18 Temmuz 2026 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Hamsi hep birinci Hamdi ARPA Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hamsinin balık avcılığı içindeki yeri yüzde 70’ler dolayında ürkiye balıkçılığı ile ilgili yapılan her türlü konuşmanın temel giriş cümlesi "ülkemiz üç tarafı farklı özellikte denizlerle çevrili, 8333 km’lik sahil şeridine sahip" diye başlayan ifadelerdir. Bu ifadeler bir potansiyeli işaret eden tespitler olmakla birlikte, farklı konulardaki denizel faaliyetler incelediğinde, denizci bir toplum olmadığımız, denizleri faydalanılması gereken bir imkân değil, aşılması gereken bir engel olarak algıladığımız görülecektir. Balıkçılık üretim yapısına göre incelendiğinde, avcılık ve yetiştiricilik olmak üzere iki ana kısımda toplanmaktadır. Bu bölümlemeye göre Türkiye balıkçılığının genel yapısına bakıldığında, üretimin avcılık karakterli olduğu görülmektedir. Türkiye balıkçılığına ilişkin yapılacak sağlıklı bir değerlendirme için, av filosu ve üretim miktarına ilişkin genel durumun bilinmesi ve iyi analiz edilmesi gerekmektedir: Avcılık faaliyetlerinin en önemli unsuru balıkçı gemileridir. Balıkçılık faaliyetinde bulunacak balıkçı gemilerinin, bu faaliyetlerini yapabilmeleri için Tarım ve Köyişleri Bakanlığından (TKB) ruhsat tezkeresi alması zorunludur. TKB’ce su ürünleri avcılığının sürdürülebilirliğinin sağlanması ve stoklar üzerindeki av baskısının azaltılması amacı ile 2002 yılından bu yana, balıkçı gemilerine yeni ruhsat tezkeresi verilmemektedir. TKB tarafından denizlerde avcılık faaliyetinde bulunmak üzere ruhsatlandırılmış 18836 adet balıkçı gemisi bulunmaktadır. Balıkçı filosunun yüzde85’inin 10 metreden küçük balıkçı gemilerinden oluştuğu görülmektedir. Verilerin alındığı kaynakta ortalama balıkçı gemisi uzunluğu 8,2 metre olarak yer almaktadır. Filonun büyük ölçüde küçük balıkçı gemisinden oluşması ve bunların toplam üretim içindeki paylarının düşük olması nedeni ile balıkçılığa ilişkin geliştirilecek her türlü politikada, balıkçıların sosyolojik durumu dikkatlice göz önüne alınmalıdır.Su ürünleri üretiminin genel yapısına bakıldığında, üretimin yüzde 70’inin denizlerden, yüzde 10’a yakın kısmının iç sulardan, yüzde 20 civarındaki kısmının ise son 1015 yılda önemli gelişmeler gösteren yetiştiricilik yolu ile elde edildiği görülmektedir. Denizlerden avcılık yolu ile yapılan üretim incelendiğinde, bu üretimin önemli ölçüde balık avcılığı ile gerçekleştirildiği, ortalama yüzde10’luk kısmını balık dışındaki su ürünlerinin oluşturduğu görülmektedir. Balık avcılığının yapısı incelendiğinde ise, üretimin büyük ölçüde hamsi avcılığına dayandığı belirlenmektedir. Hamsinin balık avcılığı içindeki yeri (2005 yılı hamsi av miktarındaki istisnai durum hariç) yüzde 70’ler civarında iken, takip eden üç türün balık avcılığı içindeki payı ancak yüzde 10 civarındadır. Bu veriler balık avcılığının dolayısı ile su ürünleri üretiminin önemli ölçüde hamsi avcılığına dayandığını göstermektedir. Hamsi dışındaki balıkların üretim miktarı iki kat artırılabilse, üretimde ancak yüzde 30’luk bir artış meydana gelebilecektir. Üretimin bu yapısı, su ürünleri üretiminin artırılabilmesinin, matematiksel olarak öncelikle hamsi av miktarının artırılması ile mümkün olabileceğini göstermektedir. Peki bu gerçekleştirilebilir midir? Su ürünleri avcılığı denizlerde ve iç sularda (doğal göller, baraj gölleri) gerçekleştirilmektedir. Bugün için, dün T yada olduğu gibi Türkiye denizlerinde de avlanabilir stok büyüklüğüne ulaşıldığı genel kabul gören bir saptamadır. Bu saptama balıkçılık alanında önde gelen ülkelerde gerçekleştirilen stok araştırmaları ile yapılmakla birlikte, Türkiye gibi kaynak yetersizliği nedeni ile stok araştırma çalışmalarının yetersiz olduğu ülkelerde saha gözlemleri ve pazara arzın izlenmesi gibi tespitlere dayanmaktadır. Üretim rakamları Türkiye’de avlanabilir stok büyüklüğüne ulaşıldığı tespitini doğrular niteliktedir. İç sulardan avcılık yolu ile yapılan üretim miktarına bakıldığında, üretimin uzun yıllardır 4050 bin ton/yıl civarında olduğu görülmektedir. İç sularda avcılığın İl Özel İdare Müdürlüklerinden kiralama yapılmak sureti ile yapılabilmesi, kiralamayı yapanların bu masraflarını en kısa sürede çıkarmak için yoğun avcılık faaliyetinde bulunması, kirlik, bazı iç sulardan sulama amacı ile aşırı miktarda su alınması gibi sorunlar iç sulardan yapılan avcılıkta öne çıkan balıca sorunlardır. Bu sorunların aşılması için, iç sularda göl yönetim planları oluşturularak, gölden faydalanan tüm kesimlerin hak ve sorumluluklarının belirlenmesi, avcılığın sürdürülebilir bir şekilde yapılmasını mümkün kılacak bilimsel esaslara dayalı işletim planlarının yapılması gerekmektedir. Göl yönetim planları, küresel ısınma ve kuraklığın her geçen gün gündemdeki yerinin arttığı günümüzde, su kaynaklarımızın korunmasına da katkı yapacaktır. Bu bilgi ve tespitler, Türkiye’nin balık avcılığı politikasının, üretimin artırılabilmesi üzerine değil, sürdürülebilirliği üzerine kurgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak, su ürünleri üretiminin yetiştiricilik ile kısmında, buna uygun kullanılabilecek potansiyel alanların olması nedeni ile bugünkü üretim miktarının artırılabilmesi mümkündür. Bu potansiyel alanların yanında yeni yetiştiricilik yöntemlerinin uygulanması ve yeni türlerin üretimine başlanması bu alandaki üretim artışını sağlayabilecek önemli seçeneklerdir. Tüm bunlara karşın, yetiştiricilik ile ilgili gelişmelerin karşısında, diğer sektörlerle yaşanan sorunlar ve çevre kirliliği gibi kısıtlayıcı etmenler bulunmaktadır. Bu sorunların sektörel bir planlama ve işbirliği ile kısa sürede çözümlenmesi halinde önemli gelişmeler kaydedilebilecektir. Ancak, yine de yetiştiriciliğin mevcut üretim yapısı ve üretim potansiyeli dikkate alındığında, bu alanda sağlanacak üretim artışının, üretimi belirleyecek değil, etkileyebilecek bir düzeyde olacağının gözden kaçırılmaması gerekir. Şüphesiz su ürünleri üretimin artırılabilmesine ilişkin çabalar sürdürülmelidir, ancak bununla birlikte, bundan da daha önemlisi, var olan üretimin halkımızın beslenmesi Kısalan av sezonu nedeniyle yurttaşlar daha az hamsi tüketiyor için en iyi şekilde değerlendirilmesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle elde edilen ürünlerin ve öncelikle üretim yapısı içinde en büyük paya sahip olan hamsinin en iyi şekilde tüketilmesi zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Hamsi, insan tüketimi dışında, balık unu ve yağı fabrikalarında hammadde olarak da kullanılan bir su ürünüdür. Avlanılan hamsinin yüzde 30’lar civarındaki bir kısmı balık unu ve yağı fabrikalarında hammadde olarak kullanılmaktadır. Balık unu ve yağı fabrikalarında işlenen hamsi miktarı bazı yıl istisnaları hariç, hamsiden sonra en fazla avlanılan tür miktarından daha fazladır. Bu miktar 2002 yılında hamsi dışında avlanan tüm balık miktarından fazla, 2003 ve 2004 yıllarında ise bu miktar civarında olmuştur. Av miktarı ile piyasa talebi arasındaki ilişki dikkate alınmadan yoğun bir hamsi avcılığı gerçekleştirilmekte, balık unu ve yağı fabrikalarının artan kapasiteleri nedeni ile avlanılan hamsinin satılamaması gibi bir durumun söz konusu olmaması, balıkçı gemilerinin aşırı avcılığı sürdürebilmeleri olanağını yaratmaktadır. Bu durum nedeni ile geçmişte altı ayı bulan av sezonu oldukça kısalmış, birkaç aya düşmüştür. Piyasaya sunulan hamsi fiyatı ile balık unu fabrikalarına satılan hamsi fiyatları incelendiğinde, bu durumun balıkçılarımızın gelir kaybına ve stokların zarar görmesine yol açan bir durum olduğu kolaylıkla görülebilecektir. Kısa zamanda çok miktarda hamsi avlanması fiyatların düşmesine, piyasada tüketilebilecekten fazla olan kısmın daha düşük fiyattan balık unu ve yağı fabrikalarına satılmasına neden olmaktadır. Taze olarak balık tüketim alışkanlığı olan halkımız, kısalan hamsi av sezonu nedeni ile daha az hamsi tüketilebilmektedir. Oldukça önemli miktardaki bu ürünün insan tüketimine sunulmasının sağlanması ile halkımızın sağlıklı beslenmesi ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanmasına önemli bir katkı yapılacaktır. Bu nedenle av sezonunda yoğun olarak avlanan hamsilerin, yılın diğer dönemlerinde de tüketilmesini mümkün kılacak tesislerin kurulmasına, balık unu ve yağı fabrikalarının bu yöndeki dönüşümlerini teşvik edecek politikalara önem ve öncelik verilmelidir. Öte yandan yem sanayinin hayvansal protein ihtiyacının karşılanması için ise Türkiye’de tüketimi olmayan başka türler balık unu ve yağı fabrikalarında hammadde olarak kullanılmalıdır. Bu amaçla kullanılabilecek en önemli tür ise çaça olup, halen kısmi olarak bu amaçla avlanmaktadır. Çaça stoklarına ilişkin yapılacak çalışmalar sonrası, her yıl için avlanabilir çaça miktarı bilimsel esaslara göre saptanarak, balık unu ve yağı fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılamak amacı ile avcılığının yapılmasına izin verilmelidir.. 10
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle