15 Ocak 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Siyah çay, yeşil çay, beyaz çay... Her renk ayrı bir tat ünyada Çin ve Japonya başta olmak üzere Hindistan, Endonezya ve Rusya’da yurdumuzda ise Doğu Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir. Kışın yapraklarını dökmeyen kısa boylu beyaz çiçekli ağaççıklardır. Çok eski çağlarda Çinliler çayı ilaç olarak kullanırlar, baş ağrısını giderdiğini, ateşi düşürdüğünü söylerlerdi. Dünyada oldukça yoğun bir tüketim potansiyeline sahip olan ve kendine özgü kültürler oluşturan çayın en önemli iki çeşidi karşımıza çıkmaktadır, siyah ve yeşil çay. Yeşil çay ve siyah çay, ‘Camellia sinensis’ bitkisinin yapraklarından elde edilirken; yaprakların işleme ve üretim şekli nedeniyle iki ayrı çay oluşturulmaktadır. Siyah çay için yapraklar tamamıyla okside edilirken, yeşil çay için kurutmadan önce yeşil çay yaprakları hafifçe buğulanır. Siyah çay çoğunlukla Afrika, Hindistan, Sri Lanka ve Endonezya'daki fidanlıklardan gelirken yeşil çay Çin ve Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinden gelmektedir. Siyah Çay: Çayın, en eski çağlardan beri dinlendirici, ferahlatıcı, iradeyi canlandırıcı ve gözleri kuvvetlendirici özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bunların yanı sıra, çayın insan sağlığı açısından önemli yararları olduğu belirlenmiştir. Sindirim sistemindeki düzenleyici rolünün yanında zihinsel yorgunluk açısından da dinlendiricidir. Yapılan araştırmalara göre çay, 25 çeşit aminoasit içermektedir. Tein bu aminoasitler arasında en çok bulunan ve toplam aminoasitlerin yüzde 50’sinden fazlasını içeren çayın en önemli maddesidir. Çay polifenolleri tıbbi kullanımda en etkili unsurdur. Çay numunelerinde bu oran, yüzde 1020 arasındadır. Çayda bulunan 28 elementin çoğu insan sağlığına gereklidir. Çay aynı zamanda florin içeren bir bitkidir. Günde 56 fincan çay içimi ile alınan florin, insan sağlığına zararlı olmadığı gibi diş çürümelerini önleme bakımından oldukça yararlıdır. Çayın deminde önemli D miktarda bulunan sodyum ve potasyum, yüksek tansiyonlu hastalar için de yararlıdır. Çayın demindeki bakır ve demir düşük olmakla birlikte, çayın kansızlığa iyi gelebileceği söylenmektedir. Çay, manganez açısından da önemli bir kaynak olup, enzimleri harekete geçirici bir etkisi vardır. Günde beş fincan çay, bir insanın günlük "K" vitamini ihtiyacını karşılamaktadır. Siyah çay üretiminin iki ana metodu bulunmaktadır. Geleneksel Ortodoks metodu hasatta üst iki yaprağın ve tomurcuğun elle koparılmasını ve fermantasyon başlangıcına kadar kıvrılmayı gerektirir. Ortodoks metodu mümkün olan tüm yaprak büyüklüklerini ve sınıflarını ürün verebilir. CTC metodu verimliliği ve uygunluğu yüzünden popülarite kazanmıştır. CTC ile işlenmiş çaylar elle toplanmış veya mekanik olarak hasat edilmiş olabilir. Makine ile hasat edildiğinde, CTC prosesi geleneksel üst iki yaprak ve tomurcukla beraber diğer yaprakları da işleyebilir. Ürünler top top bir görünüşe sahiptirler ve her zaman kopuk yapraklıdırlar. Yeşil çay : Özellikle yeşil çayın damar tıkanıklığını giderdiğini, mide kanserini oluşturan hücreler üzerinde engelleyici etkileri bulunduğunu tespit edilmiştir. Yeşil çayın ana unsurları ‘polifenoller’dir ve bu özelliğinden dolayı sindirim sistemini ve vücut ısısını düzenlediği kaydedilir. Ayrıca yeşil çay, C Vitamini açısından da zengin bir içecektir. Yeşil çayın insan sağlığı üzerindeki koruyucu etkilerini araştırma çalışmalarına dünyanın çeşitli yerlerinde devam edilmekte, her geçen gün yeni bir özelliği ortaya çıkarılmaktadır. Bu nedenledir ki üretim ve tüketimi her yıl giderek artmakta, toplumun yakın ilgisini görmektedir. Beyaz Çay: Çay dendiğinde akla ilk olarak siyah ve yeşil çay gelmekte ise de, beyaz çay da en az bu iki çay kadar etkili bir çay çeşididir. Beyaz çayın en belirgin veya ayırıcı özelliği ise güzel bir içecek olmasının yanında tedavi edici yönlerinin de olması. Öyle ki, kullanıcıları dahi bu yönü ile bir içecek mi, losyonkozmetik veya banyo ürünü mü yoksa tedavi için mi kullanacaklarını karıştırabiliyorlar. Beyaz çay geleneksel olarak Çin'in Fujian bölgesinde yetiştirilmekte ve çok ender olarak Hindistan'ın bazı bölgeleri ve Seylan’da üretiliyor. 1100 yılında İmparator Hui Tsung zamanından beri biliniyor ve sadece imparator ve yakınları için özel olarak üretiliyordu. İmparator için beyaz çay içme keyfi Moğolların sarayını işgal ederken bile bozulmayacak kadar önemliydi. Beyaz çay yeşil çaya benzer, üretim aşamasında çok az işlem görür ve hiç fermente olmaz. Genelde beyaz çay, oldukça hafiftir onun için demliğe veya bardağa yeteri kadar çay eklediğinizden emin olmalısınız. Aynı çayı peş peşe olmak şartıyla üç kere demleyebilirsiniz. Ancak ilk demlemedeki 6 dakikalık süreye her bir yeni demleme için ilave 23 dakika eklemelisiniz. Demde kullanılacak su (7080 C) olmalıdır. Kesinlikle suyla birlikte kaynatılmaması gerekir. Diğer bir ifadeyle siyah çay için kullanılan sudan daha düşük sıcaklıkta olmalıdır. Bir başka ifadeyle kaynamış suyu 12 dakika dinlendirmek gerekir. Beyaz çayı hafif yemeklerden sonra tercih etmelisiniz. Baharatlı yemeklerden sonra içerseniz lezzetine varamazsınız. Yeşil çayların çoğunda otsu bir tat varken, beyaz çayda kavunu andıran hoş bir tat vardır. İdeal dem rengi solgun sarıdır. Türkiye'de beyaz çay üretim denemelerine Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur)’un girişimleri ile 2005 yılında başlandı. Bu girişimler sonucunda ilk beyaz çay, 1 Mayıs 2005 tarihinde Atatürk Çay Araştırma Enstitüsünde üretildi. Üretim geliştirme ve fizibilite çalışmalarının devam ettiği 2007 yılında ise seri üretime geçileceği kaydediliyor. Gelecek karanlık Mehmet YÜKSEL Of Ziraat Odası Başkanı ölgemizin tek geçim kaynağı olan çayda da sorunlar farklı değildir. Türkiye’de tarım nereye doğru gidiyor! Görmek mümkün değil. Hele de fındıkta yaşananlardan sonra… Yaptığımız hesaplamalar sonucunda 2006 yılı yaş çay yaprağı maliyeti 1.30 ytl/kg olarak saptanmıştır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus maliyeti 1.30 ytl/kg olan yaş çay yaprağının üreticiye nasıl B yansıdığıdır. Üzücü olan bu yıl üreticiye 1 kg yaş çay yaprağı karşılığı belirtilen maliyetin yarısının ödenmesidir. Bazen bana soruyorlar "iyi de madem maliyetin altında neden satıyorsunuz?". Evet, ama bunu bu şekilde düşünmek üreticimiz açısından biraz zor. Çayın çok yıllık bir bitki olması nedeniyle kısa sürede sökülmesi ve yerine farklı bir ürün yetiştirilmesi imkânı yoktur. Bu nedenle; yöre halkı geçimini sağladığı çayın maliyeti ne olursa olsun üretimini yapmaya devam edecektir. Bu nedenle üretim alanlarının azaltılması şeklinde değil de üreticinin mağduriyetini azaltıcı bazı önlemlerin alınması yoluna gidilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Peki, bu önlemler ne olabilir diye düşünürsek; örneğin Mehmet çaya ödenen fiyatta bir Yüksel iyileştirme yapılması, destek priminin arttırılması gibi iyileştirmelerin yanında ürün çeşitlendirilmesine de gidilebilir. Oda olarak yörede ürün çeşitlendirilmesi konusunda çalışmalara devam etmekteyiz. 18
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle