmak için ellerinden geleni
Galerisi’nin bazı bölümleri Dışarıdaki havayı içeri
yaparken Eliasson güneşi, sisi ve ışığı bilerek
su baskını nedeniyle sokmamak için harcanan mekânda neredeyse gerçek bir hava olayı
içeri alıyor. Müzeler eseri doğadan korumaya
kapatıldı. yaratmıştı. Ziyaretçiler o “güneş”e bakmakla
enerji, o havayı her yıl
uğraşıyor, Eliasson ise doğanın esere karışmasına
yetinmiyor altında uzanıyor, buluşuyor, kendi
biraz daha tahmin edilemez
LOUVRE’DA BENZER
kapıyı açık bırakıyor. Yine de iki taraf da aynı
hale getiren krize katkıda bedenlerini ve birbirlerini mekânın bir parçası
SENARYO
sonuca çıkıyor ve hava, sanatın pencereden
bulunuyor. Oysa bazı haline getiriyordu. Eliasson’un sonradan
Geçen yılın mayıs izlenen arka planı olmaktan çoktan çıkmış
sanatçılar, havanın sanatla anlattığına göre o dönem asıl merak ettiği şey
ayında benzer bir görüntü görünüyor. Yüzyıllardır dışarıdaki dünyayı
ilişkisini müzelerden çok havanın insanları nasıl ortak bir deneyimde
Louvre’da yaşanmıştı. içeride hissettirmemekle övünen müzeler, bu
daha önce fark etmişti.
buluşturduğuydu. İklim değişikliği henüz işin
Bir dolu fırtınasının ardından su, cam çatıdaki sınırın ne kadar kırılgan olduğunu artık her
merkezinde yer almıyordu.
DOĞAYLA BİRE BİR
hasarlı bir contadan Cimabue sergisinin salonuna sağanakta yeniden öğreniyor. Önümüzdeki
İLGİNÇ BİR TABLO
sızmış, çalışanlar aceleyle branda germek zorunda Danimarkalı-İzlandalı sanatçı Olafur yıllarda onları asıl meşgul edecek soru da
Floransa’daki ve Paris’teki görüntüleri
kalmıştı. Su, Nicola Pisano atölyesinin 1267 Eliasson’un 2003’te Londra’daki Tate olasılıkla doğayı daha ne kadar süre dışarıda
tarihli “Three Acolytes” (Üç Akolit) heykelinin Modern’in Turbine Hall’ına yerleştirdiği Eliasson’un işlerinin yanına koyduğumuzda ilginç tutabilecekleri olacak.
Kırık sütun, yaralı beden
rida Kahlo’nun 1944 tarihli
“Kırık Sütun” tablosu, acıyı
güzelleştirmeden görünür kılar.
Çiviler, korse ve parçalanmış sütun
Farasında Frida ne kahramanlık anlatır
ne de teselli arar, yalnızca yarasına gerçekten
bakmamızı ister.
Tabloda gözümüzün
kaçabileceği güvenli bir
yer yoktur. Gövdesini ikiye
ayıran yarık, omurgasının
yerindeki parçalanmış sütun,
tenine saplanan çiviler...
Bütün bunların ortasında
Frida doğrudan bize bakar.
Yanaklarından yaşlar iner
GÜVEN
ama yüzünde yardım isteyen
bir ifade yoktur. Acısını
BAYKAN
saklamadığı gibi onu seyirlik
bir gösteriye de dönüştürmez.
Bedenini sıkı bir ortopedik korse sarar.
Göğsünden karnına kadar açılmış derinin içinde,
Frida Kahlo’nun
omurga yerine çatlamış İyon düzeninde bir sütun
yattığı yerden
görünmesini sağlar.
vardır. İnsan bedenini ayakta tutması gereken
çalışmasını
Bu nedenle onu “güçlü kadın” kalıbına
yapı kırılmıştır. Arkadaki toprak da aynı biçimde
sağlayan
kapatmak da resmi eksiltir. Frida kırılmadığı
yatağı.
yarılır. Ne bir ev görünür ne de gölge verecek bir
için değil, kırılmış bedeniyle çalışmayı, sevmeyi
ağaç. Ufuk açıktır ama gidilecek bir yer yoktur.
ve yaşamayı sürdürdüğü için insandır. Onu
Frida kendi bedenini manzaraya, manzarayı da
Doktorların raporlara, röntgenlere ve birinin nerede bitip ötekinin nerede başladığını
yalnızca dayanıklılığın simgesine çevirdiğimizde
yaralı bir bedene dönüştürür.
ayırmak mümkün değildir.
ameliyatlara böldüğü bedeni, resimde yeniden
resimdeki kırılganlığı yeniden görünmez hale
Belki de resmin en rahatsız edici yanı budur.
kendi anlatısının içine alır. “Kırık Sütun”da çevre
getiririz.
DÖNÜM NOKTASI
Acının karşısında alıştığımız jestleri göremeyiz.
geri çekilir, beden ortada kalır.
Resim onu iyileştirmemiştir. Sütunu
Bu görüntünün gerisindeki tarih 17 Eylül
Frida dimdik durur. Fakat bu duruşu yalnızca
Tablo yapıldığında kazanın üzerinden 19 yıl
birleştirmemiş, çivileri çıkarmamıştır. Yaptığı şey
1925’e uzanır. Frida 18 yaşındadır ve doktor
“güç” sözcüğüyle açıklamak da resmi küçültür.
geçmiştir. Ağrı artık gündelik
daha yalındır: Yaralı bedeninin nasıl görüleceğine
olmayı düşünmektedir.
Çünkü korse olmadan ayakta kalamayacağını
yaşamın düzenidir. Hareket
kendisi karar verir.
Alejandro Gómez Arias’la
bize zaten göstermektedir. Dimdik görünürken
kabiliyeti kısıtlandıkça farklı
“Belki Frida”nın bugün hâlâ bu kadar
bindiği otobüsün tramvayla
aynı anda parçalanmaktadır.
korseler kullanır.
yakınımızda durmasının nedeni de budur. Onun
çarpışması sonucu omurgası,
Casa Azul’da korunan alçı
resimlerinde tamamlanmış iyileşmeler yoktur.
leğen kemiği ve bacağı ciddi
ACIYA BAKIŞ
korselerden birinin üzerinde de
Bazı yaralar kapanmaz, bazı ağrılar insanın
biçimde zarar görür. Bir ay
Frida Kahlo için sık sık “Acısını sanata
çatlamış bir İyon sütunu vardır.
yanında yaşlanır.
hastanede kalır, ardından
dönüştürdü” denir. Güzel duyulan bu cümle,
Frida bedenine takılan tıbbi nesneyi
“Kırık Sütun” karşısında kalan duygu zafer
aylarca yatağa bağlı yaşar.
farkında olmadan acıyı da güzelleştirir. Sanki
kendi işaretleriyle değiştirir.
Annesi yatağının üzerine, değildir. İnsan bazen bütünüyle iyileşmez.
çekilen her acı insanı daha güçlü yapmak
Doktorun verdiği araç, onun
Yarasını yanında taşır; ona göre oturur, yürür,
uzandığı yerden kendisini
zorundaymış gibi.
elinde kişisel anlatısının parçasına
çalışır ve hayatını yeniden düzenler.
görebileceği bir ayna
Oysa ağrı öğretici olmak zorunda değildir.
dönüşür.
yerleştirir. Ailesi de yatarak Frida’nın gözlerinde nasıl dayandığına ilişkin
Bazen yalnızca can yakar. Günlük yaşamı
Tablodaki çiviler yüzüne,
çalışabileceği özel bir şövale bir açıklama yoktur. Orada, yaşamayı sürdüren
daraltır. Nasıl oturacağınızı, nasıl yürüyeceğinizi,
göğsüne, kollarına ve bacaklarına
yaralı bir bedenin çıplak gerçeği vardır ve belki
hazırlatır. Dışarı çıkamadığı gece hangi yana dönebileceğinizi belirler.
dağılmıştır. Kalbine yakın duran
günlerde karşısında en çok tablodan uzaklaşırken insanı en çok o bakış takip
Görünmeyen ağrıysa sürekli açıklama ister:
büyük çivi duygusal yaraları düşündürse de resmi
kendi yüzü vardır. Otoportrelerinin çokluğu eder:
“Dün daha iyi görünüyordun”, “Biraz dinlenirsen
bazen kendine hayranlıkla açıklanır. Oysa ayna yalnızca Diego Rivera’yla yaşadığı çalkantılı “Bana acımayın” demez. “Beni güçlü bulun”
geçer” veya “Artık alışmış olmalısın.”
ilişkiye bağlamak eksik kalır. Çünkü Frida’nın
onun için bir süslenme aracı değil, dışarıya açılan Frida’nın resmi buna bir kahramanlık da demez. Sadece bakmamızı ister. Gerçekten
dar bir penceredir. acısı hem fizikseldir hem ruhsal, çoğu zaman hikâyesiyle yanıt vermez. Yalnızca yaranın bakmamızı.
BÜYÜK RESİM

