Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Gıda güvenliği için doğru yapılanma... Petek ATAMAN Gıda Mühendisleri Odası Başkanı İ nsanoğlunun vazgeçemeyeceği ve erteleyemeyeceği ihtiyaçlarının başında yeterli ve güvenli gıdaya ulaşım gelmektedir. Y eterli,dengeli ve güvenli gıdaya ulaşımın sağlanamaması halinde, geleceğe yönelik endişeler doğacaktır. Akut ve kronik hastalıklardan, önlenebilir zeka geriliğine ve ölüme varana kadar çok ciddi sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Diğer yandan; gıda sektörünün stratejik bir sektördür. Yapılanması ve gelişiminde öz kaynakları göz ardı eden, sürekli teknoloji ithal eden, gerek insan sağlığı açısından, gerekse kalite ve fiyat açısından dış pazarlarda rekabet edemeyen, dışa bağımlı bir gıda sektörünün ulusal politikalar açısından da kabul edilemez olduğu bir gerçektir. Tüm bu nedenlerden ötürüdür ki; gerek tarım, gerekse gıda sektöründe uzun soluklu politikalar belirlenmesi ve tüm sistemin bir hedef doğrultusunda, günlük ve anlık çözüm üreten politikalardan uzak bir şekilde oluşturulması büyük önem taşımaktadır. İşte bu noktada; üniversitelerin, ilgili kurum ve kuruluşların, sektör temsilcilerinin, meslek odalarının birikimlerini ve görüşlerini, bulundukları noktadan görülen sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini, sistem oluşturan kamu otoritesine aktarmaları ulusal bir görevdir. Gıda sektöründen sorumlu otoritenin belirlenmesine yönelik olarak, yıllardır süregelen arayış, AB Müzakere süreci ile yeni bir ivme kazanmıştır. Hükümetin neredeyse her konuda yerele yetki devri arayışlarından zaman zaman nasibini alsa da, son ayların en güncel konusu yine gıdada tek yetkili olduğu varsayılan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ve aynı zamanda gıdaya yönelik hizmetlerin yeniden yapılanması çalışmalarıdır. Bu amaçla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’u değiştirerek yeniden yapılanmasını öngören yasa tasarısı ve bu yapılanma içerisinde gıda güvenliği’ne yönelik ayrıntıları içeren "4’lü hijyen paketi" olarak adlandırılan ve Gıda Kanunu, Gıda Hijyeni ile Gıda ve Y emin Resmi Kontrolleri Kanunu, Y em Kanunu ve Veteriner Hizmetleri Kanunu tasarılarından oluşan taslak paket hazırlanarak görüşe sunulmuştur. Tasarıları irdelemeden önce, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılanmaya gitmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtmek gerekir. Ancak, Bakanlıkta yaşanan sorunların tümünün yapılanma kökenli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Sorunların önemli bir kısmı, uygulamadaki sorunlardan ve yanlışlıklardan kaynaklanmakta, Bakanlık her dönem az veya çok politik baskıya maruz kalmakta, idari kadrolarda sıkça yapılan değişiklikler konu ile ilgili oluşan deneyim ve birikimden yararlanılmasını imkansız hale getirmektedir. Bu durum zaman zaman yıllardır bilinen sorunların yeniden keşfedilmesine ve zaman kaybına yol açmaktadır. Bakanlığın kuruluş ve görevlerine yönelik kanun tasarısı; gıda güvenliğinden sorumlu birimi " Veterinerlik ve Gıda Hizmetleri Genel Müdürlüğü" olarak adlandırmış ve görevlerini tanımlamıştır. İsimlendirmede AB’ de bulunan FVO – Gıda Veteriner Ofisi’nden yararlanıldığı ancak bu ofisin işlevleri anlamında uyumun sağlanmadığı, yapılanmada FVO ruhundan oldukça uzak bir noktaya gelindiği görülmektedir. Gıda güvenliğini doğrudan etkileyeceği açık olan veteriner uygulamaları ilgili genel müdürlük kapsamında alınırken, bitki sağlığı ile ilişkili gıda güvenliği boyutu ihmal edilmiş ve yeni kurulacak olan yapının içine alınmamıştır. Eğer gıda güvenliğine bütüncül bir yaklaşım sergilenecekse veteriner boyutunun dahil edildiği sistemde bitkisel risklerin göz ardı edilmesi anlaşılır bir yaklaşım değildir. AB’nin yeni gıda mevzuatında, yetkili merkezi birimin görev alanına hayvansal ve bitkisel tüm risklerin değerlendirilmesi girdiği halde bitkisel ürün boyutunun AB ne uyum çerçevesinde yapılan bu yapılanma içerisinde değerlendirilmemesi ilginçtir. Bu durum aslında bütüncül yaklaşıma ulaşılamadığının ve alışkanlıklardan uzaklaşılamadığının bir göstergesidir. Ayrıca, hayvan çiftliklerinin kontrol ve denetiminin ayrı bir genel müdürlük olan Hayvancılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne, pestisit kullanımı, zirai mücadele ve zirai karantina programlarının ise hasat edilmiş ürünü de kapsayacak şekilde " Bitki Üretimi ve Sağlığı Genel Müdürlüğü"ne verilmesi yukarıda bahsettiğimiz ikilemin bir yansımasıdır. Ülkemizde gerek yurtiçi tüketimine sunulan, gerekse ihracata yönlendirilen bitkisel ürünlerde ağırlıkla yaşanan aflatoksin, pestisit kalıntıları konularının gıda güvenliği altında incelendiği ve AB tarafınca FVO kanalıyla takip edildiği bilinmektedir. Bu anlamda, gıda ve yem maddeleri güvenliğihayvan sağlığıbitki sağlığı temel üçgeninde koordinasyon, işbirliği ve hatta organik bağın genel müdürlükler arasında nasıl sağlanacağı açık değildir. Y eni yapılanmada; yem üretimi, temel maddelerin üretimi, gıda maddelerinin işlenmesi, depolama, taşıma ve perakende satış, ithalat ve ihracat aşamaları dahil olmak üzere gıda üretimi zinciri içinde faaliyet gösteren tüm sektörlerin gıda güvenliği kriterlerine uyumlu bir şekilde hareket etmeleri, böylece zincirin başından sonuna kadar gıda güvenliği ve kalitesi düzeyinin güvence altına alınması ve birincil üretim yerlerinde gıda güvenliğinin sağlanması açısından kontrol ve denetimler gıda güvenliğinden sorumlu olan genel müdürlük yetkisine verilmelidir. Bakanlık’ta üretim ile sağlık ve güvenlik konularının birbirini destekleyen ancak birbirinin içine girmeyen bir yapıda ele alınması da uzmanlık konuları itibariyle uygun bir yaklaşım olarak görülmektedir. “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması sürecinin yasama aşaması, gıda güvenliğine yönelik yetkileri tek merkezde toplamak için önemli bir fırsattır.” İlgili genel müdürlüğün yapılanmasında; daire başkanlıkları, şube müdürlükleri ve bu birimlerin görev tanımlarının belirsiz olması da, oluşturulacak yapının etkinliği konusunda bir değerlendirme yapılabilmesini olanaksız kılmaktadır. Yıllardır ülkemizde gıda alanında yaşanan sorunlar, bir tabela düzeltmesi ile aşılamayacak boyuttadır. Ancak, genel bir ifade ile, kurulan genel müdürlüğün etkin ve verimli çalışması; yapılanma biçimine, oluşturulacak daire başkanlıkları ve şube müdürlüklerine, taşrada oluşturulan birimlerine, ayrıca görev ve yetki tanımlarına bağlıdır. Konularına göre veya işlevlerine göre bir genel müdürlük yapılanması yetki karmaşasını engelleyecektir. Çalışmalarında multidisipliner bir anlayışın hakim olduğu, mesleki yetkilerin bilimsel temellerle tanımlandığı "çiftlikten sofraya gıda güvenliği"nin sağlanabildiği her yapılanma biçimi Odamız tarafından destek görecektir. Tasarıda yapılanmanın taşra uzantılarının olması memnuniyet vericidir, ancak yeterli değildir. Bilindiği gibi, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı’nda yerel idareler ve merkez teşkilat arasında görevler konu bazında dağıtılmakta, gıda hizmetleri de yerel birimlerin sorumluluğu altında görülmektedir. Bu anlayış temelden değişmediği sürece, yasa yayımlandıktan sonra taşra teşkilatının tüm araç – gereç ve personeli ile birlikte yerel idarelere devredileceği açıktır. Kaldı ki, Bakanlığınızın kuruluş ve görevlerini disipline etmek üzere hazırlanan tasarının birçok maddesinde geçmekte olan "denetimi yapmak veya yaptırmak" ifadesi hala yerel yönetimlere yetki devrinin izlerini taşımaktadır. Odamız, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması sürecinin yasama aşamasını, gıda güvenliğine yönelik yetkileri tek merkezde toplamakta çok önemli bir fırsat olarak görmektedir. Kamu otoritesinin Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve ilgili diğer birimleri ile tek bir hedef oluşturması ve bu hedeften sapılmaması gerekmektedir. Bu Kurumlar arasında devam etmekte olan yetki çekilmesi, yapılacak iyi niyetli düzenlemeleri de faydasız kılacaktır. "4’lü hijyen paketi" ise, ağırlıkla gıda işlerini yürütecek birimlerin uygulayacağı usul ve esasları belirlemek, Gıda, Y em, Veteriner Hizmetleri ve Hijyen olmak üzere konu bazında yetkilendirme ve görevlendirme yapmak amacıyla oluşturulmuş bir tasarı paketidir. Dört Tasarının eşzamanlı yayımlanması hedeflenmektedir. Böylece birbirini takip eden, zaman zaman iç içe geçen konularda çelişen, çakışan, yetki karmaşasına yol açan hükümlerin yer almaması öngörülmektedir. Tasarı paketinin ham hali, beklenen bu işlevi yerine getirmekten ve mesleklere yönelik yetki tanımlamasını yapabilmekten uzaktır. Dış ticarete yönelik hükümler, tam üyelik gerçekleşmişcesine düzenlenmiş, ülke yararı açısından tam üyelik aşamasında yapılması gereken düzenlemeleri şimdiden yapmayı öngörmüştür. Taslağa göre, 3. ülkelerden yapılan hayvansal ürün ithalatında sadece AB ülkeleri listesinde yer alan firmalardan ithalat öngörülmektedir. Tam üyelik gerçekleşene dek, AB tarafında ülkemizin de 3. dünya ülkesi sayıldığı gözden kaçırılmakta olup, şimdiden bu tür tavizlerin verilmesi ülke çıkarlarımız adına doğru bulunmamaktadır. 23

