Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Türkiye’de çay sektörü demlenerek gelişti Ömer ŞAN çay fabrikası ise 21 Haziran 1946 tarihinde temeli atılarak, günde 60 ton yaş çay işleme kapasitesi ile 16 Temmuz 1947 tarihinde Rize’nin Fener Mahallesinde, daha sonra ‘Zihni Derin’ adını alacak olan ‘Merkez Çay Fabrikası’ adı altında işletmeye açılmıştır. Daha sonra ise 1954 yılında Rize Çay Fabrikaları Merkez Müdürlüğü görevine atanan İzzet Ateş’in girişimleri ile MKE’de ilk çay makinelerinin imalatına başlanıyordu. Çay tarım alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu kılmış, 1963 yılına gelindiğinde 18 yaş çay fabrikası ve bin 340 tonluk günlük kapasiteye, 1973 yılında kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı 32’ye, 1985 yılında ise 45’e ulaşmıştır. 1963 yılına kadar ithalat ile karşılanan iç tüketim talebi bu yıldan sonra yurt içi üretim ile karşılanmaya başlanmış, Türk çaycılığının dünya çay pazarındaki konumu da değişmiştir. Yine bu yıl yapılan 143 tonluk kuru çay ihracatı ile Türkiye, ithalatçı konumunda ihracatçı konumuna da geçmiş oluyordu. Bu durum 12 Eylül’e kadar devam ederken, 80'li yılların ilk yarısında Türkiye'deki çay üretiminin iç piyasa talebini ancak karşılar durumda olması nedeniyle çaydaki ihracat çalışmaları geçici bir süre için gündem dışında kaldı. Daha sonra ek plantasyon sahalarının kurulması sonucu 1985 yılında üretim fazlası verildi ve dolayısıyla yeniden ihracata yönelik çalışmalar hızlandırıldı ve çeşitli devletler arasında çay ihracatının gerçekleşebilmesi için çeşitli ön görüşme ve bağlantılar yapıldı. Ancak, 1986 yılında SSCB'ye bağlı Ukrayna’nın Çernobil kentinde meydana gelen ve tarihe ‘Çernobil nükleer kazası’ olarak geçen felaketin, çay plantasyon sahalarında da etkisini göstermesi bu bağlantıların gerçekleşmesini engelledi. Türk çayı bu kez de nükleer bir felaket yüzünden bir müddet için daha dünya pazarlarından uzak kalmıştır. 1990'lı yıllara girerken Çaykur bütün olumsuzlukları gidermiş ve dünya çay piyasasına tekrar girmiştir. 2004 yılına gelindiğinde özellikle, yasal olmayan yollardan yurda giren çayın azalması, çay alım planı ve budama projesinin tavizsiz olarak uygulanması Türkiye'de üretimtüketim dengesini kurmuş; Türkiye az da olsa yeniden çay ihraç eder konuma gelmiştir. Türkiye’de çay tarımı ve sanayi faaliyetleri 19381948 yılları arasında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumunca, 19491973 yılları arasında ise Tekel Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı işbirliği ile sürdürülmüştür. Çay tarımı ve sanayisinin ekonomik ve sosyal yönden daha etkin hale getirilmesi amacıyla 6 Aralık 1971 tarihinde çıkarılan ‘1497 sayılı Çay Kurumu Kanunu’ ile çay üretimi ile ilgili tüm faaliyetler, bir İktisadi Devlet Kuruluşu olarak kurulan Çay Kurumu’na devredilmiştir. 1973 yılında fiilen faaliyete geçen Çay Kurumu, 19 Ekim 1983 tarihinde çıkartılan 2929 sayılı Kanuna dayanılarak 1497 sayılı Çay Kurumu Kanunun, 112 sayılı KHK ile değiştirilmesi sonucu, "Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü" (Çaykur) adı altında bir Kamu İktisadi Kuruluşuna dönüştürülmüş ve daha sonra 8 Haziran 1984’te çıkartılan 233 Sayılı KHK ile de yeniden düzenlenmiştir. 1973 yılından 1984 yılına kadar Çaykur, ülkenin tarım politikasına uygun olarak çay tarımını geliştirmek, kalitesini ıslah etmek ve işlenmesini teknik esaslara göre yürütmek, iç ve dış Pazar isteklerine uygun ürün üretmek gibi konularda tekel konumunda faaliyetlerini sürdürmüştür. 1984 yılına kadar devlet tekeli altında sürdürülen çay işletmeciliği 19 Aralık 1984 tarih ve 3092 sayılı "Çay Kanunu" ile serbest bırakılmıştır. Kanunun 1. Maddesinde; gerçek ve tüzel kişilerin yaş çay işleme ve paketleme fabrikaları kurup işletebilecekleri, ihtiyaçları olan yaş çay yaprağını doğrudan üreticilerden satın alabilecekleri belirtilmiştir. Aynı Kanunun 3. Maddesiyle de 3788, 4223 ve 6133 Sayılı Kanunların çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. 1982 yılında Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) niteliğine dönüştürülen Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 1994 yılında çıkartılan 4046 Sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun" 35. maddesi gereğince, İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) statüsüne alınmıştır. Bugün, sektörde Çaykur’un 46 adet yaş çay işleme fabrikası, 3 adet paketleme fabrikası bulunurken, özel sektörün ise biri kooperatif fabrikası olmak üzere, 230 adet yaş çay işleme fabrikası bulunmaktadır. Çaykur’un işleme kapasitesi 6.760 ton/gün, özel sektörün işleme kapasitesi ise tahmini 8.746 ton/gündür. Sektörde toplam 15.506 ton/gün işleme Çay çiçeği İZE Ülkemizdeki çay üretimi girişimlerine ilişkin ilk bilgilere, 1892 yılında yayınlanan "Coğrafyayı Sınai ve Ticari" adlı kitapta rastlanmaktadır. Bu bilgilere göre Türkiye’de çay üretmek için ilk girişim l888 yılında yapılmıştır. Söz konusu yazılı kaynakta; zamanın Ticaret Nazırı Esbakı İsmail Paşanın aracılığı ile Çin’den çay fidanları ve tohumlarının getirildiği ve getirilen bu tohum ve fidanların Bursa ilinde denendiği, ancak çay fidanlarının gelişme göstermediği, aynı çabanın 1892 yılında tekrarlandığı ve ekolojik koşulların çay yetiştiriciliğine uygun olmaması nedeniyle her iki denemeden de sonuç alınamadığı belirtilmektedir. Bu her iki başarısız çalışmanın ardında ülkemizdeki çay tarımı ile ilgili ilk önemli girişim ise 1917 yılında yapılmıştır. Batum ve çevresinde incelemeler yapmak üzere, bölgeye aralarında Halkalı Ziraat Mektebi Alisi Müdür Vekili Ali Rıza Erten’in de yer aldığı bir heyet gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, Batum ile benzer ekolojiye sahip Doğu Karadeniz Bölgesinde çay ve narenciye bitkilerinin yetiştirilebileceği belirtilmiştir. Ali Rıza Erten’in raporu doğrultusunda Zihni Derin öncülüğünde 1924 yılında başlatılan ve 1937 yılına kadar yapılan çalışmaların olumlu sonuç vermesi ile 1937 yılında ilk kez Batum’dan 20 ton çay tohumu aldırılmış ve ardından 1939 yılında 30 ton, 1940 yılında da 40 ton çay tohumu ithal edilerek Rize ve civarında çay bahçesi kurulması çalışmalarına başlanmıştır. Bu bahçe çalışmalarının ardından 27 Mart 1940 tarihinde TBMM’de çıkartılan ‘3788 Sayılı Çay Kanunu’ ile çay tarımı ve üretimi, ‘Girdi ve Kredi Sübvansiyonları’ ile önemli ölçüde desteklenmiş, ayrıca bahçe tesis edeceklere arazi vergisi bağışıklığı ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Kanunun yayınlanmasından sonra çay tarım alanları hızla genişlemeye başlamış; 19501960 yılları arasında tesis edilen çay bahçesi alanı 137 bin dekar, üretici sayısı 63 bin 500 kişiye, 19601965 yılları arasında ise çaylık alan 214 bin dekar, üretici sayısı ise 100 bine ulaşmıştır. Söz konusu kanun ile güvence altına alınarak desteklenen çay tarımı ve üretimi yaygınlaşırken, üretilen yaş çaylar 19391946 yılları arasında çalışan Fidanlık atölyesi ile 19421946 yılları arasında çalışan Uzunkaya, 19421949 yılları arasında çalışan Gündoğdu ve 19451949 yılları arasında çalışan Çayeli atölyelerinde işleniyordu. Bölgedeki ilk yaş R kapasitesi mevcuttur. Çaykur üreticiden aldığı yıllık ortalama 580600 bin tonluk yaş çaya karşın 100110 bin ton kuru çay üretimi gerçekleştirirken; özel sektör firmaları ise 500550 bin tonluk yaş çay işleme kapasitesi ile ortalama 100 bin ton civarında kuru çay üretmektedir. Ülkemizde 200 bin ton civarında gerçekleşen kuru çay üretimine karşılık ise ortalama 225 bin ton civarında kuru çay tüketildiği tahmin edilmektedir. Yaş çay kampanyası döneminde Çaykur’da toplam 16 bin civarında, özel sektörde de kayıtsız ve örgütsüz çalışanlar da dahil olmak üzere 10 bin civarında, toplam 26 bin kişilik istihdam mevcuttur. 5

