Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Örgütsüzlük üretimi köreltiyor H. Naci BAYRAKTUTAN Tek Gıdaİş Sendikası Rize Bölge Şube Başkanı ay, dünya üzerindeki gelişimine paralel olarak ülkemizdeki yetiştiriciliği ve gelişimi ile Doğu Karadeniz bölgesinin yanında ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlayan bir sektör halini almıştır. Tarımsal ürün özelliğinin yanı sıra önemli bir istihdamı da beraberinde getiren bir sanayi ürünü olması ile de çay, dünya da olduğu kadar ülkemizde de diğer tarım ürünlerinden ayrı bir konuma oturtulmaktadır veya oturtulmalıdır. Planlı üretime başlandığında taşıdığı bu özellikler nedeniyle ve tarımsal bir kalkınma ürünü olarak algılanmaya başladığında; ekonomik ve yaşamsal koşullar sonucunda bölgeden göç etmek zorunda kalan insanlar için de bir umut kaynağı oluşturan çay sektöründeki örgütlenme zorunluluğu 1950’li yıllarda kendini göstermiştir. Ülkemize girişi, üretiminin yaygınlaştırılması, bölge ve hatta ülke ekonomisine sağladığı önemli katkılar nedeniyle ülkemizin temel tarım ürünü özelliğini kazanan çay bir cumhuriyet ürünü olarak da anılmaktadır. Çay tarımının etkinlik kazanması ve beraberinde oluşan sanayileşme ile bölgemizde hareketlenen iş yaşamı sayesinde oluşan iş gücü potansiyeli aynı zamanda sendikal örgütlenmenin de altyapısını oluşturdu ve bu altyapı ile birlikte 1952 yılında bölgedeki işçilerin örgütlenmesini amaçlayan ‘Çay Sanayi İşçileri Sendikası’ kuruldu. Müstakil olarak çay sektöründeki işçilerin örgütlenmesini amaçlayan bu sendika daha sonra kurulan federasyonlar çerçevesinde Tek Gıdaİş Sendikası’na bağlandı ve şube olarak etkinliklerini sürdürdü. Sendikalara toplu iş sözleşmesi hakkının verilmesinden sonra bölgenin iş yaşamındaki etkinliğini daha da arttıran sendika, 1983 yılında çıkarılan Sendikalar Kanunu ile bu kez Tek Gıdaİş Sendikası Rize Bölge Şubesi olarak ülkemizin en büyük örgütlü kuruluşlarından biri halini aldı. Bölgemizdeki bu örgütlük çalışanların sosyal hak ve özgürlüklerinin dışında, çalışma yaşamı ve tarımsal sorunlar, üretim ve üretici sorunları ile doğrudan ilgilenme sorumluluğunu da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda yaş çay üretimi bölgedeki üreticilerin yaşam standartlarını yakalama şansını 1960’lı yılların sonundan 1980 darbesine kadar sürdürmüştür. Bu dönemde sadece üretici, çalışanlar değil bölge ve ülke ekonomisi için de önem kazanan çay sektörü bu tarihten itibaren sekteye uğratılmış; özel sektörün piyasaya girişi ile ve de sektörün en önemli dinamiği ve lokomotifi olan Çaykur’un özelleştirilmesi planları ile de adeta çöküşe sürüklenmiştir. Bütün bu koşulların etkisinin yanında feodal yapı nedeniyle arazilerdeki bölünmenin oluşturduğu arazi paylaşımı, çay tarımını geçim kaynağı olmaktan çıkarmış, aile ziraatına dönüştürmüştür. Bu güne baktığımızda ise çay artık geçimi sağlamak bir yana neredeyse sorunlar yumağına dönüşmüş. Bu durumdayken dahi ülkemizin en önemli ürünlerinden olan ve Ç ekonomideki lokomotiflik yükünü eksiksiz kaldıran çay sektöründe üretici üzerine aldığı bu yükün altında ezilmekte, ezdirilmektedir. Yaş çay üreticilerinin en temel sorunlarının başında yaş çay fiyatının düşük oluşu gelmektedir. Bu durumu geçmişten günümüze değişen alım gücü olarak oranladığımızda; bir kilo zeytin veya şekerin fiyatına eş değerdi. Bugün ise ancak 10 kilo yaş çay ile bir kilo zeytin alabiliyor veya 5 kilo yaş çay fiyatı ile bir kilo şeker alabiliyorsunuz. Bu yıl yaş çaya verilen yüzde 11 oranındaki artışla maalesef üretici bir kez daha mağdur edilmiştir ki; yüzde 10 olarak gösterilmeye çalışılan ortalama enflasyonun YAŞ ÇAY FİYATLARI YILLAR 1973 1974 1975 1976 1977 1978 1979 1980 1981 1982 1983 1984 1985 1986 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 TL / KG 4,50 6,25 7,5 8,50 10,00 12,00 14,50 25,00 41,00 55,00 72,50 101 140 177 220 325 550 850 1.360 2.250 3.400 6.000 12.000 25.000 50.000 82.000 118.000 162.500 250.000 320.000 450.000 525.000 585.000 650.000 % ARTIŞ 12,50 38,89 20,00 13,33 17,65 20,00 20,83 72,41 63,20 34,15 31,82 39,31 38,61 26,43 24,29 47,73 69,23 54,55 60,00 65,44 51,11 76,47 100,00 108,33 100,00 64,00 43,90 37,71 53,85 28,00 40,63 16,67 11,43 11,11 gerçek boyutlarına baktığımızda bunu görebiliriz. Yani reel olarak çay, büyük bir değer kaybetti. Üreticilerimiz, devlet güvencesinde olduğu için ürününün tamamını Çaykur’a satmak istiyor. Bu ürün satış isteği de üreticilerimizin diğer bir sorununu oluşturuyor. Çünkü üreticimiz, diğer ürünlerde olduğu ürününü istediği değerlendirme olanağına sahip değil. İlk bakışta öyle görünse de bu önemli sıkıntı üreticileri daha zor koşullara sürüklemektedir. Çaykur ürünün tamamını almadığı gibi, kota ve kontenjan uygulaması ile de sınırlama getirmektedir. Bu durum karşısında ise üretici doğal olarak özel sektöre yönelmektedir. Özel sektörün geçmişi pek parlak olmadığı ve üretici üzerinde olumsuz etkiler bıraktığından güvensiz bir durum ortaya çıkıyor. Bu koşullarda üretici yine de ürününün evsafı bozulmaması ve bir sonraki ürün kalitesini düşürmemesi için istemese de özel sektöre yöneliyor. Özel sektör ise her kampanya açılışında ürün alamama endişesi ile peşin ve hatta biraz da olsa yüksek fiyatla ürün alıyor. Ama kampanya ilerledikçe üreticinin içerisine düştüğü bu durum özel sektörü de rahatlatıyor ve ürün bedellerini aylar ve hatta yıllar sonrasına sarkıtabiliyor. Bölgemizdeki en belirli ve önemli olgu ise, üreticilerimizin aynı zamanda sektör çalışanı ve tüketici konumunda olmasıdır. Yani bizler çay sektörünün her aşamasında varız. Bu durum karşısında sendika olarak örgütlendiğimiz bu sektörün sorunları ile birebir ve iç içe yaşarken; çözüm önerileri konusunda da önemli görevler üstlenmekteyiz. Bölgemizde, Çaykur’a ait 45 ve irili ufaklı toplam 200’ün üzerinde de özel sektöre ait yaş çay işletmesi, yani fabrika bulunmaktadır. Özel sektöre ait bu işletmelerin hemen hemen yarıya yakını ise atıl durumdadır. Bu durumda olsa dahi özel sektörün yaş çay işleme potansiyeli neredeyse Çaykur ile aynı orana ulaşmaktadır ki, bu da yıllık 100 bin tonun üzerinde bir kuru çay üretimine denk gelmektedir. Özel sektöre ait işletmelerde yaklaşık 10 bine yakın iş gücü istihdam edilirken; sektördeki örgütsüzlük işçilerin düşük ücretle çalıştırılmasının yanında sağlıksız koşullarda 1112 saat gibi sürelerde çalışma gibi olumsuz koşulları da beraberinde getirmektedir. Kaldı ki, Tek Gıdaİş Sendikası kamuda Çaykur’da 4 bini kadrolu ve 11 bini mevsimlik olmak üzere toplam 15 bin, üye ile örgütlenirken, özel sektörde bu sayı sadece 800’de kalmıştır. Bu nedenle yapılacak olan yeni yasal düzenlemelerle siyasi iktidarın sendikal örgütlenmenin de önünü açması gerekmektedir. Özel sektördeki bu örgütsüzlük ise çay sektörünün başka bir sorununu oluştururken, önemli bir ekonomik kayba ve bir anlamda da haksız rekabete de yol açmakta; bu durum dolayısıyla üreticiye de yansımaktadır. Kalitesiz üretimi de eklediğimizde ise ucuza mal edilen kuru çay piyasadaki bu haksız rekabetin yanında üreticinin de mağdur olmasına da neden olmaktadır. Bütün bunların yanında bölgede 200 bini aşkın ailenin uğraştığı çay tarımında önemli bir üretici örgütlülüğü olmayışı da üreticilerin kendilerini ilgilendiren platformlarda temsil edilmemesi, sektörde hak ettiği şekilde söz sahibi olamaması ve savunmasız olmasını da beraberinde getirmektedir. Bu örgütlenmelerin önünün açılması ile sektördeki bir çok sorunun da önüne geçileceği, sendika ve diğer örgütsel çalışmaların bir denetim mekanizması oluşturacağı göz ardı edilmemelidir. 21

