Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
11 EKİM 2026
2
EDITÖRDEN
Toroslarda üç gün,
ilim insanları son
yıllarda tuhaf bir
olasılığı tartışıyor:
Dünya’nın
Bdönüşündeki
küçük hızlanmalar nedeniyle
saatlerden ilk kez bir
BINLERCE YIL
“negatif artık saniye”
çıkarılması gerekebilir.
araman’a bağlı Ermenek, koyuyor.
Yani teknik olarak bir gün,
DAIRESEL
İç Anadolu ile Akdeniz Nadire Kanyonu’ndan geçerken yükselen
bir saniyeliğine bile olsa,
FLORA
arasında, Torosların kaya duvarları, su ve yoğun bitki örtüsü
gerçekten kısalabilir. Ancak
çevrelediği kendine özgü arasında manzara bir anda neredeyse
bizim “Zaman çok hızlı
Kbir coğrafyaya sahip. gerçeküstü bir hal alıyor; kendinizi
geçiyor” derken hissettiğimiz
Bölgenin kadim kültürlere ve zengin mitolojik bir anlatının sahnesinden
şeyin bununla ilgisi yok.
bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği geçiyormuş gibi hissediyorsunuz.
HHH
yaptığını biliyordum ancak üç günlük Kanyonun içinde, Göksu Nehri’nin
Asıl hızlanan yaşamın ritmi
yolculuğun sonunda beni asıl şaşırtan, kollarından birinin doğduğu noktaya
ve geçiciliği. Bir zamanlar
bütün bunların birbirinden ayrılmasının yakın konumlanan ve erken Hıristiyanlık
otobüs beklerken yalnızca
neredeyse olanaksız oluşuydu. Sabahları döneminde sığınma ve ibadet amacıyla
beklerdik. Bir arkadaşımız
AYÇA
Toroslara karşı meditasyon ve nefesle kullanıldığı belirtilen Ayhatun
geciktiğinde etrafa bakardık.
CEYLAN
güne başlamak da belki bakışımı biraz Kaya Manastırı ise bu hissi daha da
Şimdi birkaç boş dakikayı
değiştirdi; dağların karşısında zaman güçlendiriyor. Doğal oluşumlarla insanın
bile mesaj, video, haber ya
yavaşlarken gün içinde karşılaştığım kayaya bıraktığı izlerin iç içe geçtiği
ayca_ceylan
da işle dolduruyoruz. Günün
antik kentler, su yapıları, bitkiler ve bu alanda, suyun yalnızca bugünün
içinde zamanın geçtiğini fark
sofralar ayrı ayrı duraklar olmaktan çıkıp manzarasını yaratmadığını, insanların
edeceğimiz boşluk giderek
aynı coğrafyanın farklı zamanlarda bıraktığı izlere coğrafyayla kurduğu ilişkinin de yüzyıllardır
azalıyor.
dönüştü. merkezinde bulunduğunu görmek mümkün. Gölün
HHH
turkuvazına bakarken bir yanda
SUYUN IZINDE
Psikoloji de zaman algısının
biyolojik çeşitliliği, diğer yanda
Bu izleri birbirine bağlayan
saatten çok hafıza, dikkat ve
enerji üretimi amacıyla yeniden
unsurlardan biri su. Ermenek
yaşadığımız olaylarla ilişkili
biçimlendirilmiş bir peyzajı
Baraj Gölü’nün turkuvaz
olduğunu söylüyor. Yeni
Sbide’de başlayan öykünün izini Ermenek
ve bütün bunların altında
rengi bugün bölgenin en
ve ayırt edici deneyimler
merkezinde de sürmek mümkün. Ahmet ve Nezahat
uzanan kültürel belleği birlikte
çarpıcı manzaralarından birini
hafızada daha fazla iz
Keleşoğlu Vakfı’nın girişimleriyle Ermenek’e
düşünmek gerekiyor.
oluştururken insan eliyle
bırakırken rutin dönemler
kazandırılan Ahmet Keleşoğlu Arkeoloji ve
ANTIK SBIDE
oluşan bu yeni su coğrafyasının
geriye baktığımızda sıkışıp
Etnografya Müzesi’nde, vakıf tarafından desteklenen
Yolculuğun beni en çok
çevresinde Torosların çok daha
kısalabiliyor.
Sbide kazılarından çıkarılan eserler de yer alıyor.
etkileyen duraklarından biri
eski yaşam katmanları varlığını
Belki de zaman daha hızlı
Antik kentte bulunan ancak yerel üretim olmadığı
Yukarıçağlar yakınlarındaki
sürdürüyor. Ermenek florası
akmıyor. Biz onu ölçen
anlaşılan amphoralar özellikle dikkatimi çekti. Bu
Sbide antik kenti oldu.
üzerine yapılan araştırmalarda
saatlere hiç olmadığı kadar
buluntular, Torosların yükseklerindeki yerleşimin
Arkeolojik bulgular geçmişi
bölgede 1332 bitki türünün
hâkimiz ama geçtiğini
kendi içine kapalı olmadığını, ticaret ve dolaşım
MÖ 3. yüzyıla kadar
belirlenmesi, bunların 307’sinin
hissedecek kadar az
ağlarıyla başka coğrafyalara bağlandığını gösteriyor.
götürürken Roma ve Erken
endemik olması ve endemizm
duruyoruz.
COĞRAFYANIN SOFRASI
Bizans dönemlerinde gelişen
oranının yüzde 23’ü aşması, ilk
Hepinize iyi pazarlar...
kentte bugün surların, ana Ermenek’i okumanın bir başka yolu sofradan
bakışta etkileyici bir manzara
caddenin, kamusal yapıların, geçti. Şef Ömür Akkor’un hazırladığı akşam
DENIZ ÜLKÜTEKIN olarak gördüğümüz coğrafyanın
kilisenin ve geniş nekropolün yemeğinde önümüzde yalnızca bir mönü değil,
gerçekte ne kadar zengin ve hassas
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr
izleri takip edilebiliyor. Anadolu’nun değişen beslenme biçimlerini zaman
bir yaşam alanı olduğunu ortaya
Torosların bu kadar yüksek ve coğrafya üzerinden anlatan bir rehber vardı.
ve sarp bir noktasında böylesine örgütlü Karain’de avcılık ve yaban yaşamından başlayarak
bir yerleşimle karşılaşmak, antik kentleri çoğunlukla Göbeklitepe, Çatalhöyük, Kültepe ve İbn Battuta’nın
kıyılar ve büyük ovalarla ilişkilendiren bugünkü Anadolu’sundan bugünün Ermenek’ine ulaşan anlatı,
bakışımızı da değiştiriyor. insanın ne yediğinin iklimden, biyolojik çeşitlilikten,
Sbide’de aklımda özellikle kaya mezarları tarımdan ve ticaretten bağımsız düşünülemeyeceğini
kaldı. Bazı mezarların üzerindeki aslan biçimli taş hatırlatıyordu. Konya Ovası’ndan Toroslara,
kapaklarda av sahneleri görülürken kazı Ermenek’ten Akdeniz’e uzanan haritada
başkanının alanda anlattığına göre keçiboynuzu, turunç, batırık ve kekik
aslanların anatomisindeki ayrıntılar gibi tatların yerlerini görmek ise
mezarda yatan kişinin kadın sofrayı adeta yenilebilir bir coğrafya
ya da erkek olduğuna ilişkin haritasına dönüştürüyordu. Gecenin
işaretler taşıyor. Kentin dikkat sonunda sofradan aklımızda kalan
çeken bir başka özelliği ise su bir yemek, tat, his veya öyküyü
mühendisliği. Kayalıkların içine küçük bir kâğıda yazıp şefe
açılan tünellerle uzaktan getirilen bıraktık. Ermenek’ten ayrılırken
suyun yerleşime ulaştırılması, bir kez daha düşündüm: Ülkemizin
bugün erişmenin bile zahmetli doğal ve kültürel zenginliğini
olduğu bu coğrafyada binlerce keşfetmenin gerçek anlamı, onu
yıl önce kurulan yaşamın ölçeğine tüketmeden görmek, korumak ve
ilişkin önemli ipuçları sunuyor. gelecek kuşaklara aktarabilmekte yatıyor.
Avuç Saçma” kitabındaki “Bahar Sesleri”
Tanıdık bir kokunun hafızayla kurduğu güçlü bağ bizi kimi
yazısında bütün güzel kokuların üzerine bir
başkasını koyuyordu: “Yazın yağmurdan
zaman doğrudan geçmişe götürüyor
sonraki toprak kokusu.”
Üstelik bu kokunun şişeye
doldurulamamasına ve lavantasının
yapılamamasına hayıflanıyordu. Belki
de Refik Halit’in sevdiği şey yalnızca
Yağmur kokusu…
kokunun kendisi değil, ele geçirilemez
oluşuydu. Bazı güzellikler saklanamadıkları
zun süren karışıyordu?
için güzeldir. Gelir, havaya karışır ve
YAŞAM
sıcakların ardından
Kurak dönemlerde
kaybolurlar.
ilk yağmurlar
GÜNLÜĞÜ bitkilerden ve topraktaki
geldi. Daha zemin
mikroorganizmalardan
KOKULAR VE ANILAR
Utam anlamıyla
kaynaklanan bazı maddeler
Kokuların anıları neden böylesine güçlü
mikroorganizmaları, “streptomyces”
ıslanmadan tanıdık bir koku
gözenekli yüzeylerde birikir.
biçimde uyandırdığı konusunda da bilimin
yükseldiğini birkez daha bakterilerine çektiğini gösteriyor.
Yağmur damlası toprağa
söyleyecekleri var. Koku duyusu, beynin
hissettik. Biraz toprak, biraz Bakterilerin sporları bu küçük canlıların
düştüğünde, temas ettiği noktada
duygu ve bellekle ilişkili bölgeleriyle yakın
taş, biraz da çocukluğun nerede bedenlerine tutunuyor veya sindirim
küçücük hava kabarcıkları
bağlantılar kurar. Araştırmalar, kokuların
kaldığını hatırlatan belli belirsiz sistemlerinden geçiyor. Böylece başka
meydana gelir. Bunlar yüzeye
çağırdığı kişisel anıların çoğu zaman daha
bir şey... Ona “yağmur kokusu” yerlere taşınıyor. Bizim yağmurdan sonra
yükselip patlar ve kokulu
eski ve daha duygusal olduğunu ve insana
ÖMÜR
deriz.
derin bir nefesle içimize çektiğimiz koku,
maddeleri taşıyan mikroskobik
yalnızca bir olayı hatırlatmakla kalmayıp
Oysa kokan yağmur değildir.
TANYEL toprağın altında süren kadim bir ortaklığın
zerrecikleri havaya salar.
o ana geri dönmüş hissi verebildiğini
Gökyüzünden düşen su,
işareti olabilir.
Bir yağmur damlasının
gösteriyor.
yerde uzun süredir bekleyen
Petrikoru pek çok insanın hoş bulması
toprağa çarpmasını ağır
Bugün nörobilimin, “kokuyla uyarılan
görünmez bir dünyayı havaya
da muhtemelen yalnızca bir molekülün
çekimde izleyen araştırmacılar
otobiyografik bellek” dediği şeyi edebiyat
kaldırmaktadır.
kimyasal özelliğiyle açıklanamaz. Çünkü
gözle göremeyeceğimiz bu hareketi
çok daha önce anlatmıştı: Bazı kokular bize
aynı geosmin, içme suyuna veya yiyeceklere
ancak yakın zamanda ayrıntılı biçimde
geçmişi düşündürmez, bizi kısa bir an için
BILIM VE ŞIIR
karıştığında rahatsız edici bulunabilir.
görüntüleyebildiler. Hafif yağmurun
geçmişin içine bırakır.
İnsanlar bu kokuyu kuşkusuz binlerce
Kokunun anlamını, içinde bulunduğu ortam
kokusunun bazen şiddetli bir sağanaktan
Bu yüzden ilk yağmurla birlikte
yıldır biliyor. Ancak bilimsel ismi oldukça
değiştirir.
daha belirgin gelmesinin nedenlerinden
yükselen koku birine çocukluğundaki
yeni. Avustralyalı araştırmacılar Isabel
Yağmur kokusu kavurucu sıcakların
biri de budur. Çok sert olmayan damlalar,
parkı, diğerine okuldan dönüş yolunu, bir
Joy Bear ve Richard Thomas, 1964 yılında
kırılması, kuraklığın sona ermesi, suyun
kokuyu taşıyan parçacıkları havaya
başkasına artık hayatta olmayan biriyle
yayımladıkları çalışmalarında kuru toprak
ve yeşermenin geri dönmesi gibi olumlu
çıkarmaya daha elverişli koşullar oluşturur.
geçirdiği son yazı hatırlatabilir. Bilim, bu
ve taşların yağmurla buluştuğunda ortaya
deneyimlerle birlikte öğrenilmiş olabilir.
Toprak kokusunun en tanınan
çıkardığı kokuya “petrikor” ismini verdiler. yolculuğun beyindeki yollarını gösterebilir.
Uzak atalarımız için suya ve verimli toprağa
bileşenlerinden biri “geosmin”dir. Bu
Ancak anının kime ait olduğunu, hangi
Sözcüğü, Yunancada taş anlamına
işaret eden kokuları fark etmenin bir avantaj
maddeyi toprakta yaşayan Streptomyces
yüzü taşıdığını ve neden tam o gün geri
gelen “petra” ile mitolojide tanrıların
cinsi bakteriler üretir. İnsan burnu geosmine sağladığı da öne sürülüyor. İlgi çekici bir
döndüğünü insanın kendi hikâyesi belirler.
damarlarında dolaştığı düşünülen sıvı
olasılık ama henüz kanıtlanmış bir evrim
son derece duyarlıdır. Sudaki çok düşük Yağmurun kokusu yoktur belki ama
“ichor”dan türetmişlerdi. Böylece bilimsel
miktarlarını bile algılayabiliriz. öyküsü değil. dokunduğu toprak konuşur, hafızamız da
bir araştırmadan son derece şiirsel bir
Üstelik geosmin yalnızca bize gönderilmiş Bilim insanları bu kokuya henüz petrikor
kelime doğdu: Taşın damarlarında dolaşan onu hemen tanır.
ismini vermemişken, Refik Halit Karay
öz. hoş bir koku değildir. Araştırmalar, Bazı yağmurlar toprağı değil, hatıraları
Peki bu öz yağmur yağınca nasıl havaya bu kokunun toprakta yaşayan bazı onun değerini çoktan fark etmişti. “Bir ıslatır.
Karamanoğulları
ve Türkçe mirası
Ermenek’in tarihsel katmanları antik dönemle
sınırlı değil. Karamanoğulları Beyliği’nin önemli
merkezlerinden olan kentte bu dönemin izleri bugün
de görülebiliyor. 1339’da Emir Musa Bey tarafından
yaptırılan Tol Medrese’de rehberimizin özellikle
işaret ettiği avludaki havuzun astronomiyle ilişkisine
yönelik anlatı, dönemin bilgi üretimine açılan başka
bir pencereydi. Karamanoğulları mirasının önemli
parçalarından biri de Türkçeye verilen önem:
Karamanoğlu Mehmet Bey’in 1277’de Türkçenin
kamusal ve idari alanda kullanılmasını öngören
fermanı, Anadolu’da Türkçenin gelişimi açısından
önemli eşiklerden biri kabul ediliyor.
otanyel@yahoo.com

