19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURtYET 25ARAUK1992CUMA 12 DIZIYAZI A L M A N Y A T ARİ Hİ YLE HESAPLAŞIYOR O R A L Ç A L I S L A R Ne Nazfler ne Neonazikr ne de yabancı dostu Abnaıüar unutaWli>or onu. Marlene Dietrich, sav a^ strasında Hitler'in, 'Ülkeye dön' çağnsını reddetmiş ve bu yüzden ailesi baskı altına ahnmıştı. Marlene Dietrich'in mezanm tahrip edenler kazanabilir mi? AhııaııyaiimviedaıııbüyukAhnanlar Hepimiz Almanlara kızıyoruz. Al- manya'da yaşayan Türklerin önemli bir kısmı daha da çok kızıyor. Kıznıa- lan için çok sebep var. Zeynep Ergin tepküerini şöyle dıle getiriyor. "18 yıl- dır buradayım. Yuva öğrcimenıyim. Gerilim içinde yaşıyorum. Gecen gün eşim Ankara'va gitmış,ti. 5 yıl sonra dönmeye karar vermiştik. Bana ora- dan telefon edıp belki 6yıl sonra döne- biliriz dediği zaman hüngür hüngûr ağlamaya başladım... Burayi sevdıkle- rini söyleyen Türk kadın arkadaşlan- mı bile bazen görmek ıstemiyorum. Eşimin bana en büyük müjdesi. 'Hay- di yann dönüyoruz' cümlesi olacakur. Benimki sinır hastası olacak düzeyde bırtepki." Bir uçakşirketindeçalışan Asuman Aldag: "Almanya'ya bir yaşında iken gelmişim. Burada doğdum, burada büyüdüm. Ama burada yaşamaya artık dayanamıyorum. Almanlarla neredeyse hiç ilişkimkalmadı. Havaalanındaher gün insanlanmıza yapılan muameleyigördükçe öfkem artıyor." Batı Alman Televızyonu Türkçe Yayınlan'nda uzun yıllardır çahşan gazeteci Ayşim Alpman'ın tepkîsi da- ha yumuşak: "Günlük yaşamımızda fazla bir şey hissetmiyoruz. Üst dûzey bir fanus içinde yaşıyoruz. Alman en- telektüelleriyle bir anlamda olumsuz bir ilişki içinde değiHz. Arada bir Ya- hudilerin düştüğü hatayı tekrar tru ediyoruz dediğjm oluyor. Aynı şekilde Alman Yahudileri zengındıler. Kendi- lerine bir şey yöneleceğinı fark etmedı- ler. Biz de boyle bir geüşmenin farkın- da değil miyız'î Yahudilerin haline mı düşüyoruzendişesi içindeyira. Köln Radyosu Türkçe Yayınlar So- rumlusu Yüksel Pazarkaya'nm duy- gulan da farklı değıl: "Birleşmeden önceki olaylar bu boyutla değildi. Irk- çılık Almanya'da yıllardır var. Burada yaşayan Türkler bunun aasını hepyü- reklerinde duymuşlardır. Ancak son bir yıl içinde bu ırkçılık güçlü bir eyle- me dönüştü. Yılbaşmdan bu yana 4000 ırkçı saldın saptanmış durum- da." Bir uçak şirketinde çakşan Asuman Aldag tepkilerini şöyle dile getirdi. '"Almanya'ya bir yaşında iken gelmi- şim. Burada doğdum, burada büyü- düm. Ama burada yaşamaya attık dayanamıyorum. Almanlarla nere- deyse hiç îlişkim kalmadı. Havaala- nında her gün insanlanmıza yapılan muameleyi gördükçe öfkem artıyor. Polisleriyle kavga etmedığım gün yok. Kültürlerimiz uyuşmuyor. Ben bura- nn yabanciM değilim. Eğiümimı de burada yaptım. Ama bana hcr gün ya- bancı olduğumu hissetüriyorlar." Günlükyaşamveşiddet Yıllarca Almanya'da yaşarruş, öğre- tim üyelıği yapmış Fatma Artunkal ilginç yorumlar yapıyor. Fatma Ar- tunkal, 12 Eylül dönernındeyurldışma siyasi mülteci olarak gjtınek yerine ce- zaevinde yatmayı yeğlemiş ınsanlar- dan birisı. Şöyle anlaiıyor duygulannı: "Almanya'da bir ceza hukukçusu 'Kırmızı Başlıklı Kız' ismli bir kitap yazmış. Bu kiıapla bir eline Grimm MasallarTru, bir eline Alman .Ceza Yasas'nı almış. Diyelim kı cadı. pren- sesin saçını kesiyor ve onu çirkin hale geürmeye çalışıyor. Bunun yasadaki cezası şu kadar sene diyor. Eğlenceli anlatmış. Bu kitap beni düşündürdü. Şiddet, günlük hayatta ne kadar nor- mal kabul edilebiliyor. Bu yönüyle ir- kiltici. Başkasına yapılan kötülüğe insan yabancüaşabÛiyor. Bunlan dü- şünürken Claude Lanzmann'ın 'Sho- ah' fılmınden baa sahnelen haurla- dım. Nazi toplama kamplanndaki insanlardan bir kısrrunm başka bir ye- re nakli üzerine yapılan bir tartışma var. Bir yönüyle Alman Nazizminin mantığı göstermesi bakımından çok çarpıa, bir yönüyle irkiltici. Toplama kamplannın sorumlusu. Alman De- miryolu idaresinin sorumlusu ile kur- banlann nakli konusunda pazariık yapıyorlar. Kamp sorumlusu. çocuk indirimi isüyor. toplu nakil olduğu için indirim istiyor ve bunu Demiryoru sorumlusuna kabul ettiriyor. Masal- larla, bu pazarhk arasmda kafamda hemen bir çağnşım oluşuverdi. Al- manlara bu yönüyle de bakmak gerek. Ama Almanlan 40 yıldır tanıyan bir insan olarak fazla haksızlık da etmek istemem. Çok değerli insanlan, Alman ırkçıbğı nedeniyle utanan, Alman ol- duğunu söylemekten çekineninsanlan tanıyorum." Sinema vönetmeni Tevfık Başer, "Son saldırilardan sonra neler düşü- •nüyorsun" soruma şu cevabı verdi: "İlk aklıma gelen şey, çocuklanm olu- yor. Silah alsam diyorum. Peki o za- "man ne olacak? Çözüm değil. Yaşadı- ğımız semt, Türklerin ve yabanalann yoğun olduğu bir semt diyerek avunu- yorum. Şimdi Berün'deyim, Doğu Berlin'e araba ile gidiyorum ve buna rağmen korkuyorum. Yaya dolaş- maktan kaçınıyorum." Almanya'da hemen tüm yabancı- lardan benzer sözleri duymak münv kün. O zaman insanın akbna hemen, peki bu Almanya'nın düzgün insanlan re oev AIrnan Sosyal Demokrat Partiâ (SPD) eskibaşkanı,}u anda ParlamentoGrubu Başkaıu Hans Joachim Vogel'la Thomas Mann'ın ailesininyaşadığı ünlü Buddenbrooklarm Eviönûnde. Bu evin müze olması için İkinci Dünya Savaşı'nın üzgrinden 50 yügeçmesi gerekti. Halen Lübeckükrin yarısınayakını Buddenbrooklarut Eri'nin müzeobnasına karşı. yok mu, bu Almanya'mn tarihinde Hitler ve Naziler dışında, bu ülkenin başka bir tarihi daha yok mu sorusu geliyor. Marlene Dietrich Mölln katliammdan bu yana Al- manya neredevse ayakta denecek ka- dar harekeüi. Akşamlan mumlan elle- rine alan Alman yurttaşlan sokaklara dökülerek ırkçılığı lanetliyorlar. Mü- nih'teki 400 bin kişilik yûrüyüşon ar- •dmdan Hamburg'da 300 bin, Frank- furt. Stuttgart'ta toplam 500 bin kişi, çeşitli şehirlerde milyonlar, Alman vic- danını dile geürdiler. Berün'de kasım "ayında Sihio Meier isimli Alman yurt- seven ırkçüara kafa tutmak uğruna canmdan olmuştu. Geçen günlerde gazetelerde küçük bir haber yayımlandı. Haberde ünlü Alman sinema vüdızı Marlene Ehet- rich'in Berlin'deki mezannm tahrip edildiği beliniliyordu. Hitler yöneümi- ne kafa tutan, İkinci Dünya Savaşı- nda antifaşist saflarda aktif görev yapan Dietnch, Alman vicdanırim en güçlü örneklerinden biri olarak hafı- zalardan hiç çıkmıyor. Ne Naziler ne Neonaziler ne de yabana dostu Al- manlar onu unutabiliyor. Marlene Dietrich İkinci Dünya Savaşı'nda Hit- ler'in ülkeye dön cağnsmı reddetmiş ve bu yüzden ailesi baskı aluna alın- mıştı. Marlene, îkinci Dünya Savaşf- nın sonunda kızkardeşini Bergen-Bel- sen toplama kampında bulmuştu. 1960'h yıllarda Almanya'ya bir tur- ne yapan Dietrich, Alman milliyetçili- ği ile yenıden yüz yüze geldi. lrkçılar ona "Go Home", "Vatan Haini Dışa- n" diye bağjnyorlardı. Marlene, bu tepkiye çok üzülmüş ve "Bir daha Al- manya'ya ayak .basmayacağım" de- mişti. Gerçektendeölünceyekadar bir daha Almanya'ya getmedi. Kınlanmezartaşı Ölümü Almanya'da yeniden olay oldu. Berline gömülmesini istemişti. Çünkü annesi orada yatıyordu. Al- man yönetimi ve Berlin eyalet yöneti- mi, bu ünlü sanatçısıru bağnna bas- mak üzere harekete geçti. Büyük bir devlet töreni hazırlamak üzere Berün yönetimi kollan sıvadı. Marlene Diet- rich'in ünlü sanatçı dostlan da törene çağnidılar. Fakat bu cenaze töreni ya- pılamadı. Gazeteleri telefon've mek- tup yağmuruna tutan Almanlar, "Odediğimiz vergjler bu vatan hainine mi harcanacak? O, Almanya'ya en zor günlerinde sırt çevirmişti. Onu affet- miyoruz" diyorlardı. Bununla da kal- madılar gelip açık mezanm tükrük yağmuruna tuttular. Sonunda Diet- rich için basıt bir tören yapıldı Al- manlar hükümet düzeyinde hiç bir yetkiliyi göndermediler. Berlin Beledi- yesi'nin düzenleyeceğini belirttiği gör- kemli tören iptal edildi. Töreni izlemeye gelen Amerikah ga- zeteciler, Marlene Dietrich'in raezan- na tükürübnesini ve Almanya'run ona yaraşan bir karşüama yapmamasıru, 'felaket' olarak yorumladılar. Onlann kanaatine göre Almanlar iflah olmaz- dı. ThomasMann Almanlar gerçekten iflah olmazlar mıydı? Çünkü büyük yazar Thomas Mann'a da benzer şekilde davranıruş- lardı. Lübeck'te yaşadığı ev hâlâ müze haline getirilmemişti. Lübeck, Tho- mas Mann'ın doğup büyûdüğü şehır- dir. Sonradah bu ülkedeki ırkçılığı protesto için Almanya'yı terk etmiş, önce tsviçre'ye ardından Amerika'ya yerleşmişti. Bir daha da ne doğduğu kente ne de Almanya'ya dönmüştü. Lübeck'te Buddenbrooklann Evi ola- rak anılan ve Mann'ın romanlanna konu olan vaşadığı ev var. Bu şehre gjttim ve buevi buldum. Fakat, şehnn hiç bir yerinde bu evin Thomas Mann'a ait olduğunu belirten bir işa- rete rastlamadım. Turisük ışaretlerde yalnızca Buddenbrooklann Evi yaa- yordu. Evi ararken kapı önünde sos- yal demokratlann tatunmış Uderlerin- den Hans Joahim Vogel'a rastladım. Sanınm o da Thomas Mann'ın evinin müze haline getinlmesiyle ilgili geliş- meleri yerinde izlemeye gelmişti. Ev MarkleneDietrich, Thomas Mann, Albert Einstein, Kurt Tucholsky, KarlMarks, Goethe gibi büyük nice Alman var. Toplama kamplannda ırkçıhğa karşı dö.vüşürken canvetmiş büyük insanlar var. Bugün yabancılarla birlikte mücadeleeden milyonlar var. Türk dostu Cornelius BischofTlar, Ilona Joerdenlervar. kapah şekilde duruyordu. Mayısta müze olacağıru belirten küçük bir lev- ha dışında bir ız görmek mümkün değıl. Lübeckü hemşerileri Alman ırk- çıbğına kafa tutanThomas Mann'ı bir türlü affetmıyorlardı. Afledilmeyen buyûkAlmanlar Marlene Dietrich, Thomas Mann, Albert Einstein, KurtTucholsky, Karl Marx, Goethe gibi büyük nice Alman var. Toplama kamplannda ırkçılıga karşı dövûşürken can vermiş büyük insanlar var. Bugün yabancılarla bir- likte mücadele eden milyonlar var. Türk dostu Cornelius Bischofflar, îlo- na Joerdenler var. Geleceş, Hitler'm kanlı mirasını sürdürmek isteyen ırk- çılar değil Marlene Dietrichlerin fa- şizme olan tepkileri ve bıraküklan miras belirleyecek. BİTTİ TARİHÇİ, SOSYOLOGCHRISTIAN PETRY GÖRÜŞLERİNİ CUMHURÎYET^E AÇIKLADI: Doğu'dagençler,Batı'dayaşlılardahaırkçıChristıan Petry, yabanalann sorunlanyla ilgili çeşitli \ akıflarda ve kuruluşlarda yöneücilik, danışmanhk yapıyor. Tarihçı, sosyologve Freudenberg Vakfı Yönetim Kurum Sözcüsü olan Petry'nin görüşleri şöyle: Hoyerswerda ve Rostock gibi şiddet eylemlerinin başka bir tehlikesi daha var. Olaylara katılan gençler daha soora kendi kendilerine veçevrelerine karşı eylemlerini haklıçıkarabilecek açıklamalar getirmek ve feylemlerini ideolojik olarakbir yerlere bturtmak durumunda kalı>orlar. Sonuçta düşünsel olarak vardıklan nokta onlandaha kemikleşmiş kıbyor. Daha önce yüzeyselkimi düşünceler onun kişiliğinin birparçası haline gelmeye başlıyor. Bu türeylemlere anlayışla vaklaşmak mümkündeğildir. Diğerinsanlan yaralayabilecek hiçbireylemin gerekçesi ve hakhbğı olamaz. Bugerçek gençlere sadece büyüklerinin ilettiği biröğûtie değil, devleün kararb tutumuyla anlatılmahdır. Doğu ve Batı Almanya'da yaşayanlann yabanalara yönelik tutumu konusunda Mannheım'dekı "Seçim Araştırma Grubu Enstitüsû" çeşitliaraştırmalar yapmıştır. Şiddeteylemlerinin ardından gerekDoğu'da gerekse Batı'da insanlann. yabancılann Almanya'ya gelmesi konusunadaha olumlu yaklaşüklan, gerçekleştirilen şiddet eylemlerine karşıçıktıklannı ortaya koyuyordu. Ancak son eylemkrle birlikte Doğu ve Batı arasında bir makas oluşmaya başladı. Son araştırmalar Doğu'da yabancüarayönelik olumsuz yaklaşımlann belirgin olarak arttığıru, buna karşıbk Batı'da azaldığmı gösteriyor. Daha da ılginci. Batı'da daha yaşh kesim yabancılara karşı olumsuz yaklaşırken, gençlerin yabancılan anlayışla karşıladıklan saptandı. Doğu'da durum bunun tam tersi. Yani yabana düşmanlığı Doğu'da özellikle gençler arasmda yaygın. Bu, önemli birbulgudur. Yanı gençleri eyleme iten, kenardaki alkış tutan büyükler değildir. Neyaprtmalı? 1. Hükümet ve mahkemeler, artık olaya seyirci kalmaktanvazgeçmelidirler. Çünkü onlann bu tutumu Almanya'da yabana düşmaı\bğjnı ve aşın sağı güçlendirecek niteliktedir. Buradakigençlerirlhatta tüm insanlannyaşadığı kötükoşullara karşın, kimin kurban, kimin saldırgan olduğu açıkbkla ortaya konmabdır. Bunu da eyaletyöneumleri etkin birşekilde gerçekleştirebüir. Sosyal ve psikolpjik sorunlar, şiddeteylemlerinin gerekçesi olarakortaya konmamah, bu yolla şiddeteylemlenne prim verilmemelidir. Devlet, gücünüortaya koymabdır. Burada kıtleileüşım araçlannınkonumu büyük önem taşıyor. Kitle iletişim araçlan, poliükaalann suçlu ve kurban arasmdaki aynmıbeUrsizleşüren demeçlerini eleştirmeksizin v ansıttığı, yüzeysel yaklaşımlarla eylemcileri güçlendirdiği sürece ciddibirdeğişim beklenemez. Devteteçokışdûşiiyor 2. Yabana düşmanbğı ile mücadelede strateji geUştirmeyeçabşanlar Baü Almanya'daki yöntemlerden farklı yöntemler kullanmak zorundadırlar. Bununbiüncinevarmak gerek Doğu Aknanya, Batı'davar olan sivil toplum Henüzyeniyeni oluşum sürecindedir. Dolayisıyla bu üp örgütlenmelenn yabana düşmanlığına karşı tutum almalan ve toplum içindebircephe oluşturmalan sözkonusu oUnayacakür. Devletin en önemli görevlerinden biri debu tip örgütlenmelenn oluşumunusağlamak olmahdır. 3..Gençlere yönelik etkili eğitim programlan oluşturubnalı ve buprogramlar parasal olarak desteklenmelidir. ANKARAANKA MÜSERKEF HEKİMOCLU BaşkentIşıkları». Yeni yıla doğru başkent geceleri parladı. Yollar, bina- lar, vitrinler pırıl pırıt, ağaçlarda ışıktan çiçekler, baş- kentliler gülümsüyor, aydmlık yarınlara çağrı mı diye umutlanıyorlar. Işıklar güzel de imzalar göze batıyor! Yerel yöneticilerın imzatarını ışıklarda değil. çabaların- da görmek daha güzel kuşkusuz. imzaları değil, çabala- rı parlatmak gerekir. Çağdaş bir başkent oluşturmak, başkentlilere güzel soluklar vermek, yaşama sevincini yeşertmek gerekir. Başka bir deyişle köykent yaşamını değıştiren çabalar ve eylemler bekleniyor yerel yöneti- cilerden. Yeni yıla doğru böyle bir başkente yönelmenin sevin- cini de kutluyorum ben. Anakent Belediye Başkanı Mu- rat Karayalçın, sanat ve kültür etkinliklerine de metro kadar önem veriyor. Çağdaş bir başkent için tüm ola- nakları zorluyor. Sanatçıları sevgiyle destekliyor her zaman. Bu davranışı beğenenler var, eleştirenler var. Örneğın bir sanat olayını, bir heykeli, bir alana öngörü- len sanatsal bir yapıt öncelikler açısından ters buluyor- lar. Galıba yanılıyorlar, başkenti köykentlikten kurtar- mak için güzel yapıtların, çiçekli parkların, ağaçlı yolla- nn, müzelerın, sanat galerilerinin, konser salonlarının, heykellerin de önceliği var bence. Bir kentin güzelliği onlarla oluşur. Çirkin bir kent yaşayanlara mutsuzluk verir ancak; yaşama sevincini yeşertmez, soldurur. Çar- pık kentleşmeden önce herkes daha mutlu değil miydi acaba? Geçen hatta Inönü'yü anma konserini izlerken düşün- düm. inönü müzik devrimini gerçekleştiren ve uygula- yan bir devlet adamı. Yıllar boyunca CSO salonunda hiçbir konseri kaçırmadı. Orkestrayı, solistleri, yönetici- leri sevgiyle selamladı her zaman. Ancak anısına bir konser hâlâ çağdışı bir salonda veriliyori O gece salon- daki kalabalık ve coşku, konseri izleyen bakanları uyar- dı mı acaba? Yeni projeyi bir an önce uygulamak için gereken çabayı gösterecekler mi? ûdenekleri kesıntisiz verecekler mi? Başkentimizin bir değil, birkaç konser salonuna ihtiyacı var bugün. Çoksesli müzik sevgısi gi- derek gelişiyor, yeni orkestralar kuruyor gençler. Çal- mak istiyorlar, dinlemek istiyorlar. Bu isteği güzel de- ğerlendirmek gerekir. CSO bu kez Beethoven ile selamladı müziksever dev- let adamını. Keman konçertosu ve Beşinci Senfoni'yle. Bence Ismet Paşa da dinledi bu konseri. Suna Kan'ı da nasıl kutladı kimbilir. Birlikte izlediğimiz konserlerde sahnedeki kadın sanatçıları gözleri parlayarak seyretti- ğini anımsarım her zaman. Ne güzel gülümserdi. Kon- ser sonunda ne güzel kutlar kucaklardı onlan... Ben de her zaman umutlanır, onurlanırım kadın çalgıctlanmtz- la. Müzik devriminin uzantıları, laik cumhuriyetimizin ürünleri olarak selamlanm onlan. Meclis'te hâlâ imam- hatip okullan açılmıyor diye sızlananlar var, oysa kon- servatuvar açılmamasınt eleştirmeleri gerekir. Müzik eğıtimine, çoksesli muziğe önem verilmesıni önermele- ri gerekir. Bir imam-hatip okulu sayısına bakın, bir kon- servatuvar sayısına! Zorunlu din derslerinin kaldınlma- sını da ıçtenlikle destekliyorum ben. SHP'li ve CHP'Iİ milletvekilleri geç de olsa bu konuya değindiler. Uygula- madaki terslikler zqrunlu din derslerinin kaldınlması için yeterli bir uyarı bence. Ne ılginç olaylar yaşf^ı son yıllarda! "Yetmiş yıllıkCHP eğitim sisteminin devletin temeline dinamit yerleştiren insanlar yetiştirdiğini" öne süren bir mıiletvekilinin görüşünü de hayli yadırgıyorum. Ben o eğitim gören kuşaktanım, devletime bakışım, halkıma sevgim, görev ve sorumluluk duygularım. banşseverli- ğim, yaşama sevincim o eğitimle gelişti... Genç kuşakla- nn özgür bir eğitimle yetişeceğine inancım da o eğitim- den kaynaklanıyor. Özgür eğitim temel ilkemiz olmalı.» Susan değil; konusan, tartışan, düşünen kuşaklar öngö- rülmeli eğitim yolunda... Beethoven'in keman konçertosunu başörtülü bir çal- gıcıdan dinlemek olanağı var mı? Hangi Islam ülkesinde var kadın sotistler, çalgıcılar? Ülkemizi onuriandıran ka- dın çalgıcılar da laik bir eğitimin uzantısı değil mi? Suna Kan, yılların birikimiyle düzeyine, kişiliğine yaraşır bir yorumla çaldı konçertoyu. Sahnede heyke! gıbı dıkiliyor, topraklarımızdaki uygarlıkların tanrıçalarına benziyor. Amakemanı, insanı simgeliyor Çalışarak onca yıllıkde- neye, birikime karşın çalışmaktan geri kalmayarak varı- !an düzeyi, emekle üretilen bir güzelliği kanıtlıyor. Yete- nek bir vergi kuşkusuz, çaiışarak boyutlanıyor. Çalışma- yanlar da boyut yitiriyor değil mi? Gürer Aykal yönettiği zaman CSO'nun güzel bir düzeye varması da çalışmak- tan kaynaklanıyor. Çalışmayanlar, çalgısını provalarda ele alanlar da Aykal'ı üzüyorlar kimi zaman! Başarılı bir olay alınteriyle yaşanıyor. Konserden sonra Gürer Aykal'ın odasında şarap ve peynirle ağırlandı konuklar. SHP Genel Başkanı ve Baş- bakan Yardımcısı Erdal inönü, kimi SHP'li bakanlar, İnö- nü Vakfı'nın Başkanı özden Toker ve tnönü ailesinin genç kuşaklan. Gece söyleşilerle uzadı. Sanatçılardan inönü'ye güzel bir teşekkür bu. Paşayı Beethoven'in müziğiyle selamlıyor, ailesiyle paşasal anılarını payla- şıyorlar. özden Toker'in sahneye uzatarak sunduğu çi- çekler de geçmişten geleceğe bir köprü kuruyor 19. yıl- dönümünde. Güzel bir olay, müziksever bir devlet adamına yaraşır bir anma töreni. Başkentimiz gerçek- ten parlak saatler yaşadı o gece. Tarihimize, coğrafyamıza imza atanların ışığı sönmü- yor hiç! BUIMACA SOLDANSAĞA 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Albert Caramsnün ta- nınmış bir romanı, 2) Ücretle çalışan kımse... Bir şeyın özünü oluştu- ran ana öğe. 3) Futbolda topa sen vuruş... Ekin bi- çildikten sonra toprakta kalan köklü sap. 4) Ni- şan... Ağn Dağı'na veri- 6 len b« başka ad 5) Çok -j in ve kaba şey. 6) Kahve- rengi lekelerle belirgin bir 8 bitki hastahğj... Cılve. 7) « Bilinç... Pasifık yerlıleri- nın çiçeklerden yaptıklan kolyeye verilen ad... Bircetvel türü. 8) Vakıf gelirinderrgörevlilere verilen ayhk. 9) Kütahya'nın bir ilçesi... Babkçı kayıklannın balıklan çevirmek için denıze fırdolayı ağ salmalan. YL'KARIDAN AŞAGIYA 1) Reşat Nuri Güntekin'ın bir ro- manı. 2) Huysuz. çirkin ve yaşlı kadın... Çölden esen rüzgar. 3) Asalak bir böcek... Neptünyum elementinın simgesi... Kuzu sesi. 4) Utanç duyma... Hak ve hukuka uygunluk. 5) Bezekçılıkte kul- lanılan yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedef, 6) Savaş düzerun- dekı ordunun ıki yanından her bm... Bir vidada iki diş arasındî kalan çukur bölüm. 7) Fmnda ekmek, börek, çörek çevirmey* varavan bir tür kürek... "Hayır" anlamında kullarulan söz. 8 l)ye... Kınk kemiklen bır arada tutmakiçm kullarulan tahta gi bi duz nesne. 9) Bir görevin yürütülebilmesi için merkez olaral seçilen yer... Hukuk.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle