Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
c 4 EGE 10 EK M 2011 PAZARTES 12 bin kişinin yaşadığı Naldöken’de taş ocakları ve çimento fabrikaları nedeniyle soluk almak kolay değil Çimento tozunda nefes almak OZAN YAYMAN İzmir'in doğu kapısı olarak adlandırılan Belkahve'den kente girişte iki şey gelenleri karşılıyor. Birisi İzmir'in kuşbakışı görünümü, diğeri toz bulutları. İlki keyif veren bir görüntü ancak ikincisinin sıkıntısını yaşayan biliyor. Bölgedeki taş ocakları ve çimento fabrikası, İzmir'in giriş kapılarından birisinde öylece duruyor. Yaşam alanıyla iç içe konumda olan bu işletmelerin çevre ve halk sağlığını olumsuz yönde etkilediğine yönelik söylemler, her geçen gün daha gür sesle dile getiriliyor. Bornova'ya 2.5 kilometre mesafede yer alan ve 12 bin kişinin yaşamını sürdürdüğü Naldöken Mahallesi sakinleri, bir başına İzmir'in prestijini ve yanı sıra çevre sağlığını koruma mücadelesi veriyor. Bir başına mücadele veriyorlar çünkü, sağlık adına attıkları adımlarında yalnızlar. “Bizi kurtarın” diye yetkili birimlere yaptıkları çağrıların yanıtsız kaldığını aktarıyorlar. Naldöken Mahallesi'nde yaşayanlar, yanı başlarındaki çimento fabrikası nedeniyle yerleşimlerindeki kanser vakalarının arttığını, insanların genç yaşta yaşamını yitirdiğini, her gün toz soluduklarını vurguluyorlar. Mahalleli, sıkıntılarına çözüm bulunamaması karşısında, “Bizleri ikinci sınıf vatandaş olarak görüyorlar, o nedenle bizleri yok sayıyorlar” yönünde bir ruh haline bürünmüş durumda. LSANCAK'TA OLSA... Naldöken'de yaşayanlar, mahallenin bitişiğindeki çimento fabrikasının Alsancak'ta kurulup kurulamayacağı sorusuna, İzmir'i yönetim ilgili tüm kişilerin yanıt vermesini istiyor. Herhangi bir çimento fabrikasının yaşam alanında olamayacağına vurgu yapıyorlar ve “Alsancak yaşam alanıysa Naldöken de yaşam alanı” diyorlar. Naldöken'in sokakları, mevsim yaz ya da yazdan kalma bir gün olsa da, hep kışı andırır nitelikte. Evlerin çatıları, kar bırakılmış beyazlıkta. Yollar desen aynı. Kahvehanelerin dışarıda S eslerini duyuramayınca yürüyüşlere başlayan Naldöken'in Muhtarı Ali Bayram, 'Fabrika bize insanca davranmıyor. zmir'deki çevre örgütleri, mücadelemizde bizi yalnız bırakmasın’ diyor. ki masaları, arabaların üzerleri hep aynı beyazın tonunda. Ancak, temizliğin sembolü olan beyaz Naldöken'de farklı algılanıyor. Bu beyaz bilinenin aksine yaşamı zorlaştıran nitelikte. Mahallenin bitişiğindeki çimonto fabrikasından çevreye yayılan toz bulutlarının Naldöken'e çökmüş hali bu sözü edilen beyaz. Naldöken Mahallesi Muhtarı Ali Bayram'ın, yanı başlarındaki çimento fabrikasıyla ilgili ilk sözü, “Fabrika bize insanca davranmıyor” oluyor. Bayram, “Kapasitelerinin çok üzerinde üretim yapıyorlar. Tozdan nefes alamaz hale geldik. Gitmediğimiz, çalmadığımız kapı kalmadı ama hiçbir yetkili bizi ciddiye alıp feryadımızı duymuyor” yönünde görüş belirtiyor. Bayram, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Bornova Belediyesi'ne sorumluluklarını hatırlattıklarını ve Naldöken'e gelerek, durumu yerinde tespit etmelerini istediklerini söylüyor: “Ama bu çağrımıza yanıt alamadık. Fabrikanın, Bornova Belediyesi'ne ait arazileri dahi işgal ettiğini söylüyoruz. Sesimizi duymadılar ve sonunda yollara döküldük. Yürüyüşler yapıyoruz ama yine de bir Allah'ın kulu çıkıp, sizin sorununuz nedir diye sormuyor. Artık bıçak kemiğe dayandı ve yasal haklarımızı kullanarak, bu fabrikanın buradan taşınması için hukuki süreç başlatacağız.” Bayram, mahallelilerin katılımıyla Naldöken Çevre Platformu oluşturmak için girişim başlattıklarını söyleyerek, “İlk toplantımızı salı günü yapacağız. Burada başlatacağımız hukuk mücadelesinin yol haritasını çizeceğiz. Biz yaşam hakkı istiyoruz. Sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyoruz. Bu anlamda gerekirse uluslararası hukuk yollarını da kullanacağız ve yaşam alanının bitişiğinde çimento fabrikası olamayacağı yönünde karar aldıracağız. Sonrasında da bu fabrika buradan taşınacak” yönünde görüş belirtiyor. Bayram, fabrika yetkilileriyle de görüştüklerini ve “Yapabileceğimiz bir şey yok” yönünde yanıt aldıklarını söyleyerek, “Yürüyüşlere başlamamızın ardından fabrikadan arayıp, gel görüşelim demeye başladılar. Ben de, burayı kirleten sizsiniz, gelin muhtarlıkta görüşelim diyorum. Niye fabrikaya, kapalı kapıların ardına gideyim de onlarla görüşeyim. Gelirler, mahallelinin de olduğu bir ortamda görüşürüz” diyor. Muhtar Bayram, fabrikanın üretim yaparak, vergi vermesinin çevre ve halk sağlığını kirletmesine gerekçe oluşturamayacağını vurgulayarak şu görüşlere yer veriyor: “Naldöken halkı vergi vermiyor mu? Burada yaşayan 12 bin insan üretime katkıda bulunmuyor mu? Açıkçası Naldöken halkının sabrı taştı. Artık bu soruna bir çare bulunsun istiyoruz. Etraf tozdan geçilmiyor. Hava soluyamıyoruz. İnsanlarımız erken yaşta kansere yakalanıyor. Buraya günde 200 kamyon giriş çıkış yapıyor onların yarattığı sıkıntı da ayrı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden, Bornova Belediyesi'nden yaşadığımız soruna net bir çözüm istiyoruz. Sesimizi yine duymazlarsa Ankara'da TBMM'nin önüne gideceğiz ve olan biteni anlatacağız.” A SES VER N! Bayram, protestolarını yakın bir süreç içinde İzmir kent merkezine taşıyacaklarını aktararak, “Ya Naldöken Mahallesi buradan taşınacak ya da fabrika. 12 bin kişinin yaşam alanı değiştirilemeyeceğine göre bu fabrika buradan taşınacak. Çimento fabrikasıyla, yaşam alanı bitişik biçimde olmuyor. Bunu artık tüm yetkililer görsün. Son aldığımız duyuma göre fabrika son olarak 20 milyon dolarlık yeni yatırım yapmış. İsterlerse 100 milyon dolarlık yatırım yapsınlar, bu fabrikanın buradan taşınması konusundaki kararlılığımız değişmez. Buradan İzmir'deki çevre örgütlerine de sesleniyorum ve haykırışımıza ses versinler istiyoruz. Başlattığımız çevre mücadelesinde bizi yalnız bırakmasınlar” diyor. Doğma büyüme Naldöken Mahallesi sakini olduğunu söyleyen 57 yaşındaki Veyi Taşkıran da, 19771992 yılları arasında çimento fabrikasında çalıştığını vurgulayarak, “Fabrika 1964 yılında kurulduğunda küçük ölçekliydi. Ama yıldan yıla büyüdü. Kapasitesi arttı. Oradan çıkan toz, buraları yaşanmaz hale getirdi. İnanın Naldöken'de artık hiçbir evin çatısı akmıyor. Çünkü, fabrikadan çıkan toz bulutları, çatıları öyle bir kapladı ki, santimetrelerce kalınlıkta tozlar var” diyor. “İnsanın elinden yaşam hakkı alınır mı” diye soran Taşkıran, “Bizim yaşam hakkımızı elimizden alıyorlar. Bu fabrika Alsancak'ın ortasında işletilebilir mi? İşletilemez. Çünkü orası yaşam alanı. Peki Naldöken yaşam alanı değil mi? Bizlerin de insan olduğumuz unutulmasın. Yetkili ve ilgili tüm kesimlerden saygı bekliyoruz” diyor. Naldöken'de yaşayan Sultan Demir de, son bir yılda toz bulutlarının hiç olmadığı kadar arttığına dikkat çekerek, “İnsanlarımız kansere yakalanıyor. Gencecik insanlar ölüyor. Ne kapı açabiliyoruz ne pencere. Balkona çıkmak imkansız. Mahallenin sokaklarında bile dolaşamıyoruz. Elimizde hortum sürekli kapı önlerini suluyoruz. Sıkıntımızı anlatmak için yürüyüşler yapıyoruz ama dinleyen, duyan yok” diyor. C MY B C MY B

