14 Aralık 2025 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 10 KASIM 2014 PAZARTESİ 10 HABERLER Demirtaş’ın yolsuzluk eleştirileri hükümeti rahatsız ediyor GÜNDEM MUSTAFA BALBAY Teknoloji Değişirken Zihniyet Değişmiyor TBMM kürsüsü, muhalefetin hükümete en sert eleştirileri yönelttiği yerlerin başında gelirken, yıllardır TBMM TV’den “günde 5 saat haftada 3 gün” yapılan canlı yayın muhalefetin sesini kısan en büyük etkenlerden biri. TBMM TV’nin bu devirde “TRT ile yapılan protokolü” bahane edilerek haftada 15 saat canlı yayın yapması; milletvekillerini canlı yayın sona ermeden kürsüye çıkmak için kendi aralarında sıra oluşturmak zorunda bırakıyor. İnternet üzerinden 2014 yılında yapılan canlı yayın süresi 274 saat. Başka bir deyişle iktidarın gece yarısı getirdiği ve uyandığımızda haberdar olduğumuz tüm kritik yasalar bu 274 saatlik süre içinde TBMM’den geçiyor. Yıllardır her yasama yılında TBMM TV’nin canlı yayınları iktidar ile muhalefet arasında temel tartışma konularından birini oluştururken, TBMM TV’ye 2015 yılında yapılacak yatırımlar canlı yayın kısıtlamasını yine gündeme getirdi. TBMM’nin 2015 bütçesine göre, önümüzdeki yıl Genel Kurul salonunda bulunan kamera sistemleri sil baştan değiştirilecek. TBMM TV yayın kayıtlarının bulunduğu sayısal arşiv sistemiyle kapasite artırımı yapılacak. Ancak TBMM TV’nin teknolojisine yapılacak bu yatırımlar, tahmin edeceğiniz üzere ekranlara yansımayacak. Yeni kurulacak kamera sistemleri saat 19.00’dan sonra yayın yapmayı durduracak. Milletvekilinin çalışmalarını saat 19.00’a kadar takip edecek, sonrası internet üzerinden yayımlanacak. TBMM TV’ye yapılacak yatırımı bir cümleyle özetlemek gerekirse: “Teknoloji değişirken zihniyet değişmeyecek.” TBMM Genel Kurulu’nda, özel günlerdeki birleşimler hariç canlı yayının haftada 15 saatle kısıtlandığı TBMM TV’ye yapılacak söz konusu yatırımın bu kısıtlama sürerken “israf olup olmadığı” sorusunun yanıtını da okuyucularımıza bırakıyoruz. AKP, HDP’yi dizayn ERDEM GÜL ANKARA AKP, Kobani eylemleri nedeniyle yaşanan tıkanıklığın ardından çözüm sürecini HDP’yi de dönüştürerek devam ettirmeyi planlıyor. AKP’de İmralı heyeti ile birlikte, HDP yönetiminin de değişmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik yolsuzluk eleştirilerini çokça yapan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan rahatsız olan AKP yönetiminde, cezaevinden çıktıktan sonra Gülen cemaatine yönelik suçlamalarda bulunan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin HDP’de etkin konuma gelmesi yönünde formüller seslendiriliyor. Çözüm sürecinde Kobani eylemleri nedeniyle yaşanan duraklamanın ardından AKP, kendi iç değerlendirmeleri ile “yola nasıl devam edileceğini” netleştirmeye çalışıyor. AKP’de ağırlıklı görüş, “Süreç devam etmeli. Ancak, seçim de dikkate alınarak, kamuoyu desteğini düşürecek hızlı adımlar atılmamalı. Süreç mutlaka HDP’nin de kendine çekidüzen vermesini sağlayarak devam etmeli” şeklinde kendini gösterdi. AKP’de bu görüş çerçevesinde HDP adına İmralı ziyaretlerini gerçekleştiren heyetin değişmesi formülü bir süredir konuşulmaya başlandı. AKP’de İmralı heyetinin yanısıra, asıl olarak, HDP yönetimi ve etkili kadrolarının da sürece göre yeniden şekillendirilmesi gerektiği görüşleri seslendiriliyor. AKP’de özellikle Kobani eylemleri sırasındaki açıklamaları nedeniyle Demirtaş’tan büyük rahatsızlık duyuluyor. Demirtaş’a yönelik rahatsızlık, Kobani eylemlerindeki açıklamaları ile sınırlı değil. AKP, “CHP’ye yakın, çok solda” bulunan Demirtaş’ı özellikle, geriye doğru, Erdoğan’a, 17 Aralık’ı da referans verip yönelttiği yolsuzluk eleştirileri nedeniyle büyük bir tepki duyuyor. Demirtaş’ın ve HDP yönetiminin Gülen cemaatine yönelik tavır almadığını da düşünen AKP’de, bu nedenle de partinin yeni isimlerle dönüştürülmesi gerektiği görüşü kabul görüyor. AKP’de bu değerlendirmeler çerçevesinde partinin genel başkanlık düzeyinde yeniden şekillendirilmesi adına olası isimlerle konuşuluyor. Bu çerçede DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin Demirtaş’ın yerine partinin başına geçebileceği, bu olmuyorsa da Ankara’da siyaset yapmasını sağlayacak etkili bir göreve gelmesi gerektiği formülleri AKP içinde dile getiriliyor. Buna göre Dicle’nin HDP’nin gideceği bir kongre sürecinde genel başkan olabileceği, öne alınacak 2015 seçimlerinde de milletvekili seçilebileceği formülleri üzerinde duruluyor. Dicle, 1994 2004 yılları arasında hapis yattıktan sonra, 2009’da KCK operasyonları çerçevesinde yeniden tutuklanmıştı. Dicle 2011 seçimlerinde cezaevinden milletvekili adayı olmuş, Diyarbakır’dan HDP listesinden seçilmiş n Baştarafı 1. Sayfada onlarca lider vardır. Her biri az ya da çok tarih sayfalarındaki yerini almıştır. Ancak Atatürk bütün bunlardan farklı bir yere sahiptir. Onu farklı kılan başlıca unsur, akla ve bilime inanmasıdır. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip, Atatürk’e bu topluma miras olarak ne bıraktığı yönünde bir soru sorar. Atatürk şu karşılığı verir: “Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” HHH Bu bakış açısı, Atatürk’ü salt bir komutan ya da lider olmaktan öteye taşımış, çağını ve zaman kavramlarını aşan bir kişiliğe büründürmüştür. Turgut Özakman’ın gün gün yaptıklarını sıraladığı kronolojiyi her okuyuşta Atatürk’ün bir başka özelliğini tanırsınız. Örneğin, Kurtuluş Savaşı’nın ardından gerçekleştirdiği kuruluş savaşını dikkate alarak kronolojiyi okursanız, atacağı ciddi adımlardan önce uzun bir Anadolu gezisine çıktığını, halkın nabzını tuttuktan sonra harekete geçtiğini görürsünüz. Ulus ve devlet inşa ederken oluşturduğu kurumları dikkate alarak okursanız, eğitime, bilime ayrı bir önem verdiğini görürsünüz. Atatürk’ün bütün ömrünü uygulamalı bir okul olarak sürdürdüğünü de söyleyebiliriz. Bunun başlıca göstergesi, yaşamının her diliminde, hatta her anında kitap okumasıdır. Mustafa Kemal Çanakkale cephesinde iken kendisiyle röportaj yapmaya gelen gazeteci Ruşen Eşref Ünaydın karargâh çadırına girdiğinde ilk dikkatini çeken şeyi şöyle anlatır: “Girince tam karşıdaki yükseltide Balzac’ın bir romanı duruyordu.” Cehpeden cepheye giderken beraberinde bir sandık da kitap götürdüğü, çevresindekilerin anılarında değişik anlatımlarla dile getirilmektedir. HHH Atatürk’ün bu büyüklüğünü, onun yaşadığı dönem içinde pek çok dünya lideri de kabul etmiş ve bugün de belleklerde kalan tümcelerle bunu ifade etmiştir. Ölümünden sonra da dünyanın hangi ülkesinde köklü bir değişim olsa, onu araştıranların çoğu Atatürk’e de gönderme yapmıştır. İki hafta önce 26 Ekim’de Tunus’ta yapılan seçimleri laik, aydınlanmacı partinin kazanması, bu ülkenin değişim mayasında Atatürk’ün rehberliğinin de olduğu gerçeğini bir kez daha akla getirmiştir. 2000’li yılların başında adından en çok söz ettiren kitap Prof. Samuel Huntington’un Medeniyetler Çatışması idi. Atatürk’ün yaptıklarına 20 sayfa ayıran Huntington, kitabın başka bir bölümünde Meksika’yı anlatırken, bu ülkenin 1980’li yıllardaki değişimine, Devlet Başkanı Carlos Salinas’a değiniyor, şöyle diyor: “Salinas sonunda Meksika’nın Mustafa Kemal’i oldu.” Nasıl akıl ve bilim insanlığın bugününe ve geleceğine yön vermede temel rehberse, mirasçılarına bunu öneren Atatürk de bu ışığın aydınlattığı her yerdedir... O ışığı yok etmek isteyen zavallılar, gözlerini ışığın ortasına dikip körleşince başardıklarını sanıyorlar. etmeye çalışıyor AKP’nin Demirtaş’ın yerine Dicle’ye sempati ile bakması “paralel yapı eleştirisinden” kaynaklanıyor. Hatip Dicle, tahliyesinin ardından yaptığı açıklamada, “KCK operasyonlarını yapan paralel devlettir. Devlet içinde devlet olmaz. Onun için devlet tabii ki kendini temizleycek” diyerek Erdoğan’ın paralel söylemine destek vermişti. AKP’nin bu tür dizayn planları HDP içinde de değerlendiriliyor. HDP’de AKP’nin bu tür hesaplarına ilişkin, “Hatip Dicle, davaya çok adanmış ve büyük tecrübeye sahip bir siyasetçidir. Asla iktidar partisinin bize yönelik dizayn girişiminin bir parçası olmaz” değerlendirmesi yapılıyor. AKP’de seslendirilen bu formül hukuki açıdan da tartışmalı. Dicle’nin, 1994’te aldığı ceza, 2011’de vekil olmasının önünde engel olarak görülmüştü. Dicle’nin HDP’de etkili bir yönetim görevine gelmesi ya da 2015 seçimlerinde milletvekili adayı olması durumunda hukuki açıdan tartışmaya açılabileceği belirtiliyor. Dicle’nin paralel çıkışı ti. Ancak YSK, 1994’te aldığı ceza nedeniyle milletvekili olamayacağına hükmederek, Dicle’nin vekilliğini düşürmüştü. Ancak Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi için başvuruyu AKP’nin yaptığı ortaya çıkmıştı. AKP’nin başvurusu sonucu Dicle’nin vekilliğini düşüren YSK, seçilmediği halde AKP’li Oya Eronat’ın milletvekili olmasına karar vermişti. Çetin’in ‘Koruma Ordusu’ İsyanı TBMM’de 2015 bütçe görüşmeleri Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yoğun bir tempoda sürüyor. İlgili bakanlar bütçe görüşmelerine katılırken bir günde en az iki bakanlığın ve ilgili kuruluşların bütçelerinin ele alınması Plan ve Bütçe Komisyonu’nda olağanüstü bir trafiğin yaşanmasına neden oluyor. Her bütçe döneminde benzer manzaralar yaşanırken, bu yıl görüşmelerin başından itibaren komisyona gelen her bakanın yanında korumalarının da eşlik etmesi, halihazırda görevli olan sivil polislerle birlikte komisyonun önünde büyük bir koruma ordusunun oluşmasına neden oldu. Özellikle son dönemde hemen hemen her bakan TBMM kulislerinde korumalarıyla birlikte hareket ediyor. Ancak son zamanlarda kulislerde korumalarıyla gezen bakanlar, komisyon toplantılarına bile korumalarıyla gelmeye başladı. Bakanların, genellikle bürokratlar, milletvekilleri ve gazeteciler dışında başka kimsenin katılmadığı komisyon toplantılarına bile korumalarını getirmesi ilginç manzaraların oluşmasına neden oluyor. Komisyonun kapısında bekleyen çok sayıda koruma ve görevli polisler birlikte adeta bir koruma ordusuna dönüşüyor. Milletvekili, danışman ve gazetecilerin komisyon toplantılarına giriş çıkışında zaman zaman sıkıntı yaşanmasına da neden olan bu durumdan milletvekilleri de rahatsız olmaya başladı. Öyle ki Plan ve Bütçe Komisyonu’nun henüz ikinci gününde söz alan CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, koruma ordusuna şöyle isyan etti: “Buraya gelirken sabahları, öğle saatlerinde silahlı, silahsız sivil dünya kadar polisin arasından geçerek bu salona girmekten hicap duyuyorum, üzüntü duyuyorum. Burada sivil polis görmek istemiyoruz. Korumayla gelmek isteyen arkadaşlar, bakanlar veya görevliler kapıya kadar gelebilir ama bu Plan ve Bütçe Komisyonu’nun kapısında silahlara değerek içeriye girmeyi istemiyorum. Bundan sonraki günlerde böyle bir durumla karşılaşırsam hiç olmayan davranışlarda ben de bulunur bir silah temin ederim, bu yaştan sonra ben de silah koyar gelirim herhalde.” Çetin, AKP Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in “Onlar emekçi” diye laf atması üzerine Çetin, korumalardan bir ordu oluşturulmasının nedenini de şöyle özetledi: “Kimden korkuyorlar arkadaş! Çalan adam korkar, hırsız adam korkar, arsız adam korkar. Benim korkum yok ama silah görmek istemiyorum bu Meclis koridorlarında.” Çözüm sürecinde hız düşüren AKP, bu arada HDP’ye çekidüzen vermeyi de önüne hedef olarak koydu. Demirtaş’ı solda, ve cemaate yönelik tepkisiz bulan AKP, HDP yönetiminde Hatip Dicle’nin daha etkin olmasını istiyor. Hukuki durumu Kobani IŞİD’e 58 gündür direniyor 11 polis gözaltına alındı IŞİD’in Kobani’deki saldırıları 57. gününe girdi. Çatışmalar Kobani’nin doğusunda yoğunlaşırken, IŞİD militanlarının Kürt grupların bulunduğu bölgeye yönelik kuşatma girişiminde bulunduğu, YPG, ÖSO ve peşmergelerin havan ve roketatarla karşılık vererek bunu önlediği belirtildi. Peşmerge Güçleri Komutanı Albay Ahmet Gerdi, “Kobani bütün Kürtlerin evidir ve biz onu savunmak için, halkımızın onurunu ve şerefini korumak için geldik. Bu gerçekten de gurur verici bir olaydır. Kürt halkına ve dostlarımıza Kobani’nin çok yakında bu çetelerin elinden kurtarılacağı müjdesini vermek istiyoruz” dedi. YPG komutanlarından Dijwar Xebat da “Saldırılar ve çatışmalar gece gündüz aralıksız sürüyor. Son bir haftada sahadaki dengeler tersine dönmüş ve inisiyatif elimize geçmiş durumda. Peşmerge kardeşlerimiz buraya ulaştıktan sonra savaşın seyri değişti” diye konuştu. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) komutanlarından Hebun Derik ise “YPJ olarak savaşın en ön saflarında yer alıyoruz. Kobani direnişinde kadınlara karşı gerici algıları kırdık” dedi. Kobani’deki çatışmalar akşam saatlerinde yoğunlaşırken, iki havan mermisi Suruç’un Mürşitpınar Mahallesi’nde boş araziye düştü. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları da gün içerisinde bölgedeki IŞİD mevzilerini kez bombaladı. (Fotoğraf: AFP) MUTABAKATTAKİ ‘KISMEN GENEL AF’ VE ‘DAĞDAN İNİŞ’İ SEÇİM ÖNCESİ İSTEMİYOR Haber Merkezi Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla önceki gün Kocaeli, İstanbul, Diyarbakır, Edirne, Sivas, Bitlis, Gümüşhane ve Ardahan’ı kapsayan operasyon başlattığı, 17 polisin gözaltına alındığı duyuruldu. İlerleyen saatlerde ise, gözaltı olmadığı, sadece bazı polislerin evlerindeki bilgisayarların incelenmekte olduğu bildirildi. Ancak dün ise operasyonda 4’ü Kocaeli’den, 7’si diğer illerden müdür, amir ve memur olmak üzere 11 polisin gözaltına alındığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan polislerin aileleri ve avukatları, dün akşam Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nün Derince İlçesi’nin Kaşkaldere mevkiinde bulunan binasının önünde toplandı. Avukatlar da burada yaptıkları açıklamada, 11 polisin gözaltına alındığını doğruladı. Ayşe Sayın, Emine Kaplan, Mahmut Lıcalı parlamentokulisi@gmail.com Hükümet öteleme peşinde MAHMUT LICALI Bozkır: Postalınızı elinize veririz Haber Merkezi AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, partisinin merkez ilçe kongresine katıldı. İsrail askerlerinin Mescidi Aksa baskınına da tepki gösteren Bozkır, “Buraya postalla giren bu askerlere mesaj yolluyorum. Eğer oradan hemen çıkmazsanız postalınızı elinize veririz, koşa koşa arkanızdan bakarız” dedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile kızı Esra Albayrak, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) Başkanı Arzu Akalın ve bir heyetle birlikte Kobanili sığınmacıları ziyaret etmek için dün Şanlıurfa’ya gitti. Balıklıgöl ve Dergah Camisi’ni ziyaretinde Bilal Erdoğan ve Esra Albayrak’a bir koruma ordusu eşlik etti. Esra Albayrak ve Bilal Erdoğan, daha sonra Suruç’ta Aligör Mahallesi’nde bulunan Kobanili sığınmacıların barındığı çadır kentti ziyaret etti. Ziyarette yoğun güvenlik önlemi alınması dikkat çekti. (Fotoğraf: DHA) Bilal koruma ordusuyla geldi ANKARA Çözüm sürecinde İmralı’da yaşanan kriz; Abdullah Öcalan ile sağlanan mutakabattaki dağdan iniş, sosyal yaşama entegrasyon gibi kısmen “genel af” anlamına gelebilecek yasal düzenlemelerin genel seçimler öncesinde yapılıp yapılmayacağı takvimine kilitlendi. Çözüm sürecindeki tıkanıklık, Öcalan ile İmralı’da yapılan mutabakata AKP hükümetinin seçim nedeniyle yanaşmaması nedeniyle farklı bir boyut kazanmıştı. Somut tarihlere sahip yol haritası üzerinde varılan anlaşmaya AKP hükümeti, seçim öncesi onay vermeyince yeni takvim arayışı başladı. Hükümetin onay vermediği ve bazı maddelerini seçim sonrasına ötelemek istediği yol haritası kapsamında İmralı’da sekretarya kurulup müzakere aşamasında Öcalan’ın sekretarya aracılığıyla hem Kandil’e hem de kamuoyuna çeşitli çağrılar yapma talebi de yine ca, benimsenen ilk yol haritasındaki bazı unsurlarda da küçük değişikliklerin söz konusu olabileceği dile getiriliyor. Hükümet kanadından çözüm sürecinin devam edeceği yönünde art arda gelen mesajlar da sürecin bitme nokta lacak değişiklik oluşturuyor. Bu düzenlemenin kısmen genel af anlamına geleceği ve bu durumun da 2015’te yapılacak seçimler öncesi olumsuz yansımaları nedeniyle hükümetin bunu seçim sonrasına bırakma eğilimi öne çıkıyor. 10 araç kundaklandı İmralı’da sağlanan mutabakatı hükümetin ‘hayır’ demesiyle ortaya çıkan krizde temel anlaşmazlığı ‘dağdan iniş’ ve ‘genel af’ anlamına gelen düzenlemenin seçim öncesi mi yoksa seçim sonrası mı yapılacağı oluşturuyor. seçim nedeniyle AKP içinde kabul görmedi. Edinilen bilgiye göre; gelinen noktada Öcalan ile yol haritasındaki unsurlar değil, ancak uygulama takvimi üzerinde yeni bir görüşme trafiği yürütülmeye başlandı. Ayrısında olmadığı, uzlaşı zemininin arandığının işareti olarak değerlendiriliyor. Hükümetin kabul etmediği konuyu ise örgütün dağdan inmesi, sosyal hayata entegrasyon kapsamında Terörle Mücadele Yasası’nda yapı Ancak İmralı, ilk varılan mutabakat kapsamındaki takvimin uygulanmasını talep ediyor. Takvim konusunda yaşanan bu anlaşmazlık üzerine devlet heyetinin görüşmelere başladığı Öcalan’ın bu konudaki tavrı da henüz bilinmiyor. HDP heyetinin geçten hafta Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvuruya henüz yanıt gelmemesi bu krizin devam ettiğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. İmralı önce istiyor İstanbul Haber Servisi Başakşehir Şahintepe Mahallesi, Kumsal Sokak’ta dün gece kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sokak üzerinde bulunan park halindeki 10 araç üzerlerine benzin dökülerek ateşe verildi. Şüpheliler daha sonra olay yerinden hızla uzaklaştı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yanan araçlara müdahale etti. Araçlarda büyük çapta maddi hasar meydana geldi. NEVŞEHİR (DHA) Askerden yeni dönen ve Uçhisar Beldesi’nde hediyelik eşya satıcısı olduğu öğrenilen Halil K., yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle bunalıma girdi. Uyuşturucu aldığı da iddia edilen Halil K., cadde ortasında üzerine benzin döküp kendini ateşe verdi. Görgü tanıkları, K.’nın “Ülke İŞİD’ci, İrancı, Suriyeli doldu. Bizi mahvedecekler ve uyuşturucu kullanmayın, iyi bir şey değil” diye bağırdığını söyledi. Çevredekiler tarafından üzerindeki alevler söndürülen Halil K., tedavi altına alındı. Askerden döndü, kendini yatkı
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle