Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SAYFA
+
CUMHURİYET 5 NİSAN 2005 SALI
4 HABERLER
DÜNYADABUGUN
ALİ StRMEN
"Tiirkiye Satsa da
Kıbrıs'ı Ben Satmam!'
Sultan Abdülaziz'in 1867'deki Avrupa seyaha-
ti ilginç olaylarla doludur. Viyana, Paris ve Lond-
ra'yı içine alan geziyle ilgili olarak anlatılan, ne ka-
dar doğru olduğunu bilemediğim bir öykü de, pek
nekre (hoşsohbet güzel fıkrkalar anlatan) bir kişi
olan Keçecizade Fuat Paşa'yla ilgilidir.
Ingiltere Kraliçesi Victoria, Tanzimat'ın önde
gelen devlet adamlarından olan ve methini duy-
duğu Fuat Paşa ile sohbet ediyormuş.
Fuat Paşa, siyasette her şeyin bir bedeli oldu-
ğunu söyleyince, Kraliçe itiraz eden bir tonla:
- Her şeyin mi, diye sormuş.
- Evet her şeyin Haşmetmeap, siyasette her
şeyin bir bedeli vardır veödeyince istediğinizi alır-
sınız, deyince Fuat Paşa, Kraliçe kızmış.
- Herhalde, örneğin benim de satın alınabilece-
ğimi düşünmüyorsunuz, demiş.
Böyle bir çıkış karşısında, susmuş Fuat Paşa.
Sessizliği olumsuzyorumlayan Kraliçe sinirle de-
vam etmiş,
- Ne yani demiş, bana ne önerebilirsiniz ki?..
Muzipçe gülmüş Fuat Paşa,
- Gördünüz mü Haşmetmeap, demiş.. pazarlı-
ğa başladık bile...
Dünkü Hürriyet'in manşetinde cumhurbaşkanı
adayı Mehmet AN Talat'ın "Kıbrıs benim vata-
nım, Türkiye satsa ben ona karşı çıkarım" sözle-
rini okuyunca bu öyküyü anımsadım ve "Eyvah"
dedim, "satıp satmama tartışmaları başlamışsa
konu zaten gündeme gelmiş demektir."
• ••
Kimse vatan satma savıyla çıkmaz politika sah-
nesine. Damat Ferit, Mustafa Kemal'i idama
mahkûm ettirir, üstüne işbirlikçilerini salarken "Şu
vatanı ağız tadıyla Ingilizlere satmamıza engel
oluyor" savıyla hareket etmiyordu.
Onun iddiası, Mustafa Kemal ve Kuvvacılann ba-
ğımsızlık ve özgürlük mücadelelerinin, devleti ve
halkı daha güç, daha üstesinden gelinmez duru-
ma düşüreceğiydi.
Tarih, Damat Ferit'i değil, Mustafa Kemal'i hak-
lı çıkardı şimdiye kadar.
Şimdilerde, o tür bağımsızlık ve özgürlük tür-
külerinin çağdışı olduğunu söyleyenler de yok de-
ğil hani. O başka mesele...
Annan Planı'nın kabulü, Gümrük Birliği Anlaş-
ması'nın yeni 10 üyeye de teşmiliyle ilgili proto-
kolün imzasının, Kıbrıs'ın satışı olduğunu söyle-
yenlere karşı çıkanlar, planın kabulü ve protoko-
lün imzalanmasının, Kıbrıs Türklerinin dünyaya
açılmasını AB ile bütünleşmesini sağlayacak, Tür-
kiye'ye Avrupa kapısını açacak adımlar olduğu-
nu ileri sürüyorlar.
Olaylar bu görüşü doğrulamasa da, onlar dire-
niyorlar.
Kuşkunuz olmasın ki, Incirlik konusunda, ABD'nin
istekleri kabul edilirse eğer, bunu yapanlar, satış
iddialarını şiddetle reddedecek ve bu davranışla
VVashington ile stratejik ortaklığımızı pekiştirdiği-
mizi, Ortadoğu'ya barış ve demokrasinin gelişi-
ne değerli katkılarda bulunduğumuzu söyleye-
ceklerdir.
•••
Işin ilginç yönü, satış iddiası, daha çok azge-
lişmiş ülkelere özgü bir tartışmadır. Siz hiç Ingil-
tere'nin, ABD'nin, Almanya'nın, Fransa'nın "satı-
şı" tartışmalarının ikide bir alevlendiğine tanık ol-
dunuz mu?
Ben anımsamıyorum. Bir tek Fransa'da Peta-
in'in Nazilerle işbirliği yapan Vichy hükümeti için
bu sav ortaya atılmıştı. Bunu söyleyen De Gaul-
le, De Vichy'cilertarafından gıyabında idama mah-
kûm edilmişti. Ama bu da tek örnektir.
Birilerinin ikide bir bastığı, düğmesi bol azge-
lişmişlerdeyse bu günlük bir tartışmadır.
Bir vatan, halı satar, arazi satar gibi satılmaz.
O yüzden ben bu tartışmayı biraz abes buluyo-
rum.
Üstelik, Talat'a da hak vermiyor değilim. Kıb-
rıslı olan o, onu seçenler de Kıbrıslılar, şimdi, ör-
neğin benim çıkıp onların iradelerini hiçe sayarak
"Sattınız!" demem biraz tuhaf olmaz mı?
Vatan onların, irade onların, bu durumda bana
ne halt yemek düşer?
Neyse Abdülaziz'in 1867 Avrupa gezisi ve Ke-
çecizade Fuat Paşa'yla başlamıştık, onunla biti-
relim.
Aynı gezide, Osmanlı'nın çokzayıf durumundan
söz eden bir yabancı diplomata, Keçecizade, o
kıvrak zekâsıyla şu cevabı vermişti:
- Yanılıyorsunuz, Ekselans, aksine bu devlet o
kadar güçlüdür ki, yıllardır biz içerden siz dışar-
dan uğraşıyor, uğraşıyor, bir türlü yıkamıyoruz...
asirmen@cumhuriyet.com.tr
Gerçek Insan, Gerçek Kemalist
İHSAN
TOPALOĞLUnu
yitirdik.
Topaloğlu Atatürkçü düşüncenin,
her konuda ulusalcılığın, bu doğrultuda
ıılusal sanayinin, ulusal petrol ve
madenciliğin kararlı savunucusu
olmuş, uluslararası çıkar odaklarına
karşı, ulusal çıkarları cesaretle ve
bilgiyle savunmuş, yurtsever ve
ulussever bir devlet adamıydı.
Bürokratik ve siyasi yaşamını ulusuna
ve ülkesine hizrnet anlayışı ile ilkeli ve
ödünsüz olarak sürdürdü.
Ailcsinc, dostlarına,
nöbetini devralanlara başsağlığı diler,
acılannı paylaşırız.
Ruhu şad olsun.
Cahit Angın, Engin Aydın, Prof. Anıl Çeçen, Prof. Cevat Geray,
l'ıof. Alpasjan Işıkh, Turan Karakaş, Zafcr Kcskiner,
Yckta Güngör Özden, Dr. Tıırliiin Temuçin, Prof. Akııı Yıldız
Eski il başkanları, Baykal ve yönetimini Sosyalist Enternasyonal ve AÎHM'ye şikâyet edecek
CHP 'deki çekişme dışataşüANKARA (Cumhuriyet BUrosu) -
CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun
(MYK) 13. OlağanüstüKurultayön-
cesiııde ve soıırasında görevden al-
dığı il başkanları, CHP lideri Deniz
Baykal ve yönetimini Sosyalist En-
ternasyonel ve Avrupa Insan Hakla-
n Mahkemcsi'ne (AtHM) şikâyet
cdcccklerini bildirdiler. CF IP'nin, ih-
raçlar, istifalar ve görevden almalar-
la her geçen giin kan kaybettiğini be-
lirten il başkanları, genel merkezin
görevden alınanların yerine kayyım
atadığına dikkat çekerek "Daha ön-
cc kurultaylar partisi olarak tanım-
laııaıı CHP, arük kayyımlar partisiola-
rak tanımlanmaya başjamışür" açık-
lamasını yaptılar.
CHP'de görevden alınan il başkan-
lan, önceki giin Ankara'da yapükla-
n toplantınm ardmdan dün de muha-
lif milletvekilleriyle birlikte
TBMM'de basin toplantısı düzenle-
• CHP'de görevden alman il başkanlan, muhaliflerle birlikte basın toplantısı
düzenledi. Görevden almalarla CHP'nin kayylmlar partisi halinc gcldiğini söyleyen il
başkanlan, "Tabanın isyanını biz dizginliyoruz" dediler.
yerek genel merkezin tavnnı kınayan
bir bildiri yayımladılar. 20 eski il
başkanının imzasını taşıyan bildiri-
yi görevden alınan Izmir İl Başkanı
Alaattin Yüksel ükudu.
Bundan sonraki süreçtc milletve-
killeriyle birlikte hareket etmc kara-
n aldıklannı belirten Yüksel, genel
merkezin antidemokratik uygulama-
lanııa karşı her türlü platformda mü-
cadele edeceklerini bildirdi. Baykal
yönetiminin başarısızlığı arttıkça,
değişim ve yenileşme isteyenlerin
partiden atıldığını savunan Yüksel,
CHP il örgütlerinin büyük kısmının
genel merkezin atadığı kayyımlarla
yönetildiğini söyledi. Yüksel, CHP
yönetiminin görevden almaları "hiç-
bir haklı gerekçeye dayandıramadı-
ğı için anayasal suç işlediğuıi" savun-
du. CHP lideri Baykal'ın, olağanüs-
tü kurultay öncesinde yaptığı il baş-
kanları toplantısında "Genel başka-
nı sevmeyen gider" dediğini ve bu
görüşünün 25 Mart'taki MYK top-
lantısında il başkanlan görevden alı-
narak yaşama geçirildiği kaydeden
Yüksel, genel başkanın "yasev,yater-
k et" anlayışında olduğunu kaydet-
ti.
'Mücadelemiz sürecek'
Yüksel, görevden almaların parti
tabanında büyük tepki gördüğünü
de belirterek partılerine olan sorum-
lulukları gereği kendilerinin tabanın
isyanını dizginledığını söyledi. CHP
tarihinde ilk kez bu kadar fazla sa-
yıda il başkanının bir anda görevden
alındığına dikkat çeken Yüksel, "Biz
ttimpartitarihimiz boyunca kapıku-
lu olnıayı reddemıiş, özgür iradeleri
ile zamanı geldiğindc kişilerin çıkan
için değil, partUcrin çıkan için çalış-
ıııayı anıuç edinmi; il başkanlanyız"
dedi.
Parti içinde demokrasinin saglan-
ması için her platformda mücadele
edeceklerini, sivıl toplum kuruluşla-
rı ve meslek örgütlerıyle işbirliği ya-
pacaklannı belirten Yüksel, şu görüş
lere yer verdi:
"1 Ikenıiz AB sürecinde, denıok-
ratikleşmeyolunda önemli kazanım-
lar elde ederken partimizde tanı ter-
si bir şckiklc gittikçc hukuk ve yasa
tanımaz antidemokratikbir yapılan-
ına yaşanınaktadır. Bu nedenlerle so-
runların aşılabilmesi için gereken her
türlü girişim yapılacak ve üst kuru-
lıışıııını/ olan Sosyalist Enternasyo-
nel'e de yaşanan haksızlık ve hukıık-
sıızluklantaşıyacağız. Hukuk çerçe-
vesinde yapılması gereken her türlü
girişiınde bulunup mücadcleyisonu-
na kadar sürdüreceğiz. lç hukukun
tükcndiği ycrdc AİHM dalıil ulusla-
rarası hukuk platformuna taşıyaca-
ğız. Anayasa Mahkemesi'nde karar
aşamasında bulunan olağanüstü lü-
ziik kıırııltayının yapılabilmesi için
gereken her türlü girişiınde buluna-
cağız.
1
"
Bildiriye, görevden alınan lzmir,
Afyon, Osmaniye, Erzıırum, Niğde,
Bitlis, Balıkesir, Samsun, Erzincan,
Sakarya, Rize, Kilis, Aksaray, Ela-
zığ, Gaziantep, Bolu, Sıvas, Şırnak,
Tekiıdağ ve Ordu il başkanları imza
koydu.
AKP'ye suçlama
SHP
'Harine
yardımı
J
nı
istiyor
AJNKARA (Cumhuri-
yetBürosu) - SHP Amas-
ya Milletvekili Mustafa
Sayar ve arkadaşları par-
tilere Hazine yardımını
sınırlayan yasayla ilgili
olarak "AKP ile CHP çift
parti diktatöriüğünde an-
laştı. AKP 32, CHP 18
trUyonu kasalanna indi-
rirken diğer partilerin
ekonomik kanallarını 11-
kamakta anlaşnlar" açık-
lamasını yaptı.
SHP Amasya Millet-
vekili Mustafa Sayar, tz-
mir Milletvekili Hakkı
Akalın, Ilatay Milletve-
kili Züheyir Amber, Is-
tanbul Milletvekili Ah-
met Güryüz Ketenci ve
Mersin Milletvekili Er-
soy Bulut dün TBMM'de
düzenledikleri basın top-
lantısında; 3 milletveki-
li olan partinin Hazine
yardımı almasını engel-
leyen yasayı eleştirdi.
SHPmilletvekilleri,AKP
ve CHP'nin halkı rehin
almayaçalıştıgını vurgu-
layarak şu değerlendir-
meleri yaptılar:
"AKP32,CHP18tnl-
yonu kasalarına indirir-
ken diğer siyasi partilerin
ekonomik kanallarını tı-
kamakta anlaşmışlardır.
Anayasanıız, siyasi parti-
ler dcmokratik hayatın
vazgeçilmcz unsurlaı ıdıı,
demektedir. Devlet siya-
si partilereayncalıklı dav-
ranamaz. Bu baskın ya-
sa değişikliğıylesiyasi par-
tilere yapılacakdevletyar-
dımı konusunda ay nca-
lıklı ve eşitsizlik doğuran
bir düzenleme getirilerek
gerek anayasadaki 68.
maddede yer alan hakça
ölçüsü, gerekse Anayasa
Mahkemcsi'nin önceki
kararlan görnıezden ge-
linmiştir. Bu yasa AKP
ile CHP arasındaki ııtanç
it tifakının ibret dolu bir
İĞNELİFIKÇA ZAFER TEMOÇİN BASIN KURULUŞLARINDAN TEPKİ
'Erdoğan
bildiği isimleri
açıklasın'
• Hrdoğan'ın bazi gazetecilerin "iş takip-
çiliği" yaptığını belirtmesi, basın örgütlerinin
tepkisine neden oldu. TGC Başkanı Erinç,
Başbakan'ın tüm gazetecileri töhmet altında
bıraktığını vurguladı.
Başkan Osman Arslan, 'Içimizde laikliğe karşı kimse yok' dedi
Yargrtay'dan Bozkurt savunması
ANKARA (Cumhuriyet BUrosu)
- Yargıtay Başkanı Osman Arslan,
yargının, avukatı, hâkinıı ve savcı-
sıyla bir bütüıı olduğunu belirterek
"Bidm içimizdc, laikliğeveMahmut
Esat Bozkurt'akarşıolan kimseyok-
tıır, ohnanuştır, olmayacakür" dedi.
Daha önce Bozkurt döneminin ka-
pandığını söylemesi nedeniyle eleş-
tirilerin hedefi olan Yargıtay Baş-
kanvekili Osman Şirin
ise "Bozkıırt, hepimi-
zin onur kaynağı olan
laikkjmliğinsahibidir
71
diye konuştu.
Türkiye Barolar Bir-
liği'nce, avukatlık mes-
leğinde 40-50. yılını
dolduranlara plaicetle-
ri Sheraton Oteli'nde düzenlenen
törenle verildi. Törene, Yaıgıtay Baş-
kanı Arslan, Yargıtay Başkanvekili
Şirin, Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok,
Yargıtay Önursal Cumhuriyet Baş-
savcısı Sabih Kanadoğhı, eski Ana-
yasa Mahkemesi Başkanı YektaGün-
gör Özden dekatıldı.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Özdemir Özok, kısa süre önce Şi-
rin'in basına yansıyan açıklamala-
rında, "Bozkurt döneminin kapan-
dığı, değişen ve geüşen koşullara uy-
gun olarak yeni bir dönemin açıldı-
ğı" şeklindeki sözlerini anımsattı.
Çağdaş Türk yargı sıstenıinin kuru-
cularından Bozkurt hakkında yapı-
lan tespitleri, "yefasızhkörneği'' ola-
rak niteleyen Özok, "Anadolıı dev-
riminin anıt isimlerinden, laik hu-
kukun mimarlanndan ve çağdaş
i urkyargısıyla özdeşleşenMahmut
Esat Bozkurt'un devrinin kapandı-
• Daha önce Bozkurt döneminin kapandığım söylemesi
nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Yargıtay Başkanvekili
Osman Şirin,"Bozkurt, hepimizin onur kaynağı olan laik
kimliğin sahibidir" derken Yargıtay Başkanı Arslan da
"Içimizde Mahmut Esat Bozkurt'a karşı olan kimse
yoktur, olmamıştır, olmayacaktır" diye konuştu.
dür. Bunlan kimse birbirinden ayı-
ramaz. Bizimiçimizde laikliğe, Boz-
kurt'a karşıolankimseyoktur,obna-
mıştir, olmayacaktır" diye konuştu.
Şirin de Özok'un konuşmasında
kendisüıe "eksiktanımlamaylaaüf-
ta hulııııduğunu" söyledi. Şirin,
"MahmutEsatBozkurt hepimiziye-
tiştiren, bugüne getiren, hepimizin
onur kaynağı olan laik kiınliğin sa-
^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ hibidir. Laik huku-
ka saygısızhkyapa-
cak kîşiliTin en so-
nuncusuOsman Şi-
rin olurdu" dedi.
Özok, Şirin'in
Bozkurt'la ilgili
sözlerinin "eksik
gınıiddia etmek, onun şahsuıdaçağ-
daşve laikTürkhukukdevrinıinive
Cumhuıiyet'in kazanımlaıınıinkâr
etmektir" dedi.
Törendeki avukatlardan birine pla-
ketini veren Yargıtay Başkanı Ars-
lan, Bozkurt'un, laik hukuka geçi-
şin başmimarı olduğunu belirterek
"Gerekyargıda,gerekse Yargıtay'da
Bozkurt'a karşı olan kişi yoktur. Yü-
ce Atatürk'ün çizdiği çizgi devam
edecektir. Yargı ve Yargıtay, avuka-
tiyla, hâkinıiyle, savcısıyla bir bütün-
~ yansıtddığıra" söy-
lemesi üzerine "Sayın Şirin'in an-
latımlan sonunda, kimse benim
ağzımdan bu anlamda bir vurgu-
yu asla duymayacaktır. Bu koıııı-
lara en az benim kadar duyarlı ol-
duğu ve ev sahibi olarak kendisini
iııcittiğiııı için özür diliyomm" dedi.
Törende, 40-50. yılını doldurarak
plaket alan avukatlar arasında, CHP
Genel Sekreteri Önder Sav, eski ba-
kanlardan AU Şevki Erck ve eski
Fürkiye Barolar Birliği Başkanı Ati-
la Sav da yer aldı.
ANKARA/İSTANBLIL
(Cumhuriyet) - Başbakan
TayyipErdoğan'ın bazı ga-
zetecilerin "iş takipçiliği"
yaptığını belirtmesi, ancak
isimleri açıklamaması ba-
sın örgütlerinin tepkisine
neden oldu. Türkiye Gaze-
teciler Cemiyeti (TGC)
Başkanı Orhan Erinç, Er-
doğan'ın tüm gazetecileri
töhmet altında bıraktığını
vurguladı. Basın Konseyi
Başkanı Oktay Ekşi de,
"Ahlaki değerlere Sayın
Başbakan'ın da en azbizim
kadar sahip çıkınası ve bu
isimleri açıklaması gere-
kir" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın
açıklamalanna basın ör-
gütleri sert tepki gösterdi.
TGC' Başkanı Orhan Erinç,
Başbakan'ın soyut suçla-
malar yerine somut açık-
lamalaryapması gerektiği-
ne işaret etti. Başbakan'dan
iş takibi yapan gazetecile-
rin isirnlerinin açıklama-
smı isteyen Erinç, "Tüm
gazetecileritöhmet altında
bırakan açıklamalardan
vazgeçüsin" dedi.
Basın Konseyi Başkanı
Oktay Ekşi, Başbakan Tay-
yip Erdoğan'ın çıkar tale-
binde bulunan gazetecile-
rin isimlerini açıklamama-
sını eleştirerek şunlan kay-
detti: "Mesleğimizdebu tür
kişiler varsa, onların ayık-
lannıası için Basın Konsc-
yiolarakbİ7£düşenleriyap-
maya hazınz. Ancakbunu
yapabilnıcnüz için 'ahlaki
değerler'e Sayın Başba-
kan'ııı da en az bi/iuı ka-
dar sahip çıkması ve bu
isimleri, kcndisinden nc /a
man ne istendigini beürte-
ı ek açıklaması gerekir. Ak-
si takdirde Sayın Başba-
kan'ın 'ahlaki değerlere
sahip çıkma' konusunda-
ki duyarlılığından kuşku
duymak zorunda kahrız.
Sayın Başbakan, herhalde
'hortumcular'm ve 'mes-
lek ahlakına aykırı davra-
nanlar'ın dengelerini dcgil,
ahlaki değerleri korıımak-
la yükümlüdür."
Parlamento Muhabirle-
ri Derneği Başkanı Kemal
Saydamcr de, "Ellerinde
bilgivarsa açıklasınlar. Ak-
si halde iddia sahipleri de
ağıryaralar alır" dedi. Say-
damer, nıedya-iktidar ara-
sındaki mesafenin sağhk-
lı bir şekilde korunması
gerektiğini vurguladı.
CHP Yozgat Milletve-
kili Emin Koç, Başbakan
Erdoğan'ın yanıtlaması is-
temiyle soru önergesi ver-
di. Koç, Erdoğan'dan "Ga-
zeteci gibi randevu alanla-
nn ne gibitalepleri olduğu-
nu, bu kişiler için künlerin
aracı olduğunu, bu kişile-
rin basın kartı olup olma-
(hğınıve kendileriyle görü-
şüp görüşmedigini" sordu.
ÇGD Başkan Yardmıcı-
sı DenizZeyrek, Başbakan
Erdoğan'ın tüm gazeteci-
leri zan altıda bırakmak
yerine, devlet adamlığının
gereği olarak "neyi ve ki-
mi kastcttiğini açık açık
söylemesi" gerektiğini be-
lirtti.
Türkiye Gazeteciler Sen-
dikası (TGS) , Başbakan
Erdoğan'ı, bir an önce
"ihalecigazetecileıi" açık
lamaya davet etti.
NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr
Mehmet Ali Ağca'nın vurduğu
Papa II. Jean Paul artık aramızda
yok. Abdi Ipekçi 1979 yılından bu
yana bizimle birlikte değil. Geçen
hafta Discovery Channel'dan bir
program için gelmişlerdi. Papa'nın vu-
rulmasını ve onların ifadesiyle "Türk
Bozkurtları"n\ araştırıp bir belgesel
yapmaya hazırlanıyorlardı.
Bu program için benim de görüş-
lerime başvuracaklarını bildiğim için
yakın tarihimize yeniden yolculuk
yapmak ihtiyacı hissettim. Papa'nın
ölümü, onun yaşamının yeniden dün-
ya çapında hatırlanmasına neden
oluyor. Dönüm noktalarından birisi de
Vatikan'ın Sen Peter Meydanı'nda
göğsüne sıkılan kurşunlar.
• ••
Mehmet Ali Ağca için, Ipekçi cina-
yetinin de Papa suikastının da yaka-
lanıp yargılanabilen tek kişisi deni-
lebilir. Diğer sanıklar, haklarındaki
çeşitli iddialara rağmen mahkûm ol-
madılar. Zaten yakalanıp yargılanan-
lar da ne kadar asli sorumlu sayıla-
Papa, Ağca ve Türkiye
bilirlerdi ki!
Ağca, Papa'yı neden vurmuştu?
Ağca, Abdi Ipekçi'yi öldürürken onu
bu cinayete kim yönlendirmişti? Bu
iki sorunun cevabını hâlâ bulabilmiş
değiliz. önce neden bu soruların ce-
vabının bulunamadığı üzerinde biraz
düşünelim.
••*
12 Eylül öncesinin özel Harp Da-
iresi özel Birlikler Komutanı olan ve
Susurluk sonrası mahkûm edilen
emekli Yarbay Korkut Eken, Susur-
luk soruşturması için Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ne verdiği ifadede, Ab-
dullah Çatlı'yı 12 Eylül öncesi de kul-
landıklarını söyledi. Bu ilk kez 12 Ey-
lül öncesi olaylarla devlet içindeki
güçlerin işbirliği yaptığını açıklayan
önemli bir ifadeydi.
Kimse bu ifadenin üzerinde fazla
durmadı. Aslında birçok sorunun ce-
vabı bu açıklamadan yola çıkılarak
I
aydınlanabilirdi. Abdullah Çatlı, Ab-
di Ipekçi cinayetinin katili Mehmet Ali
Ağca'yı cezaevinden kaçırıp evinde
saklayanlardan birisiydi. Çatlı, Anka-
ra'da 7 TlP'li gencin öldürülmesinin
baş sorumlusu olarak aranıyordu.
Çatlı, birçok cinayetin sorumlusu
olarak suçlanıyordu. Ülkü Ocakla-
rı'nın önde gelen liderlerindendi.
Çatlı, Mehmet Ali Ağca'nın Papa
suikastına katılmadan önce en çok
görüştüğü kişilerden de birisiydi.
Korkut Eken'in ifadesi birçok şeyi
aydınlatabilirdi... örneğin TBMM
Susurluk Komisyonu üyeleri, Çat-
lı'nın 12 Eylül öncesi hangi eylem-
lerde devlet güçleri tarafından görev-
lendirildiğini sorabilirlerdi.
•••
Korkut Eken'e sormanın da ötesin-
de devletin yönetimindeki güçler is-
teseler, bu emirlerin, bu ilişkilerin na-
sıl ve neden kurulduğunu aydınlata-
bilirlerdi. Aydınlatmadılar. Aydınlat-
mak istemediler. Ülkemizin en büyük
gazetecisinin ölü bedeni ortada kal-
dı. Papa suikastının arkasındaki per-
de de bir türlü aralanamadı.
Neden aydınlanamadı? Çünkü,
Türkiye'de bu olayların arkasındaki
güçlerden hesap sorabilecek bir de-
mokratik irade hiçbir zaman oluş-
madı.
Türkiye, bir Yunanistan ne yazık ki
olamadı. Yunan darbecileh mahke-
meler önünde hesap verirken, ömür
boyu hapis cezalarına çarptırılırken
Türkiye'nin darbecileri yılın ressamı
seçiliyordu.
• • •
Komplo teorilerine pek meraklı de-
ğilim. Ancak Ipekçi ve Papa suikast-
larının birtürlü aydınlanamamasının
arkasındaki sır perdesini de kendim-
ce açıklamaya, eldeki verileri tahlil et-
meye çalışıyorum.
Ipekçi cinayeti, Türkiye'de Ameri-
kancı askeri darbeye gidişin önemli
bir dönüm noktası olmuştu. Papa su-
ikastıysa Italya'da solun dağıtılması
amacıyla kullanılmak istendi, Ital-
ya'da istikrarsızlığı güçlendirdi.
Türkiye'deki Gladyo hiçbir zaman
ne yaptı bilemedik, bildiklerimiz de
tahminlerden ibaret olarak kaldı.
Çünkü bu örgütsel yapı üzerindeki
şal kaldırılamadı. Italyan Gladyo-
su'nun dağıtıldığı söylendi, ancak
ne yaptığı tam anlamıyla açığa çık-
madı.
• • •
Türkiye tarihinin karanlıklarına gö-
mülmüş sırlar, ülkemizin demokra-
siyi yarım yamalamak yaşamasıyla,
bir türlü işkencecilerle, faili meçhul
cinayetlere girişenlerle baş edeme-
mesiyle paralel gidiyor.
Papa da artık aramızda yok, tıpkı
Abdi Ipekçi gibi. Bizim sırtımızdaki
vicdani yükse bütün heybetiyle du-
ruyor. Bunlan ne zaman gün ışığına
çıkarabileceğiz?

