10 Mayıs 2026 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
gorus@cumhuriyet.com.tr 6 MAYIS 2026 ÇARŞAMBA 2 olaylar ve görüşler EmpEryalizmin d EğişmEyEn h EdEfi Şafağın Hamdi Yaver aktan den olabilir. Türk hükümeti bu geliş- su ve Cumhuriyet donanmasını tas- melerin doğmasına neden olmamalı- fiye harekâtı olup hem dış mihrakla- YargıtaY Onursal DairE Başkanı dır’ dedi.” rın hem de içimizdeki işbirlikçi va- 970 yılının nisan ayında, İsmet Paşa devamla konuşmasını tan hainlerinin parmak izlerini ta- “1Türkiye’de eylem içinde bulu- bitirirken serzenişte bulunur: “Şim- şımaktadır... Sorulacak soru, çete- getirdiği acı nan ve gençlik önderi durumunda di daha biz Bakanlar Kurulu’nu mil- nin hedefinde neden biz varız ve ni- olan gençlerle bir toplantı yapmıştık. lileştiremedik ya sizin yapmak iste- ye buradayız? Türkiye’nin somut olarak günde- diğiniz nedir” (Süleyman Genç, Bı- Buradayız çünkü hiçbir yaban- Abdull Ah Yüksel ğacına” dedi. Af dilemedi. Boyun eğ- minde bulunan NATO, CENTO, milli çağın Sırtındaki Türkiye, İstanbul, cı ülke devlet yetkilisi çıkıp da bi- medi. Eğitimci-Yazar petrol, ulusal sanayi, doğal kaynak- 1979, s.9. vd.) zim hakkımızda, ‘Bizim çocuklar ba- Sonra Hüseyin... ların millileştirilmesi, montaj, sana- şardı’ diyemeyeceği için buradayız. ayıs ayının başlarında, şafağın Gözleri parlaktı. Yüzü şafak gibi ay- ‘yargılanacaksınız’ yi, bağımsızlık gibi konularda dü- Başımıza çuval geçiremeyecekleri- erken söktüğü sessiz ve açık dınlık. Derin bir hüzün ama sarsılmaz şüncelerimizi saptamış, bir rapor- Çağdaş Bayraktar’ın “Deniz Üstü ni bildikleri için buradayız. (...) ulu- Mbir geceydi. Gökyüzü hiç bu bir kararlılık... Kendisinden önce giden la İnönü’ye sunmayı kararlaştırmış- Köpürür: Emperyalizmin Hedefinde- sal çıkarlarımızı koruduğumuz ve kadar yıldızlı, otların kokusu hiç bu ka- iki arkadaşının sesleri hâlâ gecenin tık. Raporun sunulması görevi de ki Amiral” kitabını okuduğumda İs- Atatürkçü kimliğimiz nedeni ile bu- dar keskin, gecenin dinginliği hiç bu içinde yankılanıyordu. Avlu sessizdi. bana verilmişti. 22 Nisan 1970 gü- met Paşa’nın sözlerini anımsadım. radayız... kadar etkileyici olmamıştı. Ağacın al- Arada bir horoz sesi... Sonra yeniden nü raporu sunmak üzere, İnönü’yü Romanya’da görevli Tümamiral (...) kzıma bunu bize yapanlardan tından geçti iri adımlarla... Elleri ar- derin bir suskunluk. Ve o seher vakti... evinde ziyaret ettim. Kararlaştırdığı- Fatih Ilgar’ı ABD’li komutan bir et- ve destekçilerinden hesap soracağı- kadan kelepçeli, ayaklarında pranga... Bir yel esti. “Deniz’ler asılmış” dedi- mız metni kendisine sundum. İnönü, kinliğe davet eder. Günün sonunda ma dair söz verim. Ve namus sözü Dimdik yürüdü. Yüzü bir doğa yasa- ler. Söz, kapılardan sızdı içeri. Yandık. metni dikkatle okudu ve bana: ‘Bak ABD’li ataşe, “Sir, güzel bir gün ge- veriyorum ki bu sözümü tutacağım.” sı gibiydi: Sorgulanmayacak, değiştiril- Yüzümüze su serptik; o su bile yandı. yaramaz çocuk...’ dedi.” çirdik ama faaliyetlerimize ilişkin meyecek, ödün verilmeyecek. Upuzun Göğe baktık; bir bulut karalara bürün- Sahip çıkmak zorundayız CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye bilgileri abartarak ülkene iletmen vücudu gergin, gözleri keskin... Karan- müş, Ulucanlar’ın avlusuna iniyordu. raporu sunan “yaramaz çocuk” hoş değil. Müttefikliğe yakışmaz” Büyük sanatçımız, bir dönem mağ- lığa baktı uzun uzun. İçinde bir öfke, 6 Mayıs 1972 sabahı... Güneş acı CHP’nin unutulmaz gençlik kolları der. Amiral Ilgar’ın “Bunu nere- duriyet yaşamış olmasına karşın ta- bir itiraz, bir direniş kabarıyordu. Ama bir manzaraya doğdu. Dağlar suskun, başkanı Süleyman Genç’tir! den çıkarıyorsunuz” sorusuna Çağ- rih ve ulus bilinciyle 2009 yılın- korku yoktu artık. Sanki biraz sonra çiçekler solgundu. Gökyüzü öfkeliydi. İsmet Paşa devam eder: daş Bayraktar’ın değerlendirmesiy- da gençlere hitap eder: “Ordumuza darağacına çıkacak değilmiş gibiydi. Toprak, üç genç yaşamı içine çekmişti. “Sana başımdan geçen bir ıstıra- le, “ABD’linin verdiği yanıt ise çarpı- en köküne kadar sahip çıkmak zo- Sanki odasında, tek başına Rodrigo’nun Geride kalanlara ise ağır bir duygu bı anlatayım: 1963 yılında başba- cı ve ürkütücüdür: ‘Faksladın ya bü- rundayız. Çünkü bugün Atatürk’ün gitar konçertosunu dinliyordu. kalmıştı: Bir şey yapamamanın vicdan kandım. Kıbrıs’ta olaylar olabildiği- yükelçilikten...’” atmış olduğu temellere sahip ola- Teslim olmayan bir benliğin dingin- ağrısı... ne ilerlemişti. Londra ve Zürih An- Bu yanıttan büyük bir olasılıkla cak tek güç odur. Emperyalizm onu liği vardı üzerinde. Gururlu, vakur, bo- Bugün hâlâ, her 6 Mayıs sabahı, in- laşmaları, Kıbrıs Devlet başkanı ta- kriptolarımızın izlendiği anlaşılmak- parçalayamadığı için de ayaktayız yun eğmeyen bir duruş... Darağacını sanlar ellerinde taze güllerle mezarla- rafından tek taraflı değiştirilmişti. tadır. hâlâ...” gördüğünde ölümün karşısına, ondan rının başına gider. Yaşlısı, genci, yol- Bakanlar Kurulu’nu toplantıya ça- Amiral Cem Aziz Çakmak, Nem- Özellikle Mustafa Kemal Paşa’nın daha güçlüymüş gibi dikildi. İçinden daşı, yurtseveri... “Üç Fidan”ın önün- ğırdım. Alınması gerekli önlemle- rut Mustafa Paşa Divanı’na geç gel- Afyon’da subaylara söyledikleri unu- haykırdı: “Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın de saygıyla durulur ve bir ses, yıllardır ri tartıştık. Uygulayacağımız politi- miş kurula haykırır: “Hainlik ve iha- tulmamalıdır! “Keşke Yunan...” gele- özgürlük! Yaşasın eşitlik!” dinmeyen bir ses, hâlâ yankılanır: kayı kararlaştırdık. Bakanlar Kuru- netin odağı olan ve dış mihraklara neğinin hep olduğunu bilmekteyiz; Gece serindi. Yıldızlar parlıyordu. “Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın lu bitti ve bakan arkadaşlarım dağıl- uşaklık eden şerefsizlere sesleniyo- ne var ki o geleneğin ordunun var- Çimenlere çiy düşmüştü. Doğa, biraz bağımsızlık!” dı. 45 dakika sonra Amerikan Büyü- rum. Bu salondaki koltuklara otura- lığı karşısında hiçbir şanslarının ol- sonra yaşanacak olanla tam bir tezat Bir ezgi söyler her yıl yeniden kelçisi benden randevu istedi. Kıb- caksınız ve vatana ihanetten yargı- madığını da Cumhuriyetçiler bil- içindeydi. Deniz’den yaklaşık bir sa- doğan güneş. Rüzgâr eşlik eder ona. rıs sorununu benimle görüşeceğini lanacaksınız. Bundan kaçışınız asla mektedirler. at sonra Yusuf geldi. Aydınlık yüzünde Onlar yan yana yatar Karşıyaka’da... ilave etti. Kendisini kabul ettim. Ba- mümkün değil.” Cem Aziz Çakmak amiralimiz “de- hem gurur hem keder vardı. Küçük bir Ama sesleri hâlâ burada. Duyan için, kanlar Kurulu’nda ne konuşmuşsak Müthiş bir öngörüdür amiralin niz üstü köpür”dükçe unutulmaya- pencereden izlediği o anı, o yürüyüşü, unutmayan için, o ses hiç susmaz. hepsini sıraladı; ‘Bunlar tehlikeli ih- sözleri! Cem Amiral devam eder: “Bu caktır. Genç dostum Çağdaş, iyi ki o vakur duruşu unutmadı. Huzur içinde yatın. Şafağı yaşatacak timallerdir, tehlikeli gelişmelere ne- dava aslında tamamen Türk ordu- yazdın! Devamını bekleriz! “Biz devrimciler böyle gideriz dara- olanlar, hâlâ burada. yolu buydu. Halk şûraları içinde Türkçüler metin devrim de dindar çevrelerin önde gelenleri de sos- Yazar yalistler de vardı. Vatanın “namus” oldu- Sisyphos’un bacağındaki el ğunu kavrayanlar, her ilde, ilçede, köyler- yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o de bir araya geldiler ve ortak direnişin me- 18.ağır çarkları ar asında doğan, bu yükselişi bastıran “sermaye egemenli- ban edildi… hakları aranacaktı... şalesini yaktılar.  1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hak- ği” süreçleriydi. 24 Ocak kararlarıyla neoli- Türkiye’deki sol-sosyalist ve emekçi ha- Geleceğini yitirmiş, çıkış yolunu ille- Sıcağı sıcağına yüzleşme ve özeleştiri kını alabilmek” uğruna can veren işçilerin beral modele zorla eklemlenen Türkiye’de reketin en büyük yarasıydı bu: Parçalan- gal örgüt, oluşum ve tarikatlarda arayan alanı açmak adına kaleme alınmış bu ya- mirasıdır 1 Mayıs. Coğrafya ve kültür far- sonraki anayasa değişiklikleri sınıfsal açı- mışlık! gençliğe umut olunacaktı... “Soframızdaki kı gözetmeden birçok ülkede kendi yolunu zı ile kişi veya hedef gözetmeden, ortadaki dan sermayenin önündeki engelleri kaldır- Milyonlarca insan ekonomik krizin al- yeri öküzümüzden sonra gelen” kadınları- çizerek günümüze uzanan bu onurlu ge- bu anlamsız bölünmüşlüğün deşifre edil- ma ve hakları budama operasyonuna dö- tında ezilirken, temsil yetkisi almış “ema- mıza sahip çıkılacaktı… mesi, yalnızca bu yılın değil, önümüzdeki lenek; emeğin, alın terinin ve “insanca ya- nüştü. 1977 kanlı 1 Mayıs’ından bugüne sü- netçilerin” egoları nedeniyle kitleselleşe- Bu kadim ülkenin toprağı, suyu, havası sürecin (seçimler, sendika kongreleri vb.) şam” talebinin ortak sesi oldu. ren Taksim tartışmaları bu egemenlik sa- memek, tarihe "ortak irade eksikliği" ola- namerde kaptırılmayacaktı… Türkiye siyasi tarihi “sömürenler ve sö- tartışma zemininin şimdiden belirlenmesi vaşı ile emeğin direnişi arasındaki sembo- rak geçti… Emperyalizm, sömürüye karşı olanla- mürülenler” penceresinden bakıldığında, amaçlanmıştır… lik çatışmadır. Oysa “Hak verilmez alınır, kazanan- rı korkutarak; kimlik, ideoloji, parti, örgüt, bu onurlu geleneğin yolculuğunun keskin Durumu özetleyen o meşhur metaforla Tüm bu yaşanmışlıkların tecrübesinde, lar daima mücadele edenlerdir” gerçeğin- grup, mezhep ve din temelinde birbirlerine kırılmalarla dolu olduğu görülür. bitirelim: Cehennemde zebaniler her kaza- gün, baskı ve sömürüye karşı omuz omu- de, onurlu işçi mücadelesine yakışır şekil- karşı düşmanlaştırarak, işbirlikçileri yanına nın başında beklerken, bir kazan boş bıra- 1923 Devrimi, tebaadan yurttaşa geçi- za verip kitleselleşme günü olması gere- de haksızlıklara omuz omuza karşı çıkıla- çekerek kazanır. Sömürü ancak örgütlen- şi sağlayarak emeğin hak arama bilinci- kılmış. Şaşıranlara yanıtları kısadır: "Onlar kirken “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gü- caktı... me ve eğitim ile ortadan kaldırılabilir. nin temelini atarken; 1961 Anayasası grev, bizim mahallenin çocukları; içlerinden biri nü” 2026’da yine, çeşitli örgütler, partiler Atanmayan öğretmenin, tarlasını eke- Atatürk’ün örgütlenme şemasına bakın: toplu sözleşme ve sendikalaşma özgürlü- yukarı tırmandığında, aşağıdakiler hemen ğüyle bu bilinci anayasal güvenceye kavuş- ve sendikalar tarafından ayrı mekânlarda, meyen çiftçinin, aç emeklinin, ekonomik Kendiliğinden oluşmuş halk şûraları, kong- bacağından tutup onu tekrar kazanın di- turdu. ayrı zamanlarda kutlanma ayıbıyla, "kü- krizin altında ezilen milyonların, sebepsiz reler ve bunların bir araya gelmesi sonucu bine çekerler. Birbirlerini aşağı çekmekten, 1971 muhtırası ve özellikle 1980 darbesi, çük iktidar alanını koruma" çabasına kur- zindanlarda yatanların, işçilerin sendikal oluşan halk meclisi! Kitle örgütlenmesinin yukarı bakmaya vakitleri kalmaz." ESKİŞEHİR 5. KİTAP FUARI MANİSA 9. KİTAP FUARI ARI EDEBİYAT GÜNLERİ Atatürk Kent Parkı Çukurambar Mah. Öğretmenler Cad. No: 14/C, Ankara 10 Mayıs Pazar 8 Mayıs Cuma KAZIM KURT ARİF ANBAR Moderatör ATAOL BEHRAMOĞLU İMZA: 14.00 Odunpazarı Toplantı Salonu - Saat: 14.00 / İmza: 15.00 ÜSTÜN DÖKMEN MEHMET EMİN ELMACI Saat: 13.00 / İmza: 14.00 İMZA: 14.00 Adnan Gerger 10 Mayıs Pazar ÇAĞDAŞ Erdal Atıcı A.CELAL BİNZET BAYRAKTAR Eren Aysan Gülay Ertürk İMZA: 13.00 İMZA: 13.00 AHMET GÜLEN AHMET GÜREL Gürbüz Ertürk Güven Baykan İMZA: 15.00 İMZA: 13.00 Işık Kansu ULUÇ GÜRKAN UMUTCAN POLAT Korkut Erkan İMZA: 13.00 İMZA: 13.00 16 Mayıs Cumartesœ Murat Selam Nurhan Erkan YUNUS BEKİR YURDAKUL Şefık Kahramankaptan BEKİR ÖDEMİŞ Tolga Aydoğan İMZA: 11.00 Ülkün Tansel İMZA: 14.00
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle