Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
10 EKİM 2012 ÇARŞAMBA SAYFA SAĞLIK 5 Diyabette yaşam kalitenizi artırın H Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göz Hastalıkları Bölümü Opr. Dr. Tahir Şam ŞEYİ N ER BAŞI SAĞLIK Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aysun Yurdakul ''Diyabet konrol altına alınmadığı zaman çok sinsi ilerleyen bir rahatsızlıktır. Mutlaka kişiye özel tedavi ve beslenme programı hazırlanmalıdır''dedi Posalı yiyecekleri tercih ediniz. Posalı yiyeceklerin kan şekerini daha yavaş yükselttiğini anlatan Yurdakul, “Posadan zengin meyve ve sebzelerin suyunu içmek değil, meyve ve sebzeleri kabuğu ile yemek posa alınması açısından faydalıdır. Posadan zengin meyve ve sebzelerin , sindirim sisteminden emilimlerinin yavaş olması kan glikozundaki yükselmelerin daha az olmasına neden olur. Ayrıca posa kendisiyle birlikte alınan yağların emilimini de engeller” dedi. Her yiyeceğin yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızının farklı olduğunu söyleyen Yurdakul, posalı yiyeceklerin glisemik indekslerinin düşük olduğunu ifade etti. Yurdakul, “Glisemik indeksin yüksek olması o besini diyetimizden çıkartacağımız anlamına gelmez. Ama azaltmalıyız” dedi. Şaşılık aşılık ya da göz kayması gözlerin görme akslarının paralelliğini kaybederek farklı yönlere bakmasıdır. Şaşılık varlığında bir göz ile düz ve istenen yere bakılırken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağı doğru kayabilir. Çocuklarda iki gözün aynı düzlemde görmemesi sonucu üç boyutlu görme gelişmez. Erişkinlerde sık görülen, genelde felçlerle meydana gelen sonradan olan kaymalarda İse kayan gözden gelen görüntünün baskılanması yapılamadığından çift görme şikayeti ortaya çıkar. Hayatın ilk birkaç ayında kısa süreli içe veya dışa olan kaymalar normal kabul edilmesine karşın etraftaki objelere odaklanmanın yapılabildiği 4. aydan itibaren olan kaymalar mutlaka bir göz hekimine danışılmalıdır. Ayrıca katarakt, göz tümörleri veya nörolojik hastalıklarda kendini şaşılık ile gösterebilir. Ailede şaşılık bulunması, erken doğum, zor doğum, yüksek hipermetropi, düşme ve ateşli hastalıklar şaşılık riskini artırır. Halk arasında yanlış inanış olarak bebeklikte olan kaymanın büyümekle zamanla düzeleceği düşünülmektedir, ancak bu hatalıdır şaşılık hiçbir zaman büyümekle kendiliğinden düzelmez. Ayrıca ailede şaşılık veya göz tembelliği olan kişiler varsa çocuk mutlaka 12 yaşında göz doktoruna gösterilmelidir. Bunun dışında her çocukta 3 yaşına dek göz muayenesi yapılmalıdır. Şaşılık Tedavisi Nasıl yapılır? Tedavide amaç görme gelişimini olumsuz etkilenmeden her iki gözün bir arada kullanılarak gelişiminin sağlanmasıdır. Detaylı bir göz muayenesinin ardında kaymanın sebebine göre tedavi planlanır. Tedavi için eşlik eden kırma kusuru varsa gözlük verilmesi ile kayma düzeltilebilir. Kırma kusuru olmayan ya da gözlükle tam düzelmeyen şaşılılıklarda cerrahi tedavi gerekir. Şaşılık tedavisi ne kadar erken dönemde yapılırsa başarısı o denli yüksek olur. Çocuklarda göz muayenesi ne zaman yapılmalıdır? Çocuklarda göz muayenesi yeni doğan döneminden başlayarak yapılmalıdır. İlk muayene yeni doğan odasında deneyimli bir hemşire veya çocuk doktoru tarafından yapılır. Daha sonra 6. ve 18. aylarda göz doktoru tarafından genel göz sağlığı muayenesi yapılmalıdır. Gözler tamamen normal görünümde olsa bile göz tembelliği tespiti için her çocukta 3 yaşında mutlaka ilk görme muayenesi yapılmalıdır. Ambliyopi Göz tembelliği nedir ? Görme bebeklikten itibaren beynin öğrendiği bir yetenektir. Bebek yeni doğduğunda silüetleri ayırd ederken yaklaşık 6 aylık olduğunda bilinen anlamda renkli ve üç boyutlu görmeyi öğrenir. Çocuklarda 8 yaşına kadar görme gelişimi devam etmektedir. Eğer bir gözde diğerine göre daha yüksek bir kırma kusuru, kayma veya katarakt veya tek taraflı kapak düşüklüğü gibi görmesini engelleyecek bir bozukluk var ise o göz bulanık görmeyi öğrenir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde tedavi edilmez ise bu durum kalıcı olur. Erken teşhis edildiğinde yani hayatın ilk 8 yıllık döneminde tedavisi mümkündür. Göz Tembelliği Tedavisi: Göz tembelliğinin tedavisi için az gören gözün kullanılmasını zorlamak için iyi gören göze kapama yapılır. En basit ve en kolay uygulanabilir tedavi kapama tedavisidir. Kapama tedavisine ek olarak veya alternatif olarak pleoptik tedavi, penelizasyon tedavileri yapılabilir. Cambridge Eye Stimulator (CAM terapi) görme keskinliğini, 3 boyutlu görme ve derinlik hissini, kontrast sensitiviteyi artırmak için kullanılan bir tedavidir. Bu tedavi ile 515 yaş arası çocuklara Kontrast disklerin üzerinde boyama yaptırarak 1020 seansta görmeyi geliştirmek hedeflenir. NeuroVision bilgisayar ve kişiye özel program kullanılarak, evde seanslar halinde yapılan çalışmalar ile; beyinde görüntünün algılanmasını sağlayan bir tedavi programıdır. 10 yaş ve üzerinde görsel uyarılarla kontrast sensitivitenin artırılması ile görme keskinliğinin ve kalitesinin artırılması hedeflenir. Çocuğnuzun göz sorunları ile ilgili herhangi bir sorunuz olduğunda doktorunuzu aramaktan çekinmeyiniz. Ş iyabette beslenme alışkanlıkların düzenlenmesinin amacı gün boyu kan şekeri seviyesini istenilen düzeyde tutarak, hipoglisemi ve hiperglisemi ataklarını önlemek ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Diyabette kişiye özel tedavi ve beslenme programı hazırlanmalıdır. Şeker ve şekerli gıdalardan sakının Beslenme ve Diyet Uzmanı Aysun Yurdakul 'Çay şekeri, şekerlemeler, reçel, bal, hazır meyve suları, kurabiyeler, bisküviler, pasta ve tatlılar, çikolatalar vücudunuzda hızlı bir şekilde glikoza çevrilerek kana geçerler ve kan şekerinizde ani yükselmeler meydana getirirler. Yüksek kan şekeri istenen bir durum olmadığı için bu tür yiyeceklerden uzak durmanız gerekir” dedi. D Öğün atlamayın Düzgün öğün alışkanlığı dışında düzenli belli aralıklarda, kişiye özel ara öğün olması gerektiğini ifade eden Yurdakul, “Ara öğünlerimizin sayısı ve sıklığı kişinin yemek saatleri, çalışma şekli, alınan diyabet ilaçları ve insülinün türü, yaşam şekline göre hatta mevsime göre değişiklik gösterebilir. Amaç akşama kadar düzgün bir kan şekeri seviyesini koruyabilmektir” diye konuştu. Meyvelere dikkat Meyvelerden alınan şekere de dikkat çeken Yurdakul, “Meyve porsiyonlarını doğru ayarlayın. Meyveleri daha çok öğün aralarında, ara öğünlerde, 1 porsiyon meyve ve 1 porsiyon proteinli bir gıda veya yağlı tohumlardan biriyle tüketmek gerekir” diye konuştu. Terleme kabusunuz olmasın M edical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Cerrahisi Bölümü doktorlarından Op. Dr. Ahmet Bülent Kargı, terlemenin vücudun bulunduğu ortamla arasındaki ısı değişimini sağlayan fizyolojik bir mekanizma olduğunu, ter bezlerinin irade dışı çalışan bir mekanizma tarafından kontrol edildiğini belirtti. Aşırı terlemenin tüm vücutta veya bölgesel olabileceğini belirten Kargı, ''Tüm vücutta görülen aşırı terleme, mutlaka bir hastalıkla ilişkili olmak durumunda değildir. Bazı insanlar diğer insanlara göre daha çok terler. Fazla kilolu insanlar buna örnektir. İlaçların yan etkisi olarak vücutta aşırı terlemede görülebilir'' dedi. Op.Dr. A.Bülent Kargı, bölgesel aşırı terlemenin özellikle baş, boyun bölgesi, yüz, el, koltuk altı ve ayak bölgelerinde yoğunluk kazandığını, bu durumun da kişilerin günlük aktivitelerini, psikolojik durumunu ve sosyal yaşantılarını etkilediğini, bu sorunu yaşayan insanların tokalaşmaktan, insanlarla tanışmaktan, kalem tutamamaktan şikayetçi olduklarını söyledi. İnsanların bölgesel aşırı terleme şikayetlerinden kurtulmak için araştırma yaptıklarını belirten Op.Dr. A.Bülent Kargı, ''piyasada yer alan kremler, harici ilaçlar, iontoforez yöntemi, botoks gibi tedavi yöntemleri kalıcı değildir.Kişinin günlük yaşam, mesleki aktivite, sosyal ilişkiler ve kişiliğin etkilendiği aşırı terlemenin, kalıcı ve kesin çözümünün cerrahi yöntem olduğunu bilmelidirler'' dedi. Bebeğinizi emzirin 1 7 Ekim tarihleri arasında Dünya Emzirme Haftası ile ilgili açıklama yapan Medical Park Özel Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Doktoru Uzm. Ebru Atike Temel ''Yeni doğan bebek için en ideal besin, anne sütüdür. Çocuğun anne sütü ile beslenmesinin sayısız yararları vardır. Anne sütündeki antikorlar bebeği mikroplu hastalıklara karşı korur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler ishal, öksürük, nezle ve diğer sık görülen bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanır'' diye konuştu. Yenidoğan bebeklerin en az 2 saat ara ile emzirimesi gerektiğini belirten Temel, “Uyuyorsa uyandırın. Bebeğinizin geceleri, 3 4 saatten fazla uyumasına izin vermeyin, uyandırıp mutlaka emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir” dedi. Anne sütünün özellikleri Dr. Ebru Temel, anne sütünün özelliklerini de şöyle sıraladı: Anne sütü tek başına ilk 46 ayda D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını karşılar. Sindirimi çok daha kolaydır. Cerrahi yöntem Cerrahi yöntemin yaklaşık 3540 dakika sürdüğünü belirten Op.Dr. Bülent Kargı, ''bu işlem genel anestezi altında 35 40 dakika sürmektedir.Kapalı sistem (torakoskopi) ile ameliyat yapılmaktadır.Bir gün sonra insanlar evlerine gidip, 35 gün içerisinde günlük hayatlarına dönebilirler '' diye konuştu. Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli minerallerin bağırsaktan emilimini kolaylaştırır. Bebeğin büyümesinde çok önemli olan madde olan linoleik asitten zengindir. Protein ve mineral miktarı inek sütüne göre daha az olmasına rağmen bağırsaktan emilimi fazla olduğundan bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Anne sütünün içerdiği yağ bebeğin şişman olmasını önler. Böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek damar hastalıkları ve şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklardan bebeği korur. Vitamin A ve C oranı fazladır. Pişikler anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür. Süt salgılama süreci rahimin kasılmasına yol açar. Bu nedenle anne emzirmeye ne kadar erken başlarsa rahim o kadar kısa sürede küçülür ve normal haline döner. Memede ilk yapılan koyu kıvamlı ve sarı renkte süte kolostrum denir. Doğumdan sonra ilk üç gün salgılanır. Kolostrum bebekler için çok yararlıdır. Bebeği enfeksiyon hastalıklarına karşı korur. Kolostrum, daha sonra salgılanan süte göre protein, mineral ve vitaminlerden zengindir. Bağırsak hareketlerini uyarıcı etkisi vardır. Bu da bebeğin mekonyumunu kolayca çıkarmasını sağlar. Bu nedenle doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebek emzirilmesi için anneye verilmelidir. C MY B C MY B

