12 Eylül 2026 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 1 ŞUBAT 2025 CUMARTESİ 2 olaylar ve görüşler Yangının külleri ve insanlık hikâyemiz Av. Bülent M Ar Aklı bir sembolüydü. İronikti bu. Ancak o bu sahnede aynı oyunun yeni bir Fark ettim ki insanlık yalnızca bireyin dönmesini izledik. Nâzım Hikmet der ki “Sen gece, yan otelde çıkan yangın, modern perdesindeyiz. içindeki merhametle değil, toplumun yanmasan, ben yanmasam, biz yanmazsak ocukluğumda kayak bizim dünyanın üzerindeki o ince parıltıyı bütün olarak geliştirdiği adalet nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” Ama için bir eğlence değil, bir kazıyıp, bize en çıplak haliyle insanlığı Tanıdık bir utanç Ç duygusuyla var olur. yanmak, yalnızca izlemekle sınırlı kalıyorsa, o zorunluluktu. Meşe ağacından gösterdi. O alevlerin altında yalnızca Kartalkaya’da tanık olduğum yangın, Kartalkaya yangını, Tolstoy’un “Acı karanlıkların hiç aydınlanmayacağını anlamak yapılmış  kızaklarla, siyah Ermenek bir bina yanmıyordu; insanlığımızın bana bu döngünün hâlâ kırılamadığını duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının gerekiyor. Bu ülke de yangınları izlemek lastik ayakkabılar ve hemen ıslanmakla nasıl köreldiğine dair sessiz bir ağıt hatırlattı. İnsanlar bağırıyor, çığlıklar acısını duyabiliyorsan insansın” yetmedi mi? Herkes, yangınlar da payına buz kesen yün çoraplarla, yaşamın yükseliyordu. yükseliyordu ama müdahale eksikti, sözünü ve Albert Camus’nün “İnsan, düşeni almadı mı?  acımasız koşullarını bir oyuna Tarih, felaketlerin ve insanların o çözüm yoktu. İnsanların yaşamı için insanın kurtarıcısı olmalıdır” sözünü Yangın sonrası ceset torbalarını sayarken dönüştürürdük. Annemizin karnında felaketlere verdiği tepkilerin izlerini gerekli olan sistemler ya çalışmıyordu de hatırlattı. Çığlıklar gökyüzüne beynim zonkluyordu. Taşınan her can, öğrenmiş gibiydik kaymayı; ne bir taşır. Büyük yangınlar, depremler, ya da hiç var olmamıştı. Yangın sonrası yükselirken bazıları karın beyaz unutulmasın diye zihnime kazındı. Ama öğretmen ne bir rehber. Yalnızca savaşlar… Her biri toplumların açıklamalardaki rakamların gizlenmesi, örtüsünde kaymaya devam etti, sanki biliyorum ki bu topraklarda unutmak kolaydır. yaşamın bizi şekillendiren sert elleri tarihine birer dönüm noktası olarak halkın gerçeklerden koparılması, tarihin hiçbir şey olmamış gibi. İnsan olmak, İnsanlar acıyı hızla siler; bu yüzden karanlıklar vardı. Oysa bu zorlu şartlar, bizi kazınır. Ancak bu yangınların bir o tanıdık utancını bir kez daha gözler başkasının acısını hissetmekle başlar; hep aynı hızla geri döner. Oysa bu hikâyelerin insan olmanın kırılgan gerçeğine başka yanı daha vardır: Güç ve önüne seriyordu. İnsan, toplumsal hissedilmeyen her acı, insanlıktan unutulmaması gerek. Çünkü unutmak, bir varlık olarak yalnızca kendi hazırlıyormuş meğer. sorumluluk arasındaki ince bağın eksilen bir harftir.  yalnızca geçmişteki acıyı değil, gelecekteki Yıllar sonra, çocukların isteği kopuşunu gösterirler. Osmanlı’nın 19. eylemlerinden değil, kolektif bilincin umudu da yok eder. üzerine Bolu Kartalkaya’da bir kayak yüzyıl büyük yangınları, ihmallerin, sonuçlarından da sorumludur. Yangına Unutmak umudu yok eder Bu ülkenin yeni bir hikâyeye gereksinimi tatiline çıktık. Geçmişimde soğuğun ve düzensizliklerin ve adaletsizliklerin karşı duyarsızlık gösterenler, pistte Her felaket bir hikâye bırakır ardında. var. Sorumsuzlukların, ihmallerin ve mücadelenin temsili olan kar, burada bir aynası olmuştu. Bugün de değişen eğlencelerine devam eden insanlar, bu O gece, Kartalkaya’da yanan sadece adaletsizliklerin üzerini örten bu döngü dinlenmenin, eğlencenin ve rahatlığın bir şey yok; modern dünya dediğimiz kolektif bilincin sarsıldığını kanıtlıyordu. bir bina değildi; vicdanlarımızın da küle kırılmalı. Hesap soracak ve hesap verecek bir sistem, bir kültür inşa etmeliyiz. Bunu yapmazsak, alevler her seferinde daha geniş bir alana yayılacak. Yeniden doğabilmemiz için Geçmiş ve gelecek arasında köprü kuran kitaplar... önce karanlığımızla yüzleşmemiz gerek. Eğer susarsak, unutursak, bizden sonrakilere yalnızca yanmış bir geçmiş bırakırız. Ayağa kalkma ve direnme zamanı. Biz konuşmazsak, kimse karanlıkları aydınlığa taşıyamaz. Bilgisizliğin yükselişi PROF. DR. OSMAN İNCİ İstklal Mahkemelernn kuruluş kanununda da belrtldğ üzere lk amacı, şgal dönemnde Türk ordusunun düzenl ESKİ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ br duruma getrlmes ve yaşaması çn asker kaçakları, düşmanla şbrlğ yapan casus ve bozguncular le vatana hanet suçlarını yargılamak ve ç güvenlğ sağlamaktı. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması sonrasında se halkın irçok ülkede bilgisiz, donanımsız, egemenlğnn sağlanması ve yapılan devrmler le çağdaş br uygarlık düzeyne ulaşmak hedeflenmşt. Bdeneyimsiz, yetersiz ve yeteneksizlerin üst düzey mevki ve makamlara gelmesi araştırma İstklal Mahkemeler olağanüstü dönemn mahkemeleryd, şgal altında ve tehlkede olan br ülkede, oluşmuş yasama organının çnden seçlen üyelerden kurulu, olağanüstü yetklere sahp mahkemelerd. Fransız ve inceleme konusu olagelmiştir. “Cehalet Devrm’nden örnek alınan İstklal Mahkemeleryle, önce vatanın kurtuluşu ve mlletn özgürlüğünü sağlamak, daha gerçek bilginin aksine, bireyin kendisine olan sonra da br kşnn egemenlğn kaldırıp mlletn egemenlğn başarmak amaçlanmıştı. Böylelkle hem düzenl güvenini artırır” teorisi incelenmiştir. Sosyal orduyu oluşturmak ve bu sayede düşman şgalnden kurtulmak amaçlanarak Kurtuluş Savaşı kazanılmış hem de psikologlar David Dunning ve Justin Kruger, feodal br toplumdan uygar br topluma ulaşmayı ana erek olarak saptayan Türk Devrm gerçekleştrlmşt. 1999’da sınava giren öğrencilerle yaptıkları deneysel çalışma sonunda; niteliksizlerin Prof. Dr. Ergün Aybars’ın kaleme aldığı ve alanlarında en genş çaplı özgün araştırma olma ntelğn koruyan İstklal niteliklerini abartma eğiliminde oldukları Mahkemeler 1920-1927, Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuryet’n lk yıllarında etknlk gösteren İstklal sonucuna varmışlar ve bu durumu Dunning- Mahkemeler konusunda temel br eser… Cumhuryet Ktapları olarak bu öneml esern gözden geçrlmş yen Kruger sendromu olarak tanımlamışlar. baskısını Türk okuruna ulaştırmanın kıvancını yaşıyoruz. Sendromda bilgisiz kişiler; bilgi ve beceri düzeylerinin gerçekten olduğundan daha 13,5x21 / İnceleme / 764 sayfa iyi olduğunu düşünürler, başkalarının bilgi ve beceri düzeyini değerlendiremezler, ne kadar bilgisiz/beceri(k)siz olduklarının farkında değillerdir, belirli bir beceri/bilgi edinmek üzere eğitimi görürlerse bilgi/beceri düzeylerini yükseltebilirler. Bu kişiler ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark etmezler. Dunning-Kruger sendromu, Türkçede “cahil cesareti” ya da “kifayetsiz muhteris”olarak da tanımlanabilir. Bir işi yapmakta yeterli olmayanlar, başarılarını doğru dürüst ölçecek yetenekte değildirler. Bu yapıdakilere “kendisini bilmez kişiler” de denilmekte. Bu kişiler yaptıkları ile övünen, her işte öne çıkan, yapamayacakları iş ve görevleri yapmak için harekete geçmekten hiçbir rahatsızlık duymayanlardır. Yetersiz insanların kendi yeteneklerinin, yeterli insanlara göre çok daha fazla güvenmesi durumudur. Sorun “liyakatsizler” bunu yaparken gerçek- ten bilgililerin, niteliklilerin ne yaptıklarında. Akademide ve kamu yönetiminde cehaletin ve 13,5x21 / Anı / 272 sayfa 13,5x21 / Tarh / 263 sayfa 13,5x21 / İnceleme / 238 sayfa 12,5x19,5 / Öykü / 118 sayfa bilgisizliğin hızla yükselişine tanık olmaktayız. Negatif seleksiyon (seçilim) cahil cesaretinin kamuda yapılanmasına uygun altyapı oluşturma sürecinin tanımıdır. Negatif seçilim sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal alanda “kötünün iyiye tercihi”, “iyiyi cezalandırmak ve kötüyü ödüllendirme” anlamında kullanılmaktadır. Sistemli bir şekilde üstün niteliklilerin, bilgililerin, donanımlıların uzaklaştırılması ve pasifleştirilmesidir. Bilgili ve yetenek sahibi, dürüst, çalışkan, sözünde duran insanlar yerine fırsatçıların ödüllendirilmesidir. Sosyolojide negatif seleksiyon için “iyiyi ceza- landırır ve kötüyü ödüllendirir” tanımı yapılır. Geleceği kuracak kuşaklar Doğal seleksiyonda güçlüler kalır ve zayıflar kaybolur. Burada durum doğal seleksiyonun tam tersi. Yetersizlerin değil yeterli/ yeteneklilerin elenmesidir. Bir yerde yetersizler 13,5x21 / İnceleme / 256 sayfa 16x24 / Yaşamöyküsü / 253 sayfa / Cltl 13,5x21 / İnceleme / 160 sayfa 13,5x21 / İnceleme / 392 sayfa cahil cesareti ile üst düzey görevler alırken bilgili ve donanımlı kişilerin alçak gönüllü olmaları nedeniyle geri planda kalmaları ve göreve talip olmamalarıdır. Yönetimlerde birinci sınıf insanlar birinci sınıf kişilerle çalışırlar. Ekip kurarken eğitim, yetenek ve donanım esas alınır. Negatif seleksiyonda ise ikinci sınıf insanlar mevki ve makam sahibidir, ekipleri ikinci sınıf veya üçüncü sınıftır. Eğer üst makamdakiler liyakatsiz ise alttakiler ikinci veya üçüncü sınıf kişilerdir, kendilerinden bilgili kişilerle çalışmazlar. Ülkemizde negatif seçilim atamalarında iki ölçüt önceliklidir: Siyasi görüş ve nepotizm. İktidar partili veya yakını olmak ilk özellik. İkincisi ise adil olmayan ayrımcılık ve akraba kayırmacılığı. Üniversite rektör atamaları ve üniversite kadrolaşmaları, üniversite akademik ilanlarında adrese teslim, kişiye 13,5x20,5 / Gençlk / 142 sayfa 13,5x21 / Yaşamöyküsü / 308 sayfa 13,5x21 / Çocuk / 54 sayfa 13,5x21 / Çocuk / 54 sayfa özel koşullar bunun en somut örneklerdir. Üniversiteler işsizlerin atandığı devlet dairesi olmaya başladı. Bu kişilerden mentör olmaz, ancak “memur hoca” olur. Yetiştirdikleri ise eğitimli değil, diplomalı cahillerdir. Oysa ülkenin eğitimli, geleceği kuracak nitelikli, iyi yetişmiş, sorumluluk sahibi engin düşünen cesur kuşaklara gereksinimi var. Feodal kuşatmadan başka türlü çıkamayız.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear