Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
4 ANTAKYA Defne’nin büyülü kenti Asi Nehri Antakya’nın ortasından geçiyor. Fatma Koşar fsaneyi bilirsiniz. Antik E çağın deniz tanrılarından Peneus’un kızı, ırmak perisi Defne bir gün Asi Nehri’nin kıyısında dolaşıyormuş. Tanrılar tanrısı Zeus’un oğlu, Artemis’in ikiz kardeşi, güzeller güzeli, sarışın saçları parlak ışıklar saçan Apollon’a rastlamış. Tam o sırada aşk tanrısı Eros, okçulukta üstüne kimseyi tanımayan ve kısa süre önce kendisine, “Ben senden de iyi okçuyum” diye böbürlenen Apollon’u aşk okuyla kalbinden vuruvermiş. Hem de kime saplanırsa onu sonsuz aşkla kavuracak altın saplı okuyla. Eros ikinci okunu da Defne’ye atmış. Defne’yi vuran okun tılsımı tam tersiymiş. Kime saplanırsa onu aşk ve tutkudan sonsuza kadar uzaklaştıracakmış. Bu da Defne’nin tam kalbini bulmuş. Aşk okunu yiyen Apollon umutsuz bir aşkın girdabında kıvranırken, Defne tam tersine onun aşkını reddedip sürekli kaçmaya başlamış. Apollon kovalamış Defne kaçmış. Derken Defne, Antakya’nın Harbiye (bir diğer adı Defne) semtine kadar gelmiş. Hani şu bin bir suyun çağıl çağıl döküldüğü Harbiye’ye. Apollon burada tam Defne’yi yakalayacak olmuş, Defne’nin babası Peneus imdadına yetişmiş. Peneus, Defne’yi yeraltına almış, kurtarmış. Kurtarmış ama yeraltına girince Defne ağaca dönüşmüş. Saçları yaprak, kolları dal, ayakları kök olmuş. Defne’yi yaprak yaprak gören Apollon, toplamış yaprakları, kendine taç yapmış, öyle avunmuş, öyle kavuşmuş. Hani mitolojide Apollon’un suretini ne zaman görsek başında hep defneden bir taç görürüz ya, işte bu, o günlerden kalmadır. Antakya’nın simgesi sayılan defne ağacı da o günlerden kalmadır. Ve Antakyalıların

