Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Karadeniz’de balık nesli azalıyor Karadeniz’de yaklaşık 40 yıldan bu yana ticari olarak avlanan 23 adet balık cinsinden bugün ancak bir kaçının avlanabilme olanağı bulunuyor Cemil CİĞERİM S AMSUNKaradeniz’de kirlilik nedeniyle 40 yıl önce ticari olarak avlanabilen 23 balık türünden bugün ancak bir kaçının avlanabildiği bildirildi. 8350 kilometre kıyı şeridine sahip Karadeniz’in flora ve faunası, evsel ve endüstriyel kirlenme nedeniyle her geçen gün fakirleşiyor. Çevre ülkelerin kanalizasyon atıkları ile Tuna, Dinyeper, Don ve Kuban gibi nehirlerin taşıdığı petrol, gübre, ağır metal ve diğer endüstri atıkları bölgenin ekosisteminde geri dönülmez etkiler bırakıyor. Bunun sonucunda Karadeniz’deki kirlenme her geçen gün artarken, Akdeniz suyunda 3.7 olarak belirlenen 1 metreküp sudaki kirlenme, Karadeniz’de 20 kilogram olarak ortaya çıkıyor. Kirlenme nedeniyle Karadeniz’de hipoksia adı verilen oksijensiz alanlar da sürekli artış gösterirken sadece son on yılda bu artış on kata ulaştı. Yılda 400 kilometre küpten fazla tatlı suyun taşındığı Karadeniz’de tüm bu olumsuzlukların yanı sıra yapısı itibariyle Karadeniz’in altında oluşan hidrojen sülfür ve bazı canlıların ölerek deniz dibine çökmesi ile oluşan çürümenin neden olduğu metan gazı da ciddi tehlike yaratıyor. Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Levent Bat, her geçen gün artan kirliliğin Karadeniz ekosistemi üzerinde yaptığı olumsuzlukların ilk olarak ticari balıkçılık ile kendini gösterdiğini söyledi. Yaklaşık 40 yıldan bu yana ticari olarak avlanan 23 adet balık cinsinden bugün ancak bir kaçının avlanabilme imkanı bulunduğunu anlatan Bat, şunları kaydetti: "Atıklar canlılar üzerinde geri dönülmez etkiler bırakıyor. Bu durumun Karadeniz ekosisteminde gözle görülür ilk radikal değişimleri ticari balıkçılık ile kendini göstermiştir. Uskumru balığı kaybolmuş, lüfer ve palamut azalmıştır. Yine Hamsi ve çaça azalmış, kofana ve torik yok denecek hale gelmiştir. Hamsi balığının stoğu, boyu ve ağırlığı da azalmıştır. Karadeniz’de havyarı ile tanınan ve nehir ağızlarında yaşayan Mersin balığı ile pisinin nesli azalmıştır." Kirlenmede su değişimini azalmasının önemli rol oynadığını ifade eden Bat, "Bu durum balık popülasyonlarında etkisini göstermiştir. Sonuç olarak kılıç balığı yok olmuş, levrek, mırmır, altınbaş kefal, izmarit, karagöz, çipura, mercan, sinarit, traça, orfoz ve lakoz gibi ekonomik balıklarımızın ortadan kalkması gündeme gelmiştir" diye konuştu. Günümüzde Karadeniz’in bütün olarak çevre kirlenmesi ile karşı karşıya bulunduğunu bildiren Bat, Karadeniz kıyı bölgesinin her geçen gün artan oranda gelişmesinin giderek Karadeniz’e daha fazla etki yapacağını söyledi. Araştırmalara göre Karadeniz kıyılarındaki ülkeler dışında buraya akan nehirlerin geçtiği ülkelerin olumsuzluklarının da etkisinin bulunduğunu bildiren Bat, "Kıta Avrupa’sının neden olduğu kirliliğin üçte biri Karadeniz’e ulaşmaktadır. Burada da en tehlikeli olanı Tuna Nehri" dedi. Prof. Dr. Bat, tüm bu olumsuzlukları önleyebilmek için alınabilecek acil tedbirler olduğunu söyledi. Bat, bu kapsamda kanalizasyon ve atık suların deşarjında ön filtrasyon sistemi kurulması, deniz trafiği içinde petrol kirlenmesine önem verilerek denizi kirleten taşıtlara verilen cezaların ağırlaştırılması ve deniz kirlenmesinin güncel halde tutularak tedbirlerin sürekliliğinin sağlanabileceğini görüşünü dile getirdi. Balıkçı ağını sudan çıkarıp güverteye döktüğünde işe yarar ya da yaramaz, irili ufaklı ne varsa yakalamıştır. Bunların, özellikle Türkiye’deki trol balıkçılığında, çok önemli bir oranı küçük ve Pazar değeri olmayan ya da yakalama boyunun altında yani yasa dışı balıklardır. Bu balıklar ya ölü ya da ağır yaralı şekilde denize geri atılır. Sonuç olarak seçicilik özelliği kontrol altına alınmadığı sürece trol zararlıdır. Diğer bir ifadeyle küçük balıkların trolden çıkmasını sağlamadıkça trol avcılığı sakıncalıdır. Trol torbalarının daha seçici bir hale getirilebilmesi yani doğadan ağırlıklı olarak istediğimiz boy ve türdeki balıkların alınabilmesi imkansız değildir. Ama uzun süreli çalışmalar ve pahalı ekipmanlar gerektirmektedir. Ülkemizde balıkçılık yeterince sahiplenilen bir endüstri olmadığı için bu çalışmalar oldukça gecikmiştir." Dip trolü zararlı mıdır? S AMSUN Dip trolü zararlı mıdır?Kimi çevreler zararlı olduğunu, kimi çevreler de zararsız olduğunu öne sürüyor. Konu hakkında Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’den görüş istedik.Verilen yanıt şöyle oldu: "Dip trolüyle balık avcılığı hakkında genel olarak yanlış bir düşünce vardır. Konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan kişilerin ilk olarak düşündükleri ya da hatalı kaynaklardan duyup inandıkları şey ‘trolün deniz dibini kazıyarak balık yuvalarını bozup içindeki yumurtaları da katlettiğidir’ Oysaki dünyada dip trolüyle avcılık yapılan bir çok av sahasında ekonomik önemi olan türlerin sadece çok küçük bir oranı dibe yumurta bırakır. Bu sahalar da genellikle yumurta bırakılan mevsimlerde balıkçılığa kapalıdır. Dip trolü zemini bir oranda kazır ve sıklıkla eğer varsa bitkisel yapıya zarar verebilir. Eğer trol kumlu çamurlu bazı zeminlerde çekiliyorsa organik maddelerin açığa çıkarılıp besin zincirini zenginleştirmesi ile dipteki canlıların daha da iyi beslenmesini sağlayabilir. Dip trolü avcılığı dünyada bir çok av sahasında bazı türlerin en ekonomik şekilde avlanılabilmesi içi zorunlu olarak kullanılan bir avcılık metodudur. Esas sorun dip trolünde kullanılan torbaların yeterince seçici olmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun anlamı şudur: 9

