Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
3 ŞUBAT 2011 PERŞEMBE HABER SAYFA 3 Maviydi, kahverengi oldu 60 yılda 93 bin 582 hektar sulak alan ya kurudu ya da kurutuldu. Sadece Göller Yöresi'ndeki 65'den fazla gölün 30'u artık yok. Ramsar Sözleşmesi'ne rağmen sulak alanlara yönelik tehditler devam ediyor Metince METİN DEMİRTAŞ metindemirtas1@gmail.com G İsimleri 2 yaşatılacak FARUK KESKİN azipaşa Belediye Meclisi Şubat ayı toplantısını yaptı. Belediye Başkanı Cemburak Özgenç başkanlığındaki meclis toplantısında, Şehit Süleyman Gür Caddesi ile kesişen ve kuzeye doğru giden caddeye, trafik kazasında yaşamını yitiren sanatçı Kıvırcık Ali'nin adı verildi. Meclis, Cebeli Tepesi'ndeki iki sokağa, bölgenin kamulaştırılmasını sağlayan Kalaycı ailesinin adını taşıyan, Kalaycı1 ve Kalaycı2, Turizm Lisesi’nin olduğu bölgedeki caddeye de Türkan Saylan Caddesi adının verilmesini kararlaştırdı. ADD'nin yurt yeri talebini görüşen meclis, bu talebi uygun buldu. Başkan Özgenç, Yeni Mahalle'deki Rehabilitasyon Merkezi'nin yanındaki 1,5 dönümlük araziyi geçen yıl imara işlediklerini belirterek, tahsisin yapılmadığını hatırlattı. Şubat Dünya Sulak Alan Günü'nü bu yıl ne ilgili kamu kuruluşları, ne de çevre örgütleri anımsadı. Önceki yıllarda sempozyum ve toplantılarla gündeme getirilen sorun giderek unutturulmaya çalışılıyor. Bu arada kurutulan, kirletilen ve yok edilen göllerin sayısı da artmaya devam ediyor. 1950'li yıllarda önce sıtma hastalığını önlemek, daha sonra ise daha fazla tarım toprağı elde etmek için yapılan müdahaleler sonucunda toplam 93 bin 582 hektardan oluşan 21 sulak alan tamamen kurutulurken, 143 bin 956 hektarlık 17 sulak alan da taşkın önleme amacıyla dönüşü olmayacak şekilde kaybedildi. Y yatan Lagünü ise 1998 yılında sözleşme kapsamına alındı. Uzmanlara göre, Ramsar Sözleşmesi'ne taraf olunmasından sonra sulak alanları kurutma politikası terk edilmesine rağmen, aşırı miktarda su alınması, sistemi besleyen akarsuların barajlarda tutulması gibi nedenlerle hala çok büyük boyutlarda sulak alan kayıpları yaşanıyor. Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Göller Yöresi'nde yer alan 65'in üzerindeki gölden yaklaşık 30'u ya kurutulmuş ya da kurumuş durumda. Bunların toplam alanı ise 15 hektarı buluyor. 2 Şubat Dünya Sulak Alan Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yapan TEMA Antalya İl Temsilcisi Koray Sönmez ise ormanların sulak alanların can damarı ve yaşam kaynağı olduğuna dikkat çekerek, “Son dönemde Subasar Ormanı ve kıyı ormanlarına yönelik tehditler giderek artmaktadır. Oysa Subasar ve kıyı ormanları iklim değişikliğine karşı mücadelede çok önemli unsurlardır. Bu ormanlar küresel ölçekte tatlı suyun korunmasına yardımcı olur, biyolojik açısından da çok önemlidir'' dedi. “ONURUNU GENÇLİĞİNDE KORU” Ramsar Sözleşmesi’ne rağmen Türkiye'nin 1994 yılında taraf olduğu olduğu 'Ramsar Sözleşmesi' ile uluslararası öneme sahip sulak alanlardan Manyas Gölü, Burdur Gölü, Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü ve Göksu Deltası aynı yıl, Kızılırmak Deltası, Gediz Deltası, Ulubat Gölü ve Ak Yurt talebi Cezasını aşçı olarak çekiyor Nihayet geldiler Göçme tehlikesi bulunan Konserve Koyu için rapor hazırlayacağı söylenen ancak aylardır inceleme bile yapmayan uzmanlar dün nihayet bölgeye geldi ve “acil önlem alın” dedi Tonguç: Tehlike fark edilemedi SÜLEYMAN YAPICI F ethiye'de yaşayan Erkan Kavdır hakkında tartıştığı kişiyi yaraladığı gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, Kavdır'ı 10 ay 25 gün hapis cezasına çarptırdı. Bu ceza, daha sonra ''denetimli serbestlik'' uygulaması kapsamında kamu kurumunda 6 ay boyunca günde 4 saat çeşitli işlerde çalışma cezasına çevrildi. V 6 ay yemek yapacak Kavdır, Fethiye Erkek Yetiştirme Yurdu’nda aşçılık yaparak 6 aylık cezasını çekmeye başladı. 2007 yılında Fethiye Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışırken hastanede tartıştığı kişi ile hastane dışında da karşılaştığını ve kavga ettiğini belirten Kavdır, ''Kavgada bu kişi yaralandı. Bu olay nedeniyle 6 ay kamu görevinde çalışma cezası verildi. Hapis yatma yerine böyle bir cezayı çekmek, çocuklara yemek ve kahvaltı hazırlamak çok daha iyi. Her gün akşamları gelerek 4 saat çalışıyorum” dedi. aliliğin rapor hazırlanması amacıyla Yıldız Teknik Üniversitesi'nden istediği 3 kişilik teknik heyet, Antalya'ya gelerek, falez kayalıklarında inceleme yaptı. YTÜ İnşaat Fakültesi Geoteknik Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım ve ekibi, inceleme sonucunda bir rapor hazırlayacaklarını ve Valiliğe sunacaklarını kaydetti. Yıldırım, “Ön çalışma yaptık. İlk günden kesin bir şey söylemek doğru değil. Bölgedeki binalarda ciddi çatlaklar gözlemledik. Acil önlem alınması gerekiyor” diye konuştu. emurevleri muhtarlığı, Aydınkanza Parkı ve Barbaros Çay Bahçesi’nde vatandaşlarla buluşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, siyasi bir kişilik olduklarını ama siyaset yapmaya gelmediklerini söyledi. Büyükşehir Belediyesi'ni 22 ay önce çok büyük bir borç yüküy M Yurttaşlarla buluşmaya devam Bölgede ek sondaj yapılması gerektiğini de vurgulayan Yıldırım, “Burada bir sıkıntı var ve önlem alınması gerekiyor. Tufalar yukarıdan aşağı kaymış. Tedbir alınması gerekmektedir. Heyelan önlenip gerideki binalara aksetmesine izin verilmemeli, mevcut yapılar iyileştirilmeli. Karstik boşluk varsa betonla doldurup buradaki yere sağlamlaştırma yapılabilir” dedi. Kıyıların imara açılmaması uyarısında bulunan Yıldırım, ''Buralar halkın gezi alanları olmalı, imara açılmamalı'' dedi. Konu, 25 Ekim’de bir yurttaşın şikayeti üzerine valiliğe bildirilmişti. YTÜ'den gelen bilim adamları daha sonra Özel İdare binasına geçti. Yıldırım, “İncelemenin ardından hazırlanan raporu Valiliğe sunacağız” dedi. Yıldırım, raporun duruma göre 2 ile 6 ay arasında hazırlanabileceğini söyledi. A ntalya eski Belediye Başkanlarından Selahattin Tonguç, kendi döneminde falez ve çevresine inşaat ruhsatının verilmesine izin vermediğini, fakat o dönemden sonra gelen Belediye Başkanlarının tehlikeyi görmezden gelip yapılaşmaya. Kent Konseyi’nde Antalyalılarla bir araya gelen Tonguç, falezlerdeki çökme tehlikesinde yurttaşların ve inşaata izin veren belediyelerin suçu olduğunu dile getirdi. Tonguç, “Falezlerde şu an 20'ye yakın bina hakkında oturulamaz kararı alındı. Buradaki olayların sorumluları orada ev yapan yurttaşlar ve buna izin veren belediyelerdir. Falezlerde ilerleyen yıllarda bu sayının artmasından korkuyorum. Umarım burada acil önlemler alınır ve korkulu bir rüya görmeyiz” diye konuştu. Tonguç, en büyük hayalinin Konyaaltı’nın yeşil kalması olduğunu söyledi. lakır'da devam eden 7 HES projesine karşı mücadelelerine devam eden Karacaören Doğa Kültür Turizm Tanıtma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Başar, her proje için ayrı ayrı davalar açıldığını söyledi. Başar, mahkemelerden yürütmeyi durdurma kararının çıkmasını beklediklerini A Alakır Vadisi’nde direniş sürüyor le devraldıklarını da hatırlatan Akaydın, “Bugüne kadar 200 milyon lira borç ödedik. Hiç ağlamadım, yatırım da yaptım. Beş yıl içinde Antalya tarihinin en büyük alt yapı yatırımlarını biz yapmış olacağız. Bunun miktarı 500 milyon lira olacak. Sadece ASAT 4 tane çok önemli yatırıma imza attı” diye konuştu. azıma başlık olan sözü Puşkin’in bir öyküsünün girişinde okumuştum.Bir Rus atasözü olduğunu daha sonra öykünün çevirmeni arkadaşım Ataol Behramoğlu’ndan öğrendim. Gençlikte lekelenen onurun utancı bir ömür boyu sürer. “Gençliğinde koru” vurgusunun açıklaması böyle yapılabilir. “Yetmez ama evet ’ ciler için bugünlerde sözü tersinden kuruyorum: Onurunu asıl yaşlılığında koru! Neden bugünlerde? Liberal(!) maskeli dönekleri anımsayınız. “Yetmez ama evet’ diyerek, laik rejimi yıkmayı hedeflemiş, daha baskıcı bir yönetimin yollarına halı serenleri… Çoğunun geçmişinde çocuklarına bırakabilecekleri devrimci bir mücadelenin onurlu anıları vardı. Bugün başka bir onurun(!) sahibidirler. Açık oturumların demirbaşlarıdırlar. Stüdyoya girmeden önce ceplerine zarfları konur. Bayan olanların kaşları kemane, gözler sürmeli. Yurtsever yazar ve bilim insanlarına saldırır dururlar. Onları dinlerken insanın çelikten sinirlere sahip olması lâzım. Gözünü döndüre döndüre alaysı tebessümlerle karşısındakini dinleyenleri de vardır, her daim güçlünün kafesinde öten, Laik Cumhuriyet’ in yeminli düşmanı, askere efelenen,ama dün 12 Eylül’de postala selam duranları da. Ülkesinin ve çocuklarının geleceği için kaygı duyan namuslu yazarlar ‘ne diye tenezzül edip bunların karşısında yer alırlar ’ diye üzüldüğümüz anlar olmuştur. “Omurgasız Aydın” kavramını sözlüğümüze Mehmet Ali Aybar armağan etmişti. Ataol günümüze taşıdı. Bunlara ‘omurgasız’ demek bile iltifattır. ‘Yetmez ama Halil Ergün evet’çilerdendi.Radikal gazetesinde Oral Çalışlar soruyor: “/../ Anayasa referandumu sırasında ‘evet’ diyen aydınların, şimdi bu durumda şaşırıp kaldıkları söyleniyor,ne diyorsun, evet diyenler AK partinin oyununa mı geldi?” Halil Ergün yanıtlıyor: “Hiç öyle düşünmüyorum.İktidar kendi iktidar hesaplarıyla gidiyor;biz evet diyenlerin istekleri belliydi. Ülkenin demokratikleşmesi, özgürlüklerin gelişmesi.../../” Silivri’de yatanlar Referandumda ‘hayır’ dediklerine göre oların özgürlük isteği yoktu, öyle mi?.. Halil Ergün Erdoğan için şöyle diyor: “ Onun yerli tavrı ve sokağın sesinin adamı olması bana yakın geliyor. /../ Bazıları böyle konuştuğum zaman biliyorum ki, hemen bana ‘Tayyipçi’ damgasını vuracak.” /../ 12 Mart’ta “Ankara Birlik Sahnesi’ nde, Vasıf Öngören’in ‘Asiye Nasıl Kurtulur’ oyununda Kara Mustafa’yı oynayan, devrimci kişiliğine ve oyunculuğuna sevgi duyduğum bir insandı. Bugün, televizyonda Yaprak Dökümü başlayınca, karıma, ‘lütfen kanal değiştir’ diyorum. Baştaki sözüme dönüyorum: İnsan onurunu asıl yaşlılığında korumalı. Çünkü: Ömrün son dönemlerinde kirlenen onur, Geçmişte kazanılmış onurları da çürütür. Kurtulmuş yarın Şifayı yanlış yerde aradılar Antalya’da SPARTA (AA)Isparta'da üzerine kaynar su dökülen 5 yaşındaki çocuk, hekim yerine ''yanıkçı'' diye tanınan bir kadına götürülünce yanık bölgesi enfeksiyon kaptı. Çocuk şimdi SDÜ’de tedavi görüyor. 5 yaşındaki Muhammet Ramazan Özdamar'ın üzerine, evde oyun oynadığı sırada sobanın üzerindeki çaydanlıktan kaynar su döküldü. Anne Ummuhan Özdamar, komşularının tavsiyesi üzerine çocuğu ''yanıkçı'' olarak bilinen yaşlı bir kadına götürdü ama yanık enfeksiyon kaparak, kötüleşti. söyledi. Ayrıca 7 HES projesinden Kürce ve Kozdere’deki HES'lerin yüzde 80'inin tamamlanmak üzere olduğunu dile getiren Başar, Alakır Vadisi’nde bulunan 13 köyün Alakır Çayı’ndan başka su kaynağı olmadığına dikkat çekti. Başar, “HES’ler 13 köydeki tarımsal üretimi de olumsuz etkileyecek” dedi. I AS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Antalya'ya geliyor. HAS Parti Antalya il yönetimi, Kurtulmuş’un 4 Şubat Cuma günü Antalya'da olacağını ve üç gün boyunca farklı etkinliklere katılacağını söyledi. Kurtulmuş, 4 Şubat Cuma günü il binasında basın mensuplarıyla biraraya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulunacak. Daha sonra çeşitli toplantılarda halka hitap edecek olan Kurtulmuş, 5 Şubat Cumartesi günü de, Manavgat Side Suena Otel'de tüm Türkiye'den katılacak yerel televizyon temsilcileri ve bazı köşe yazarlarıyla Gündem Türkiye adlı bir programa katılacak. H C MY B C MY B

