Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Sektör baltalanıyor Nevzat PALİÇ Rize Ziraat Odası Başkanı Ü lkemizin en önemli tarım ürünlerinden olma özelliğine sahip çay, bu özelliğinin yanında aynı zamanda işleniş yöntemi ile de bir bakıma sanayi ürünü olma özelliğine de sahiptir. Dünya da olduğu gibi ülkemizde de sektör olarak önemli bir ekonomik potansiyele sahip olan çay sanayi, büyük oranda üretici sorunları ile karşı karşıya kalmaktadır. Ülkemizdeki tarihsel gelişimine ve siyasi gelişmelere baktığımızda özellikle son 20 yıl içerisinde büyük sorunlar yaşanan çay sektöründe, özel işletmelerin de söz sahibi olma çabası ne yazık ki beklenen olumlu sonucu getirmemiş; aksine sektördeki sorunların daha da büyümesine neden olmuştur. Genel olarak baktığımızda, düşük fiyat, kota ve kontenjan uygulamaları yaş çay üreticilerinin en temel sorununu oluşturmaktadır. Üretim yapılan alanların ruhsatlandırılması, gübreleme ve ödeme politikalarının oluşturduğu sorunlar ise bu temel sorunu maliyet ve işçilik kıskacında sıkıştırmaktadır. Bu durum aynı zamanda geçmişte bölge insanı için önemli bir geçim kaynağı olan yaş çay üretimini bu gün içinden çıkılması güç bir sorunlar yumağı haline getirdi. Özellikle özel işletmelerin çay sektörüne girmesi ile izlenen yanlış politikalar ve bu gibi dengesiz uygulamalar özel sektörün güvensizliğini de beraberinde getirdi. Sektördeki düzensiz yapılanmanın sonucu olarak, ülkemizdeki pazar potansiyelinden pay kapma yarışı ülkeye sokulan kaçak çaylarla birlikte, sahte, sağlıksız ve niteliksiz çayların tüketiciye kadar ulaşması ile sektör ikinci bir darbe ile karşı karşıya kaldı. Bütün bunların yansıması elbetteki bölgemizde üretim yapan 200 bini aşkın üretici aileyi direk olarak etkiledi. Özel sektörün bu güvensiz konumuna karşın kendini devlet güvencesinde hissetmek isteyen üretici; bir devlet kuruluşu olan Çaykur’un da izlediği yanlış, Nevzat Paliç siyasi güce dayalı ve günlük politikalar nedeniyle zorunlu olarak özel sektöre yönlendirildi. İlk zamanlar yaş çay alamama endişesini taşıyan ve üreticiden yaş çay alabilmek için peşin ve yüksek fiyat öneren özel sektör ise bunu koz olarak kullanarak dilediğince alım politikası ve fiyat uygulaması yapabiliyor. Son 20 yıl içerisindeki gelişmeler nedeniyle yaş çayına istediği değeri alamayan ve geçimini sağlayamayan üretici bu kez çaylık alanlarını yarıcılık sistemiyle kiraya veriyor ve yaş çaydaki üretimin daha da düşerek kalitesizleşmesine neden oluyor. Çaykur’un uyguladığı yanlış alım politikalarına baktığımızda, günlük kapasitenin gerçek anlamda kullanılmayışının yanında kapasite artırım olanağı olmasına karşın bu yönde çalışma yapılmayışı ile karşılaşırız. Yıllardır sıkıntı olarak görülen stoklardaki kuru çayların son birkaç yılda eritilmesi ile ülkemizdeki tüketimdeki artışın dikkate alınmadığı da önümüzdeki başka bir gerçektir. Bugün özel sektör de dahil olmak üzere üretilen 190200 bin ton civarındaki kuru çaydan 25 bin ton daha fazla bir tüketim potansiyelimiz vardır. Üretimtüketim dengesi sağlanmışken ortaya çıkan bu tüketim fazlalığı ise yurt dışından ülkemize kaçak çay veya düşük gümrüklü ucuz kuru çay girişine neden olmaktadır. Maalesef bu durum, kaçak ve vergisiz kuru çay girişi ülkemizde önemli bir ekonomik ve iş gücü kaybına neden olurken, üreticilerimizin sırtına da önemli sorunları yüklemiştir. Tüm gelişmelere baktığımızda 2006 yılı yaş çay üreticileri için kabus olmasa da çok kötü bir kampanya dönemine sahne olmaktadır. Bütün bunların yanında kampanya öncesinde meydana gelen don olayı ile de yaş çay üretimi genelde yüzde 30 oranında zarar görmüştür. Buna karşın yaş çaya verilen yüzde 11 dolaylarındaki zam ile üretici bir önceki yıla oranla sıfır enflasyonu baz aldığımızda bile yüzde 20 oranında zarara uğramış ve dolayısıyla yaş çay fiyatı da bu oranda geri kalmıştır. Bu yılın gelişmeleri her alanda beklentilerimizin çok gerisinde kalmakla beraber neredeyse üreticiden pay alınmaya kalkışılmıştır. Ülkemiz ürettiği çayı tüketmektedir ve hatta üretimden çok çay tüketilmektedir. Bu amaçla ilgili birimler gerekli çalışmaları yaparak üreticinin bu kamburunu düzeltmelidir. Üreticinin uğradığı zarar ise verilen fiyata ek olarak açıklanan destekleme priminin yüksek tutulması ile bir nebze olsa da hafifletilmiş olacaktır. Bitkisel çaya ilgi artıyor ilgi çok Gökhan ERKUŞ A NKARA Türkiye, bitkisel çayların hammaddesi olan çiçekleri, meyveleri, kökleri ve yaprakları yetiştirmesine karşın tükettiği çayı it hal ediyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Neşet Arslan, Türkiye'nin ``bitki çayı'' olarak tabir edilen bitkisel kaynaklı içeceklerin hammaddesi açısından büyük potansiyele sahip olduğunu ancak bunu yeterince kullanamadığını dile getirdi. Arslan, ülkede ne kadar bitki çayı tüketildiğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığını çünkü kırsal kesiminde geleneksel olarak bu içeceklerin tüketildiğini ve bu yönde bir kayıt tutulmadığını söyledi. Bitki çaylarının ham maddesini ihraç ettiğimizi belirten Arslan, ``İhraç ettiğimiz hammaddeyi işlenmiş halde geri alıyoruz. Zayıflama çayı gibi isimlerle yine biz içiyoruz'' dedi. Arslan, şunları söyledi: ``Hammaddeyi işleme konusunda birçok prosedür bulunuyor. Avrupa'yla kıyaslanmayacak kadar çok hammaddeye sahip olmamıza karşın, bitkisel çayları yine Avrupa'dan ithal ediyoruz. Bitkisel çaylar konusunda en gelişmiş ülke Almanya. Bu tür içeceklerle en çok onlar ilgileniyor. Biz kekik, ıhlamur gibi bitkilerin en büyük üreticilerindeniz. Biz de bitkisel çayları çok tüketen bir ülkeyiz, özellikle Ege bölgesinde bu tür çaylar çok içiliyor. İnsanlar çevreden topladıkları yaprakları, kökleri, çiçekleri, meyveleri kaynatıp içiyorlar ancak bunlar kayıt dışı olduğu için genel anlamda ne kadar bitkisel çay tükettiğimizi söylemek zor. Türk halkı bitkisel çayları daha çok keyif için değil tedavi amaçlı tüketiyor. Soğuk algınlığı gibi durumlarda bu tür içeceklere yöneliyor.'' Yapılış şekline göre bitki çaylarının üçe ayrıldığını söyleyen Arslan, bu çayların ``haşlama, kaynatma'' ve ``ıslatma'' yöntemiyle hazırlanabileceğini kaydetti. Kullanım amacına göre de iki sınıflandırmanın bulunduğunu belirten Arslan, ``Ev çayları dediğimiz türü keyif için tüketiyoruz. Bunun yanı sıra bir de tedavi amaçlı kullanılan bitki çayları var'' dedi. Tedavi amaçlı tüketilen çayların Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olması gerektiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti: ``İnsanlar bitkilerin yan etkisinin olmadığını zannediyorlar. Oysa bitkilerin de birçok yan etkisi olabilir. Özellikle ağır hastalıkları olanların bu tür çayları kullanmadan önce doktora başvurmasında fayda vardır. Meyve çayları da bitki çayları içerisine girer. Bitkilerin yapraklarından, meyvelerinden, tohumlarından, çiçeklerinden hatta köklerinden bile çay yapılıyor. Bunları tedavi amaçlı tüketirken dikkatli olunmalı. Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı bu konuda geçtiğimiz yıllara nazaran daha ilgili. Sık sık toplantılar yapılıyor. Eczanelerde satılan, tedavi amacını taşıyan çaylar Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olmalı. Diğer çayları ise Tarım Bakanlığı denetliyor. Bunun amacı ise daha farklı. Hijyenik mi, doğal mı değil mi bunlara bakıyorlar.'' Bitki çaylarının karışım halinde ya da tek başına içilebileceğini ifade eden Arslan, ``Tedavi amaçlı olanlar genellikle karışım halindedir. Bir ana bitkinin diğer bitkilerle desteklenmesiyle yapılır ancak evde hazırladıklarımız yararlı olsa da bunun bir garantisi yoktur'' dedi. Teknolojinin gelişmesiyle ``poşet çay'' tüketimi gibi alışkanlıkların ortaya çıktığına dikkat çeken Arslan, zamanla bitkisel çayların tüketiminin artığını ve daha da artacağını söyledi. 14

