Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SAYFA CUMHURİYET 2 MAYIS 2007 ÇARŞAMBA 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER AÇI MÜMTAZ SOYSAL ABD’de Sivil ve Asker Amerikan devletinin küre üstündeki nüfuzuyla birlikte askerî imparatorluğu öylesine büyüdü ki, oluşumdaki her öneri, karar ve uygulamada sivil ve asker arasında görüş ayrılığı ve tartışma çıkmadığı mı sanılıyor? Amerikan Silahlı Kuvvetleri hiç tercih bildirmeden hükümetten yalnız buyruk almakla mı yetiniyor? PENCERE minde (198189) farklı düşündüğü de olmuştur. Günümüz Irak Savaşı’nda da sivillerle askerlerin ayrıldıklarına ilişkin yeterince belirti var. Asker bunu açıkça söylüyor da. Üstelik, askerin savaşın içinde bu denli oluşumdan ve harcamaların çoğunu kendine çektiğinden ötürü, kendi halkıyla ters düşmesi de söz konusudur. Her savaş o harcamaların halkın sağlık ve eğitim gibi yaşamsal haklarından büyük eksilmeleri de içeriyor. Amerikan devletinin küre üstündeki nüfuzuyla birlikte askerî imparatorluğu öylesine büyüdü ki, oluşumdaki her öneri, karar ve uygulamada sivil ve asker arasında görüş ayrılığı ve tartışma çıkmadığı mı sanılıyor? Amerikan Silahlı Kuvvetleri hiç tercih bildirmeden hükümetten yalnız buyruk almakla mı yetiniyorlar? Son Irak Savaşı’ndaki farklı yaklaşımları izlemek bile bizi doğru yanıta, kısaca ikisi arasında zaman zaman görüş ayrılıkları olduğu gerçeğine götürür. Türkiye’ye kimse, hele çevremizi kana boyamış olanlar, demokrasi dersi vermeye kalkmasın. Ayrıca, laikliğin ilk uygulaması Amerika’da Rhode Island devletindeydi. Bu uygulamayı yapan da Roger Williams adlı bir siyaset adamıdır. Laiklikten asıl uzaklaşan da günümüz Beyaz Saray yönetimidir. Kendine “Hıristiyan Sağ” diyenler orada da tüm ülkeyi kendi çizgilerine çekme çabasındadırlar. Amerikan toplumu, kilise ile devleti birbirinden ayıran çizgiyi ve kendiyle anlaşmayan herkesi bir anlama ortadan kaldırmak isteyen din sahtekârlarının tehdidi altındadır. Herkes kendine baksın. Türk halkı da, Genelkurmay da görevlerini yapıyorlar. Dıştan Değerlendirilme DİKKATİNİZİ çekmiş olmalıdır: Bizim toplum kendisi hakkında dıştan, yabancı ülkelerden yapılan değerlendirmelere aşırı önem veriyor. “İngiltere’nin, Fransa’nın, Almanya’nın, Amerika’nın, hatta İtalya, İspanya gibi ülkelerin gazeteleri ne yazdı? Filanca yabancı televizyon kanalı nasıl verdi? Avrupa Birliği’nin önemli kişisi Mösyö Fişfirik neler söyledi?” Dahası var; o değerlendirmeler üstelik yalnız İstanbul’da oturan, Ankara’yı hiç bilmeyen muhabirlerce verilip yorumlanan haberlere dayandırılmakta. Kimse o muhabirlerin burada ne kadardır yaşadığını, olup biteni anlayacak kadar Türkçe bilip bilmediğini, bu ülkenin ve toplumun tarihine ne ölçüde aşina olduğunu da sorgulamaz. Var mı yok mu, yabancının görüşü. Son mitingler ya da cumhurbaşkanı seçimi dolayısıyla bu tutumun sayısız örneklerine yine rastlamaya başladık. İşin kötüsü, dıştan değerlendirmelere verilen bu aşırı önem içteki değerlendirmeleri de etkilemekte, insanlarımız kendi düşüncelerini oluşturmak yerine yerli medyanın da yansıttığı bu dış düşünce odaklarınca varılan yorumları ve sonuçları benimseyerek, büsbütün şaşkınlaşmakta. slında, özellikle bu açıdan üzerinde dikkatle durulması gereken bir durum söz konusudur. Niçin böyle oluyor? Tanzimat’tan beri gelen aşırı bir idealleştirmenin, Batı’da ne varsa hepsini doğru, geçerli, iyi sayan bir hayranlığın, her şeyi bu ölçüte göre değerlendirmenin etkisi mi? Toplumu büyük çoğunluğundan önce Batılılaşan bir “seçkinler” tabakasının kendi seçkinliğini bu oluşumuna dayandırmasının, yapılan her değerlendirmede arkasına o dünyayı almak isteyişinin sonucu mu? Yoksa bir genel aşağılık duygusundan gelen bir eziklik mi? öyle bir durumun siyasal yaşamı ve dolayısıyla toplumla devletin ortak yazgısını nasıl etkilediğini daha fazla açıklamaya gerek var mı? Şu sırada ordusiyaset ilişkisi konusunda söylenip yazılanlara bakın: Batı’nın kendi deneyimi, ölçütleri ve düşünce oluşumuyla vardığı bir düstur, neredeyse evrensel bir ilke olarak değerlendirilip bu ülke açısından son derece ters ve zararlı bir hükme varılmakta: Neymiş, bu Cumhuriyetteki “gidişat” üzerinde söz söylemek “seçilmişler”in hakkıymış, atanmışlara ve hele askerlere düşen susup gözlerini kapayarak kendi işlerini yapmakmış. Sanki bu Cumhuriyetin kurulmasını sağlayan, onun bağımsızlığını başlangıçta kanıyla kazandırıp şimdi koruyan bu asker değilmiş gibi. Sanki bu Cumhuriyet, Meclis’inden temel ilkelerine kadar her şeyiyle bu askerin başkomutanınca kurulmamış gibi. Elin gazetecisi ya da televizyoncusu bunları ne bilir? Bu halkın askerine nasıl ve niçin güvendiğinden ne ölçüde haberdardır? Asker, onların bu bölgedeki çıkarlarına bekçilik ettiği zaman var, başka zaman yok, öyle mi? ‘Patron’dan Haber Var... Erbakan Hoca’nın fotoğrafını dün ‘Milli Gazete’de gördüm.. Hoca bir ara hastaydı.. Toparlamış.. Allah sağlık versin!.. Çok badire atlattı Necmettin Hoca, yetiştirdiği yeniyetmelerinden büyük kazık yemesi de cabası... Hele şu ‘Üçlü’ yok mu?.. “TayyipGülArınç” üçlemesi, Hoca’yı satıp Amerika’ya bağlanınca iktidara tırmandı... Amerika “Yürü ya kulum” dedi mi işler değişir, kullar yürür... Eski Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın lafı unutulmadı: “ Donumuza kadar Amerika veriyor...” ? Amerika bir “Büyük Ortadoğu Projesi” hazırlamıştı; tasarımın Türkiye ayağı neydi: “Ilımlı İslam Devleti Projesi!..” AKP bu ayağın gereği olarak kurulmuş; kurulur kurulmaz da iktidara geçivermişti... Ama ilk tökezleme Meclis’te yaşanan ünlü ‘tezkere’ olayında yaşandı; AKP Amerika’ya istenilen biçimde hizmet veremedi... Buna karşın ülkede bir iktidar ‘alternatif’i de yoktu... Başbakan RTE’nin yakını, danışmanı, sırdaşı AKP’nin ünlüsü Cüneyd Zapsu Amerika’da bu konuyu ele alırken ne demişti: “ Bu adamı (RTE’yi) deliğe süpürmeyin, kullanın!..” ? Amerika’nın BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesi) önce Irak’ta batağa saplandı... Irak artık kimsenin yâri olamayacak bir cehennem... Peki, BOP’un Türkiye’deki ahvali ne?.. Türkiye kuzu kuzu “Ilımlı İslam Devleti Modeli”ne razı mı olacak?.. Amerika’nın hesabı, yalnız Irak’ta değil, Anadolu’da da yanlış çıkıyor... Dün Tandoğan.. Bugün Çağlayan.. Yarın Manisa, İzmir, derken ABD ile AB şaşırdı kaldılar... Bir de üstüne asker laik mi?.. Al başına belayı... ? Cumhuriyet bir okuldur... Bizler 12 Mart’ta hapisten çıktıktan sonra Cumhuriyet’e 68’li gençleri almıştık; meğer bu ‘hızlı devrimci’ kardeşlerimizi ‘Doğan Grubu’ için yetiştiriyormuşuz... Şimdi eski hızlı sosyalist devrimci kardeşlerin neredeyse tümü ‘Doğan Grubu’nun çeşitli gazetelerinde çalışıyor... Ankara Büromuzda yetişen arkadaşımız Yasemin Çongar da Milliyet’in Amerika muhabiri... Yasemin, önceki gün, Vaşington’dan aldığı duyumlarla Amerikan yönetimi aleyhine zehir zemberek bir yazı yazdı... Meğer Amerikan yönetimi Türkiye’deki son asker açıklaması karşısında tarafsız kalmış... Çongar ateş püskürerek diyor ki: “ Bu Amerika omurgasız!..” Yine Milliyet’te Sami Kohen bu yazıya karşı tecrübesini konuşturdu: “ABD için öncelik kendi stratejik çıkarlarıdır. Washington Türkiye’deki gelişmeler karşısında (AB’den) daha ihtiyatlı davranmak gereğini duymaktadır.” Yani?.. Gereğinde ABD “adamı deliğe süpürebilir”. ? Son günlerin en önemli haberi budur!.. Hele ABD elini AKP’nin üstünden bir çeksin... Bu iktidar paldır küldür yıkılır gider... Şimdi bizim ‘Üçlü’nün gözü ve kulağı Amerika’da; ama, sanırım ‘Patron’dan yeterli bir destek gelmeyecek... Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV nsanlığın gelişmesinde geri dönüşü olmayan akılcı bir aşama olan laiklik, Türk Devrimi’nin de demokrasinin de temelidir. Kökleri tarihsel gelişimde olan bu gerçeği Genelkurmayımızın içtenlikle paylaşması doğaldır. Silahlı Kuvvetlerimizin bu konudaki duyarlılığı, iç siyasetimizde de uluslararası sahnede de iyi bilinir. Son yıllarda yalnız dikkat değil, sabır da göstermiş olan Genelkurmayımız, devlet ağı içindeki iletişim yollarıyla ve özel olarak bir dizi uyarıda bulunduktan sonra, bu kararlı inancını kendi halkıyla da çağımıza ters düşen son örnekleri sıralayarak, açıkça paylaşmıştır. Bu anımsatma nedeniyle hafiften “demokrasi dersi” verenlere demokrasinin tüm kurallarının ve onun içinde laikliğin ayrılmaz yerinin altını çizmeyi şimdilik bir yana koyalım. Yalnız şu noktaya eğilmek istiyorum. Öğüt verenler arasında kimi Amerikan üst düzey yetkilileri de var. Özellikle demokrasinin sivil yönetim biçimi olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle, Amerikan askerinin siyasetin içinde, hem de ortasında yer aldığı gerçeği bu yazıyı zorunlu kılıyor. Amerika’nın bugünkü küresel varlığı kendi cumhuriyeti ve demokrasisiyle de ters düşmüş ve bir imparatorluğa dönüşmüştür. İ A Bu “imparatorluk” deyimini Amerikan medyası ve bilim adamları da artık açıkça kullanıyorlar. Amerikan imparatorluğu Kongre’de temsil edilen her iki siyasi parti ve silahlı kuvvetler en başta yer almak koşuluyla, federal yönetimin her türlü dayanağı tarafından denetlenen bir varlıktır. Söz konusu olan küresel bir imparatorluktur ve asker onun ayrılmaz parçasıdır. ABD art arda silahlı müdahaleler yapmakta, giderek savaşlar çıkarmakta, güce dayalı gizli eylemler yürütmekte, dışarıdaki ulusalcı akımları tehdit etmekte ve yabancı yönetimleri kendi dümen suyunda tutmaya çalışmaktadır. Bütün bunlar için küreyi 120 kadar askerî üsle sarmıştır. Tümünün tasarlanmasında ve yürütülmesinde Amerikan Silahlı Kuvvetleri ve onun üst düzey komutanları karşılıklı değerlendirme, kararlaştırma ve uygulama içinde yer alır. ABD (ve AB) tekelci sermayesinin, büyük ortaklıklar olarak, kendi yapıları içinde silahlı askeri yoktur. Amerika için bu işi federal devletin kara, hava ve deniz güçleri yapar. Bu vurucu gücün, iç ve dış siyasetin dışında kalması düşünülemez. Bu ilişki daha çok uyum niteliğindeyse de askerin Kore (195053) ve Vietnam savaşlarıyla (196475), Başkan Reagan döne B Türkiye’nin Dramı ve 14 29 Nisan Umudu 29 Nisan’da milyonlarca insanın Çağlayan’da savunduğu yine uygarlıktır, aydınlanmadır, antiemperyalizmdir, bağımsızlıktır, eğitim ve sağlık haklarında eşitliktir, halkçılıktır. 14 Nisan için haksız suçlamalar yapan, yurtseverliğinden kuşku duymadığım insanların önemli bir bölümü bu defa aynı yanlışlığa düşmemişler ve bu muhteşem mitinge katılmışlardır. Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR üyük Atatürk’ün öncülük ettiği devrimler çok sürmedi. İkinci Dünya Savaşı’nı kazasız kayıpsız atlatabildik. Zor bir dönemdi. Yatılı okulda bir gün 150, bir gün 300 gram ekmek hakkımız vardı. İnönü’nün çok ustalıklı bir politika ile bizi savaşın dışında tutmayı başardığı teslim edilir. Savaşın ardından Sovyetler’in, talihsiz KarsArdahan iddiaları ortaya çıkar. Bu olay bizi Batı teslimiyetçiliğine sürükleyen bir dönüm noktası gibidir. Komünizm ve sol düşmanlığı için iyi bir fırsat yakalanmıştır, bu yıllar boyu sürdürülür. Bunun ardından Türk devrimine ilk büyük darbe gelir. Büyük eğitimci, Türk yazınına 500 büyük eser kazandıran Köy Enstitüleri’nin kurucusu Hasan Âli Yücel solculukla suçlanır. Kenan Öner isimli bir avukat bütün hünerini gösterir ve onun devrilmesini sağlar. Milli şef İsmet İnönü bu darbeyi önleyemez. Yücel’in koltuğuna oturan Reşat Şemsettin Sirer, İnönü ile Köy Enstitüleri’ni ziyaretten dönüşte ona dönerek “Paşam bu çocuklar böyle yetişirse biz onları idare edemeyiz” demişti. Çok partili düzene adım attığımız aynı yıllarda, Doğu’nun ünlü ağalarından Kinyas Kartal da İnönü’ye başvurup “Paşam bu okulları kapatmazsanız size oy yok” diyebilmiş, böylece bu güzelim aydınlanma odaklarının idam fermanı imzalanmıştır. B mumtazsoysal@gmail.com İİY’NİN 153. MADDESİ GEREĞİNCE DÜZENLENEN İCRA EMRİNİN İLANEN TEBLİĞİDİR. 2007/2227 İpotek Borçlusu Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı tarafından alacaklısı Hüseyin Mutlu aleyhine yapılan icra takibinde; İpotek borçlusu adına kayıtlı olup, ipotek alacaklısı lehine ipotekli bulunan tapunun G.O.Paşa ilçesi Küçükköy 1256 ada, 74, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 101, 102, 103, 104 ve 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 98.000 TL’lik ipoteğin kaldırılması için borçlunun talebi üzerine ipotek alacaklısının tapu kaydındaki adresi istenmiş; Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 23.03.2007 gün ve B021TKGM4345602/767 sayılı yazıları ile adı geçen Hüseyin Mutlu adına yapılan inceleme sonucu Bedele dönüştürülen adreslerinin bulunamadığı bildirilmiş olmakla, İİY’nin 153. maddesi gereğince işbu ilanın gazete ilanından itibaren yasal sürelere 10 gün ilave edilmek kaydı ile ipotek borçlusu tarafından yatırılan ipotek bedelinin alınması için ipotek alacaklısının 25 gün içerisinde İcra Müdürlüğü’ne müracaat ederek ipotek bedelini alarak taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinini istemesi; parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina edilmesi halinde İcra Tetkik Mercii Hâkimliği’nden ipotek borçlusunun talebine binaen yatırılan ipotek bedelinin ipotek alacaklısı adına hıfz edilerek ipoteğin terkininin istenileceği ilanen tebliğ olunur. 19 Nisan 2007 (Basın: 22753) GAZİOSMANPAŞA 3. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İİY’NİN 153. MADDESİ GEREĞİNCE DÜZENLENEN İCRA EMRİNİN İLANEN TEBLİĞİDİR. 2007/2229 İpotek Borçlusu Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı tarafından alacaklısı Hüseyin Doğan aleyhine yapılan icra takibinde; İpotek borçlusu adına kayıtlı olup, ipotek alacaklısı lehine ipotekli bulunan tapunun G.O.Paşa ilçesi Küçükköy 1256 ada, 74, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 101, 102, 103, 104 ve 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 32.000 TL’lik ipoteğin kaldırılması için borçlunun talebi üzerine ipotek alacaklısının tapu kaydındaki adresi istenmiş; Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 23.03.2007 gün ve B021TKGM4345602/767 sayılı yazıları ile adı geçen Hüseyin Doğan adına yapılan inceleme sonucu Bedele dönüştürülen adreslerinin bulunamadığı bildirilmiş olmakla, İİY’nin 153. maddesi gereğince işbu ilanın gazete ilanından itibaren yasal sürelere 10 gün ilave edilmek kaydı ile ipotek borçlusu tarafından yatırılan ipotek bedelinin alınması için ipotek alacaklısının 25 gün içerisinde İcra Müdürlüğü’ne müracaat ederek ipotek bedelini alarak taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinini istemesi; parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina edilmesi halinde İcra Tetkik Mercii Hâkimliği’nden ipotek borçlusunun talebine binaen yatırılan ipotek bedelinin ipotek alacaklısı adına hıfz edilerek ipoteğin terkininin istenileceği ilanen tebliğ olunur. 19 Nisan 2007 (Basın: 22751) GAZİOSMANPAŞA 3. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN Atatürk devrimlerine ihanet Çok partili düzenle birlikte hiç zaman kaybedilmeden Atatürk devrimlerine ihanet başlamıştır. Partiler köy ağalarına gitmişler ve onları, köleleri saydıkları köylülerin oylarına el koyabilmek için milletvekili yapmışlardır. Bu arada yine solculuk suçlamaları ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne bir saldırı gerçekleştirilmiş ve orada öğretim üyeliği yapan Türkiye’nin en aydınlık insanları darmadağın edilmiştir. Milli Şef bu darbeyi de önleyememiştir. 1950 seçimi ile Demokrat Parti iktidara gelir. Bu partinin demokrasi inancı taşımadığı hemen anlaşılmıştır. İlk icraatları ezanı Arapçaya çevirmektir. Bunun ardından laikliğe, aydınlanmaya aykırı eylemler iktidarın desteğinde birbirini izlemiştir. Urfa’ya atadıkları belediye başkanının bir sofrada “Orucunu yiyenin katli vaciptir” deyişini daha önce yazmıştım. Demokrasi adı altında her şey koltuk ve iktidar uğruna! Atatürk’ün yakınında yer almış politikacıların ondan hiçbir ilham almadıkları kanısını taşımışımdır. O büyük insan, “Asıl düşman memleketimin üstünü örten ortaçağ karanlığıdır, aklımızın süngüleri ile yurdumuzun üstünden kaldırılacaktır” demiştir. “Ben size hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş fikir değil, aklı ve bilimi miras bırakıyorum” demiş ve ilave etmiştir: “Değişen bir dünyada değişmeyecek fikirler ileri sürmek, gelişmeye ve bilime karşı çıkmak demektir.” Sandık demokrasisinin iktidara getirdiği politikacılar bu mirası DUYURU benimsemediler, tersine onu reddettiler demek daha doğru olur. Halkevleri’ni ve Köy Enstitüleri’ni yıkarak devrime ihanet ettiler. Öğretim Birliği’ni kaldırarak Cumhuriyetin 84’üncü yılında Türk halkını ortalama 4 yıldan ibaret eğitime mahkum ettiler. Onların dogmalardan bağımsızlaşmalarına engel oldular. Halkın aydınlanmaya kavuşmasına olanak vermediler. Böylece halkın milli egemenlik hakkını kullanmalarını da engellemişlerdir. Kendilerini demokratlar olarak tanımlayan bazı aydın kişiler bu açık gerçeği göremiyorlar. Teslimiyetçi bir dış politika benimsediler, bağımsızlıktan uzaklaştırdılar ülkeyi. Solsuz demokrasi Türkiye’ye yapılan en büyük kötülüklerden biri sola vurulan darbelerdir, dış güçlerin desteği ile solsuz bir demokrasi planlamasıdır. 12 Eylül bu açıdan öncü rol oynamıştır. İktidarlar milli gelirin artmasını sağlayamadılar, üretimin arttırılarak adil bir milli gelir dağılımını öngörmediler, ekonomiyi de dışa bağımlı hale getirdiler, globalizme ve IMF’ye teslim oldular. Politikacının yarattığı elverişsiz ve demokrasiden iyice uzak ortamlarda bu göstermelik demokrasi, askeri müdahalelerle yeni darbelere maruz kalmıştır. Bugün açıkça demokrasiye, Cumhuriyet ideallerine içtenlikle bağlı olmayan bir iktidarla baş başayız. 60 yıllık çoğunlukla kötü, gerici, muhafazakâr, sola ve halka karşı yönetimlerin doğal bir sonucudur bu. Türkiye’nin yurtsever sağduyu sahibi aydınlanmaya, devrimlere bağlı, eğitim yoksunluğu içinde kalmamış insanlarından yüzde 1 oy alamayacak bir parti iktidardadır. Atatürk’ün Çankaya’daki koltuğuna oturacak kişi için o partinin liderinin ağzına bakıyor olmamız Türkiye’nin ciddi bir talihsizliğidir. Bu ülkemiz için gerçek bir dram sayılsa yeridir. 14 Nisan mitingine karşı duran, hele çok yersiz ve haksız ve bence bilinçsiz bir şekilde bunu darbe yandaşlarının eylemi olarak yorumlayan ve Meclis Başkanı ile aynı paralele düşenlerin, bu yukarıda sıraladığım gerçekleri bilmediklerini ya da görmezden geldiklerini düşünüyorum. Bence bir darbe ve milliyetçilik takıntısı içindedirler. Türkiye Cumhuriyeti’ni Türkiye’nin bağımsızlığını, Türk aydınlanmasını asıl zaafa uğratanlar sivil politikacılardır. Askeri darbeler onların yarattığı elverişli ortamlarda meydana gelmiştir. Bu ortamı göz ardı edip darbe diye tutturmak, cehaletin, bilinçsizliğin doğal sonucu saçmalıkları, ilkellikleri ve vahşeti ulusalcılık olarak niteleyip suçlamak aymazlıktır, gerçeği görememektir. 29 Nisan’da milyonlarca insanın Çağlayan’da savunduğu yine uygarlıktır, aydınlanmadır, antiemperyalizmdir, bağımsızlıktır, eğitim ve sağlık haklarında eşitliktir, halkçılıktır. 14 Nisan için haksız suçlamalar yapan, yurtseverliğinden kuşku duymadığım insanların önemli bir bölümü bu defa aynı yanlışlığa düşmemişler ve bu muhteşem mitinge katılmışlardır. Bunu memnunlukla karşılıyorum. 29 Nisan mitingi Türk halkının kolay kolay karanlığa teslim olmayacağını göstermiştir. coskunoz@superonline.com İSTANBUL CUMOK ÇAĞIRIYOR İstanbul’u, Trakya’yı, Marmara’yı 05 Mayıs 2007 Cumartesi günü saat 14.00’te Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda Cumhuriyet’e sahip çıkmaya çağırıyoruz. SEN GELMEZSEN BİR EKSİĞİZ Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde poliklinik hizmetlerinde randevulu sistem uygulamasına geçilmektedir. Randevu almak için hafta içi 08.3012.00; 13.0016.30 saatleri arasında aşağıdaki telefonlardan bize ulaşabilirsiniz. ANABİLİM/BİLİM DALLARI RANDEVU TELEFON NUMARALARIMIZ TEBRİK ve KUTLAMA SAYIN İSMMMO YÖNETİMİ: Bizler İstanbul’un değişik semtlerinde faaliyet gösteren meslek mensuplarıyız. Laik, anayasal ve sosyal hukuk devletimizin yıpratılmaya çalışıldığı, olgunlaşma sürecinden geçen demokrasimizin kesintiye uğraması endişesinin olduğu son günlerde halkımızda cereyan eden yeniden egemenlik anlayışının ortaya çıkmasına tanık olmaktayız. Ortaya çıkan halk hareketinin çeşitli sivil toplum örgütlerince de desteklendiği, ayrıca bahsi geçen sivil toplum örgütleri içinde bulunan odamızın da önemli bir misyon yüklendiğinin farkındayız. Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirlerden oluşan biz meslek mensupları; siz sevgili oda yönetimimizin göstermiş olduğu hassasiyet ve duyarlılıktan dolayı onur duyduk. Ve bu vesile ile siz İSMMMO Yönetimine teşekkür etmeyi bir zorunluluk ve görev saydık. Biz meslek mensupları olarak iyi ki İSMMMO mensubuyuz ve ne mutlu ki sizler gibi Atatürkçü yöneticilerimiz var. Sevgi ve saygılarımızla... BİR GRUP MESLEK MENSUBU İstanbul İletişim: 0537 871 82 34 0533 438 50 22 Not: Trakya ve Marmara CUMOK oluşumları kendi organizasyonlarını yapacaktır. www.cumok.org İİY’NİN 153. MADDESİ GEREĞİNCE DÜZENLENEN İCRA EMRİNİN İLANEN TEBLİĞİDİR. 2007/2245 İpotek Borçlusu Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı tarafından alacaklısı Veysel Balcı aleyhine yapılan icra takibinde; İpotek borçlusu adına kayıtlı olup, ipotek alacaklısı lehine ipotekli bulunan tapunun G.O.Paşa ilçesi Küçükköy 1256 ada, 74, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 101, 102, 103, 104 ve 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 14.000 TL’lik ipoteğin kaldırılması için borçlunun talebi üzerine ipotek alacaklısının tapu kaydındaki adresi istenmiş; Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 23.03.2007 gün ve B021TKGM4345602/767 sayılı yazıları ile adı geçen Veysel Balcı adına yapılan inceleme sonucu Bedele dönüştürülen adreslerinin bulunamadığı bildirilmiş olmakla, İİY’nin 153. maddesi gereğince işbu ilanın gazete ilanından itibaren yasal sürelere 10 gün ilave edilmek kaydı ile ipotek borçlusu tarafından yatırılan ipotek bedelinin alınması için ipotek alacaklısının 25 gün içerisinde İcra Müdürlüğü’ne müracaat ederek ipotek bedelini alarak taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinini istemesi; parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina edilmesi halinde İcra Tetkik Mercii Hâkimliği’nden ipotek borçlusunun talebine binaen yatırılan ipotek bedelinin ipotek alacaklısı adına hıfz edilerek ipoteğin terkininin istenileceği ilanen tebliğ olunur. 19 Nisan 2007 (Basın: 22735) GAZİOSMANPAŞA 3. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN Algoloji: 295 31 50 Çocuk Cerrahisi / Çocuk Üroloji: 295 19 00 Çocuk Psikiyatrisi: 295 18 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Alerji: 295 04 40 Çocuk Sağlığı ve Hast. Endokrinoloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Enfeksiyon: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Gastroenteroloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Genel Çocuk: 295 05 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Hematoloji: 295 04 40 Çocuk Sağlığı ve Hast. İmmunoloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Kardiyoloji: 295 04 40 Çocuk Sağlığı ve Hast. Nefroloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Neonatoloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Nöroloji: 295 04 00 Çocuk Sağlığı ve Hast. Onkoloji: 295 04 40 Dermatoloji / Alerji: 295 07 00 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon: 295 08 00 Genel Cerrahi: 295 20 00 Göğüs Cerrahisi: 295 23 00 Göz Hastalıkları: 295 24 00 Göğüs Hastalıkları: 295 09 00 İç Hastalıkları Endokrinoloji: 295 11 00 İç Hastalıkları Gastroenteroloji: 295 10 40 İç Hastalıkları Genel Dahiliye: 295 10 00 İç Hastalıkları Hematoloji: 295 11 00 İç Hastalıkları Nefroloji: 295 14 00 İç Hastalıkları Onkoloji: 295 13 00 İç Hastalıkları Romatoloji: 295 14 00 Kadın Hastalıkları ve Doğum: 295 26 00 Kalp Damar Cerrahisi: 295 23 00 Kardiyoloji: 259 16 00 Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon: 295 03 00 Kulak Burun Boğaz: 295 25 00 Meme Cerrahisi: 295 21 00 Nöroloji: 295 17 00 Nöroşirürji / Çocuk Nöroşirürji: 295 27 00 Nükleer Tıp: 295 34 50 Ortopedi ve Travmatoloji / El Cerrahisi: 295 28 00 Plastik ve Rekonst. Cerrahi / El Cerrahisi: 295 29 00 Psikiyatri: 295 18 00 Radyasyon Onkolojisi: 295 34 00 Radyoloji (Diğer tetkikler): Hastanın bizzat başvurusu ile Radyoloji (Mammografi): 295 33 10 Spor Hekimliği: 295 35 00 Tıbbi Genetik: 295 43 50 Üroloji / Çocuk Üroloji: 295 30 00 Hastane santralı: 295 00 00 CUMHURİYET 02 K

