10 Haziran 2026 Çarşamba Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
SAYFA + CUMHURİYET 5 NİSAN 2005 SALI 4 HABERLER DÜNYADABUGUN ALİ StRMEN "Tiirkiye Satsa da Kıbrıs'ı Ben Satmam!' Sultan Abdülaziz'in 1867'deki Avrupa seyaha- ti ilginç olaylarla doludur. Viyana, Paris ve Lond- ra'yı içine alan geziyle ilgili olarak anlatılan, ne ka- dar doğru olduğunu bilemediğim bir öykü de, pek nekre (hoşsohbet güzel fıkrkalar anlatan) bir kişi olan Keçecizade Fuat Paşa'yla ilgilidir. Ingiltere Kraliçesi Victoria, Tanzimat'ın önde gelen devlet adamlarından olan ve methini duy- duğu Fuat Paşa ile sohbet ediyormuş. Fuat Paşa, siyasette her şeyin bir bedeli oldu- ğunu söyleyince, Kraliçe itiraz eden bir tonla: - Her şeyin mi, diye sormuş. - Evet her şeyin Haşmetmeap, siyasette her şeyin bir bedeli vardır veödeyince istediğinizi alır- sınız, deyince Fuat Paşa, Kraliçe kızmış. - Herhalde, örneğin benim de satın alınabilece- ğimi düşünmüyorsunuz, demiş. Böyle bir çıkış karşısında, susmuş Fuat Paşa. Sessizliği olumsuzyorumlayan Kraliçe sinirle de- vam etmiş, - Ne yani demiş, bana ne önerebilirsiniz ki?.. Muzipçe gülmüş Fuat Paşa, - Gördünüz mü Haşmetmeap, demiş.. pazarlı- ğa başladık bile... Dünkü Hürriyet'in manşetinde cumhurbaşkanı adayı Mehmet AN Talat'ın "Kıbrıs benim vata- nım, Türkiye satsa ben ona karşı çıkarım" sözle- rini okuyunca bu öyküyü anımsadım ve "Eyvah" dedim, "satıp satmama tartışmaları başlamışsa konu zaten gündeme gelmiş demektir." • •• Kimse vatan satma savıyla çıkmaz politika sah- nesine. Damat Ferit, Mustafa Kemal'i idama mahkûm ettirir, üstüne işbirlikçilerini salarken "Şu vatanı ağız tadıyla Ingilizlere satmamıza engel oluyor" savıyla hareket etmiyordu. Onun iddiası, Mustafa Kemal ve Kuvvacılann ba- ğımsızlık ve özgürlük mücadelelerinin, devleti ve halkı daha güç, daha üstesinden gelinmez duru- ma düşüreceğiydi. Tarih, Damat Ferit'i değil, Mustafa Kemal'i hak- lı çıkardı şimdiye kadar. Şimdilerde, o tür bağımsızlık ve özgürlük tür- külerinin çağdışı olduğunu söyleyenler de yok de- ğil hani. O başka mesele... Annan Planı'nın kabulü, Gümrük Birliği Anlaş- ması'nın yeni 10 üyeye de teşmiliyle ilgili proto- kolün imzasının, Kıbrıs'ın satışı olduğunu söyle- yenlere karşı çıkanlar, planın kabulü ve protoko- lün imzalanmasının, Kıbrıs Türklerinin dünyaya açılmasını AB ile bütünleşmesini sağlayacak, Tür- kiye'ye Avrupa kapısını açacak adımlar olduğu- nu ileri sürüyorlar. Olaylar bu görüşü doğrulamasa da, onlar dire- niyorlar. Kuşkunuz olmasın ki, Incirlik konusunda, ABD'nin istekleri kabul edilirse eğer, bunu yapanlar, satış iddialarını şiddetle reddedecek ve bu davranışla VVashington ile stratejik ortaklığımızı pekiştirdiği- mizi, Ortadoğu'ya barış ve demokrasinin gelişi- ne değerli katkılarda bulunduğumuzu söyleye- ceklerdir. ••• Işin ilginç yönü, satış iddiası, daha çok azge- lişmiş ülkelere özgü bir tartışmadır. Siz hiç Ingil- tere'nin, ABD'nin, Almanya'nın, Fransa'nın "satı- şı" tartışmalarının ikide bir alevlendiğine tanık ol- dunuz mu? Ben anımsamıyorum. Bir tek Fransa'da Peta- in'in Nazilerle işbirliği yapan Vichy hükümeti için bu sav ortaya atılmıştı. Bunu söyleyen De Gaul- le, De Vichy'cilertarafından gıyabında idama mah- kûm edilmişti. Ama bu da tek örnektir. Birilerinin ikide bir bastığı, düğmesi bol azge- lişmişlerdeyse bu günlük bir tartışmadır. Bir vatan, halı satar, arazi satar gibi satılmaz. O yüzden ben bu tartışmayı biraz abes buluyo- rum. Üstelik, Talat'a da hak vermiyor değilim. Kıb- rıslı olan o, onu seçenler de Kıbrıslılar, şimdi, ör- neğin benim çıkıp onların iradelerini hiçe sayarak "Sattınız!" demem biraz tuhaf olmaz mı? Vatan onların, irade onların, bu durumda bana ne halt yemek düşer? Neyse Abdülaziz'in 1867 Avrupa gezisi ve Ke- çecizade Fuat Paşa'yla başlamıştık, onunla biti- relim. Aynı gezide, Osmanlı'nın çokzayıf durumundan söz eden bir yabancı diplomata, Keçecizade, o kıvrak zekâsıyla şu cevabı vermişti: - Yanılıyorsunuz, Ekselans, aksine bu devlet o kadar güçlüdür ki, yıllardır biz içerden siz dışar- dan uğraşıyor, uğraşıyor, bir türlü yıkamıyoruz... asirmen@cumhuriyet.com.tr Gerçek Insan, Gerçek Kemalist İHSAN TOPALOĞLUnu yitirdik. Topaloğlu Atatürkçü düşüncenin, her konuda ulusalcılığın, bu doğrultuda ıılusal sanayinin, ulusal petrol ve madenciliğin kararlı savunucusu olmuş, uluslararası çıkar odaklarına karşı, ulusal çıkarları cesaretle ve bilgiyle savunmuş, yurtsever ve ulussever bir devlet adamıydı. Bürokratik ve siyasi yaşamını ulusuna ve ülkesine hizrnet anlayışı ile ilkeli ve ödünsüz olarak sürdürdü. Ailcsinc, dostlarına, nöbetini devralanlara başsağlığı diler, acılannı paylaşırız. Ruhu şad olsun. Cahit Angın, Engin Aydın, Prof. Anıl Çeçen, Prof. Cevat Geray, l'ıof. Alpasjan Işıkh, Turan Karakaş, Zafcr Kcskiner, Yckta Güngör Özden, Dr. Tıırliiin Temuçin, Prof. Akııı Yıldız Eski il başkanları, Baykal ve yönetimini Sosyalist Enternasyonal ve AÎHM'ye şikâyet edecek CHP 'deki çekişme dışataşüANKARA (Cumhuriyet BUrosu) - CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) 13. OlağanüstüKurultayön- cesiııde ve soıırasında görevden al- dığı il başkanları, CHP lideri Deniz Baykal ve yönetimini Sosyalist En- ternasyonel ve Avrupa Insan Hakla- n Mahkemcsi'ne (AtHM) şikâyet cdcccklerini bildirdiler. CF IP'nin, ih- raçlar, istifalar ve görevden almalar- la her geçen giin kan kaybettiğini be- lirten il başkanları, genel merkezin görevden alınanların yerine kayyım atadığına dikkat çekerek "Daha ön- cc kurultaylar partisi olarak tanım- laııaıı CHP, arük kayyımlar partisiola- rak tanımlanmaya başjamışür" açık- lamasını yaptılar. CHP'de görevden alınan il başkan- lan, önceki giin Ankara'da yapükla- n toplantınm ardmdan dün de muha- lif milletvekilleriyle birlikte TBMM'de basin toplantısı düzenle- • CHP'de görevden alman il başkanlan, muhaliflerle birlikte basın toplantısı düzenledi. Görevden almalarla CHP'nin kayylmlar partisi halinc gcldiğini söyleyen il başkanlan, "Tabanın isyanını biz dizginliyoruz" dediler. yerek genel merkezin tavnnı kınayan bir bildiri yayımladılar. 20 eski il başkanının imzasını taşıyan bildiri- yi görevden alınan Izmir İl Başkanı Alaattin Yüksel ükudu. Bundan sonraki süreçtc milletve- killeriyle birlikte hareket etmc kara- n aldıklannı belirten Yüksel, genel merkezin antidemokratik uygulama- lanııa karşı her türlü platformda mü- cadele edeceklerini bildirdi. Baykal yönetiminin başarısızlığı arttıkça, değişim ve yenileşme isteyenlerin partiden atıldığını savunan Yüksel, CHP il örgütlerinin büyük kısmının genel merkezin atadığı kayyımlarla yönetildiğini söyledi. Yüksel, CHP yönetiminin görevden almaları "hiç- bir haklı gerekçeye dayandıramadı- ğı için anayasal suç işlediğuıi" savun- du. CHP lideri Baykal'ın, olağanüs- tü kurultay öncesinde yaptığı il baş- kanları toplantısında "Genel başka- nı sevmeyen gider" dediğini ve bu görüşünün 25 Mart'taki MYK top- lantısında il başkanlan görevden alı- narak yaşama geçirildiği kaydeden Yüksel, genel başkanın "yasev,yater- k et" anlayışında olduğunu kaydet- ti. 'Mücadelemiz sürecek' Yüksel, görevden almaların parti tabanında büyük tepki gördüğünü de belirterek partılerine olan sorum- lulukları gereği kendilerinin tabanın isyanını dizginledığını söyledi. CHP tarihinde ilk kez bu kadar fazla sa- yıda il başkanının bir anda görevden alındığına dikkat çeken Yüksel, "Biz ttimpartitarihimiz boyunca kapıku- lu olnıayı reddemıiş, özgür iradeleri ile zamanı geldiğindc kişilerin çıkan için değil, partUcrin çıkan için çalış- ıııayı anıuç edinmi; il başkanlanyız" dedi. Parti içinde demokrasinin saglan- ması için her platformda mücadele edeceklerini, sivıl toplum kuruluşla- rı ve meslek örgütlerıyle işbirliği ya- pacaklannı belirten Yüksel, şu görüş lere yer verdi: "1 Ikenıiz AB sürecinde, denıok- ratikleşmeyolunda önemli kazanım- lar elde ederken partimizde tanı ter- si bir şckiklc gittikçc hukuk ve yasa tanımaz antidemokratikbir yapılan- ına yaşanınaktadır. Bu nedenlerle so- runların aşılabilmesi için gereken her türlü girişim yapılacak ve üst kuru- lıışıııını/ olan Sosyalist Enternasyo- nel'e de yaşanan haksızlık ve hukıık- sıızluklantaşıyacağız. Hukuk çerçe- vesinde yapılması gereken her türlü girişiınde bulunup mücadcleyisonu- na kadar sürdüreceğiz. lç hukukun tükcndiği ycrdc AİHM dalıil ulusla- rarası hukuk platformuna taşıyaca- ğız. Anayasa Mahkemesi'nde karar aşamasında bulunan olağanüstü lü- ziik kıırııltayının yapılabilmesi için gereken her türlü girişiınde buluna- cağız. 1 " Bildiriye, görevden alınan lzmir, Afyon, Osmaniye, Erzıırum, Niğde, Bitlis, Balıkesir, Samsun, Erzincan, Sakarya, Rize, Kilis, Aksaray, Ela- zığ, Gaziantep, Bolu, Sıvas, Şırnak, Tekiıdağ ve Ordu il başkanları imza koydu. AKP'ye suçlama SHP 'Harine yardımı J nı istiyor AJNKARA (Cumhuri- yetBürosu) - SHP Amas- ya Milletvekili Mustafa Sayar ve arkadaşları par- tilere Hazine yardımını sınırlayan yasayla ilgili olarak "AKP ile CHP çift parti diktatöriüğünde an- laştı. AKP 32, CHP 18 trUyonu kasalanna indi- rirken diğer partilerin ekonomik kanallarını 11- kamakta anlaşnlar" açık- lamasını yaptı. SHP Amasya Millet- vekili Mustafa Sayar, tz- mir Milletvekili Hakkı Akalın, Ilatay Milletve- kili Züheyir Amber, Is- tanbul Milletvekili Ah- met Güryüz Ketenci ve Mersin Milletvekili Er- soy Bulut dün TBMM'de düzenledikleri basın top- lantısında; 3 milletveki- li olan partinin Hazine yardımı almasını engel- leyen yasayı eleştirdi. SHPmilletvekilleri,AKP ve CHP'nin halkı rehin almayaçalıştıgını vurgu- layarak şu değerlendir- meleri yaptılar: "AKP32,CHP18tnl- yonu kasalarına indirir- ken diğer siyasi partilerin ekonomik kanallarını tı- kamakta anlaşmışlardır. Anayasanıız, siyasi parti- ler dcmokratik hayatın vazgeçilmcz unsurlaı ıdıı, demektedir. Devlet siya- si partilereayncalıklı dav- ranamaz. Bu baskın ya- sa değişikliğıylesiyasi par- tilere yapılacakdevletyar- dımı konusunda ay nca- lıklı ve eşitsizlik doğuran bir düzenleme getirilerek gerek anayasadaki 68. maddede yer alan hakça ölçüsü, gerekse Anayasa Mahkemcsi'nin önceki kararlan görnıezden ge- linmiştir. Bu yasa AKP ile CHP arasındaki ııtanç it tifakının ibret dolu bir İĞNELİFIKÇA ZAFER TEMOÇİN BASIN KURULUŞLARINDAN TEPKİ 'Erdoğan bildiği isimleri açıklasın' • Hrdoğan'ın bazi gazetecilerin "iş takip- çiliği" yaptığını belirtmesi, basın örgütlerinin tepkisine neden oldu. TGC Başkanı Erinç, Başbakan'ın tüm gazetecileri töhmet altında bıraktığını vurguladı. Başkan Osman Arslan, 'Içimizde laikliğe karşı kimse yok' dedi Yargrtay'dan Bozkurt savunması ANKARA (Cumhuriyet BUrosu) - Yargıtay Başkanı Osman Arslan, yargının, avukatı, hâkinıı ve savcı- sıyla bir bütüıı olduğunu belirterek "Bidm içimizdc, laikliğeveMahmut Esat Bozkurt'akarşıolan kimseyok- tıır, ohnanuştır, olmayacakür" dedi. Daha önce Bozkurt döneminin ka- pandığını söylemesi nedeniyle eleş- tirilerin hedefi olan Yargıtay Baş- kanvekili Osman Şirin ise "Bozkıırt, hepimi- zin onur kaynağı olan laikkjmliğinsahibidir 71 diye konuştu. Türkiye Barolar Bir- liği'nce, avukatlık mes- leğinde 40-50. yılını dolduranlara plaicetle- ri Sheraton Oteli'nde düzenlenen törenle verildi. Törene, Yaıgıtay Baş- kanı Arslan, Yargıtay Başkanvekili Şirin, Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok, Yargıtay Önursal Cumhuriyet Baş- savcısı Sabih Kanadoğhı, eski Ana- yasa Mahkemesi Başkanı YektaGün- gör Özden dekatıldı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, kısa süre önce Şi- rin'in basına yansıyan açıklamala- rında, "Bozkurt döneminin kapan- dığı, değişen ve geüşen koşullara uy- gun olarak yeni bir dönemin açıldı- ğı" şeklindeki sözlerini anımsattı. Çağdaş Türk yargı sıstenıinin kuru- cularından Bozkurt hakkında yapı- lan tespitleri, "yefasızhkörneği'' ola- rak niteleyen Özok, "Anadolıı dev- riminin anıt isimlerinden, laik hu- kukun mimarlanndan ve çağdaş i urkyargısıyla özdeşleşenMahmut Esat Bozkurt'un devrinin kapandı- • Daha önce Bozkurt döneminin kapandığım söylemesi nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Yargıtay Başkanvekili Osman Şirin,"Bozkurt, hepimizin onur kaynağı olan laik kimliğin sahibidir" derken Yargıtay Başkanı Arslan da "Içimizde Mahmut Esat Bozkurt'a karşı olan kimse yoktur, olmamıştır, olmayacaktır" diye konuştu. dür. Bunlan kimse birbirinden ayı- ramaz. Bizimiçimizde laikliğe, Boz- kurt'a karşıolankimseyoktur,obna- mıştir, olmayacaktır" diye konuştu. Şirin de Özok'un konuşmasında kendisüıe "eksiktanımlamaylaaüf- ta hulııııduğunu" söyledi. Şirin, "MahmutEsatBozkurt hepimiziye- tiştiren, bugüne getiren, hepimizin onur kaynağı olan laik kiınliğin sa- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ hibidir. Laik huku- ka saygısızhkyapa- cak kîşiliTin en so- nuncusuOsman Şi- rin olurdu" dedi. Özok, Şirin'in Bozkurt'la ilgili sözlerinin "eksik gınıiddia etmek, onun şahsuıdaçağ- daşve laikTürkhukukdevrinıinive Cumhuıiyet'in kazanımlaıınıinkâr etmektir" dedi. Törendeki avukatlardan birine pla- ketini veren Yargıtay Başkanı Ars- lan, Bozkurt'un, laik hukuka geçi- şin başmimarı olduğunu belirterek "Gerekyargıda,gerekse Yargıtay'da Bozkurt'a karşı olan kişi yoktur. Yü- ce Atatürk'ün çizdiği çizgi devam edecektir. Yargı ve Yargıtay, avuka- tiyla, hâkinıiyle, savcısıyla bir bütün- ~ yansıtddığıra" söy- lemesi üzerine "Sayın Şirin'in an- latımlan sonunda, kimse benim ağzımdan bu anlamda bir vurgu- yu asla duymayacaktır. Bu koıııı- lara en az benim kadar duyarlı ol- duğu ve ev sahibi olarak kendisini iııcittiğiııı için özür diliyomm" dedi. Törende, 40-50. yılını doldurarak plaket alan avukatlar arasında, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, eski ba- kanlardan AU Şevki Erck ve eski Fürkiye Barolar Birliği Başkanı Ati- la Sav da yer aldı. ANKARA/İSTANBLIL (Cumhuriyet) - Başbakan TayyipErdoğan'ın bazı ga- zetecilerin "iş takipçiliği" yaptığını belirtmesi, ancak isimleri açıklamaması ba- sın örgütlerinin tepkisine neden oldu. Türkiye Gaze- teciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Er- doğan'ın tüm gazetecileri töhmet altında bıraktığını vurguladı. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi de, "Ahlaki değerlere Sayın Başbakan'ın da en azbizim kadar sahip çıkınası ve bu isimleri açıklaması gere- kir" dedi. Başbakan Erdoğan'ın açıklamalanna basın ör- gütleri sert tepki gösterdi. TGC' Başkanı Orhan Erinç, Başbakan'ın soyut suçla- malar yerine somut açık- lamalaryapması gerektiği- ne işaret etti. Başbakan'dan iş takibi yapan gazetecile- rin isirnlerinin açıklama- smı isteyen Erinç, "Tüm gazetecileritöhmet altında bırakan açıklamalardan vazgeçüsin" dedi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Başbakan Tay- yip Erdoğan'ın çıkar tale- binde bulunan gazetecile- rin isimlerini açıklamama- sını eleştirerek şunlan kay- detti: "Mesleğimizdebu tür kişiler varsa, onların ayık- lannıası için Basın Konsc- yiolarakbİ7£düşenleriyap- maya hazınz. Ancakbunu yapabilnıcnüz için 'ahlaki değerler'e Sayın Başba- kan'ııı da en az bi/iuı ka- dar sahip çıkması ve bu isimleri, kcndisinden nc /a man ne istendigini beürte- ı ek açıklaması gerekir. Ak- si takdirde Sayın Başba- kan'ın 'ahlaki değerlere sahip çıkma' konusunda- ki duyarlılığından kuşku duymak zorunda kahrız. Sayın Başbakan, herhalde 'hortumcular'm ve 'mes- lek ahlakına aykırı davra- nanlar'ın dengelerini dcgil, ahlaki değerleri korıımak- la yükümlüdür." Parlamento Muhabirle- ri Derneği Başkanı Kemal Saydamcr de, "Ellerinde bilgivarsa açıklasınlar. Ak- si halde iddia sahipleri de ağıryaralar alır" dedi. Say- damer, nıedya-iktidar ara- sındaki mesafenin sağhk- lı bir şekilde korunması gerektiğini vurguladı. CHP Yozgat Milletve- kili Emin Koç, Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması is- temiyle soru önergesi ver- di. Koç, Erdoğan'dan "Ga- zeteci gibi randevu alanla- nn ne gibitalepleri olduğu- nu, bu kişiler için künlerin aracı olduğunu, bu kişile- rin basın kartı olup olma- (hğınıve kendileriyle görü- şüp görüşmedigini" sordu. ÇGD Başkan Yardmıcı- sı DenizZeyrek, Başbakan Erdoğan'ın tüm gazeteci- leri zan altıda bırakmak yerine, devlet adamlığının gereği olarak "neyi ve ki- mi kastcttiğini açık açık söylemesi" gerektiğini be- lirtti. Türkiye Gazeteciler Sen- dikası (TGS) , Başbakan Erdoğan'ı, bir an önce "ihalecigazetecileıi" açık lamaya davet etti. NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Mehmet Ali Ağca'nın vurduğu Papa II. Jean Paul artık aramızda yok. Abdi Ipekçi 1979 yılından bu yana bizimle birlikte değil. Geçen hafta Discovery Channel'dan bir program için gelmişlerdi. Papa'nın vu- rulmasını ve onların ifadesiyle "Türk Bozkurtları"n\ araştırıp bir belgesel yapmaya hazırlanıyorlardı. Bu program için benim de görüş- lerime başvuracaklarını bildiğim için yakın tarihimize yeniden yolculuk yapmak ihtiyacı hissettim. Papa'nın ölümü, onun yaşamının yeniden dün- ya çapında hatırlanmasına neden oluyor. Dönüm noktalarından birisi de Vatikan'ın Sen Peter Meydanı'nda göğsüne sıkılan kurşunlar. • •• Mehmet Ali Ağca için, Ipekçi cina- yetinin de Papa suikastının da yaka- lanıp yargılanabilen tek kişisi deni- lebilir. Diğer sanıklar, haklarındaki çeşitli iddialara rağmen mahkûm ol- madılar. Zaten yakalanıp yargılanan- lar da ne kadar asli sorumlu sayıla- Papa, Ağca ve Türkiye bilirlerdi ki! Ağca, Papa'yı neden vurmuştu? Ağca, Abdi Ipekçi'yi öldürürken onu bu cinayete kim yönlendirmişti? Bu iki sorunun cevabını hâlâ bulabilmiş değiliz. önce neden bu soruların ce- vabının bulunamadığı üzerinde biraz düşünelim. ••* 12 Eylül öncesinin özel Harp Da- iresi özel Birlikler Komutanı olan ve Susurluk sonrası mahkûm edilen emekli Yarbay Korkut Eken, Susur- luk soruşturması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verdiği ifadede, Ab- dullah Çatlı'yı 12 Eylül öncesi de kul- landıklarını söyledi. Bu ilk kez 12 Ey- lül öncesi olaylarla devlet içindeki güçlerin işbirliği yaptığını açıklayan önemli bir ifadeydi. Kimse bu ifadenin üzerinde fazla durmadı. Aslında birçok sorunun ce- vabı bu açıklamadan yola çıkılarak I aydınlanabilirdi. Abdullah Çatlı, Ab- di Ipekçi cinayetinin katili Mehmet Ali Ağca'yı cezaevinden kaçırıp evinde saklayanlardan birisiydi. Çatlı, Anka- ra'da 7 TlP'li gencin öldürülmesinin baş sorumlusu olarak aranıyordu. Çatlı, birçok cinayetin sorumlusu olarak suçlanıyordu. Ülkü Ocakla- rı'nın önde gelen liderlerindendi. Çatlı, Mehmet Ali Ağca'nın Papa suikastına katılmadan önce en çok görüştüğü kişilerden de birisiydi. Korkut Eken'in ifadesi birçok şeyi aydınlatabilirdi... örneğin TBMM Susurluk Komisyonu üyeleri, Çat- lı'nın 12 Eylül öncesi hangi eylem- lerde devlet güçleri tarafından görev- lendirildiğini sorabilirlerdi. ••• Korkut Eken'e sormanın da ötesin- de devletin yönetimindeki güçler is- teseler, bu emirlerin, bu ilişkilerin na- sıl ve neden kurulduğunu aydınlata- bilirlerdi. Aydınlatmadılar. Aydınlat- mak istemediler. Ülkemizin en büyük gazetecisinin ölü bedeni ortada kal- dı. Papa suikastının arkasındaki per- de de bir türlü aralanamadı. Neden aydınlanamadı? Çünkü, Türkiye'de bu olayların arkasındaki güçlerden hesap sorabilecek bir de- mokratik irade hiçbir zaman oluş- madı. Türkiye, bir Yunanistan ne yazık ki olamadı. Yunan darbecileh mahke- meler önünde hesap verirken, ömür boyu hapis cezalarına çarptırılırken Türkiye'nin darbecileri yılın ressamı seçiliyordu. • • • Komplo teorilerine pek meraklı de- ğilim. Ancak Ipekçi ve Papa suikast- larının birtürlü aydınlanamamasının arkasındaki sır perdesini de kendim- ce açıklamaya, eldeki verileri tahlil et- meye çalışıyorum. Ipekçi cinayeti, Türkiye'de Ameri- kancı askeri darbeye gidişin önemli bir dönüm noktası olmuştu. Papa su- ikastıysa Italya'da solun dağıtılması amacıyla kullanılmak istendi, Ital- ya'da istikrarsızlığı güçlendirdi. Türkiye'deki Gladyo hiçbir zaman ne yaptı bilemedik, bildiklerimiz de tahminlerden ibaret olarak kaldı. Çünkü bu örgütsel yapı üzerindeki şal kaldırılamadı. Italyan Gladyo- su'nun dağıtıldığı söylendi, ancak ne yaptığı tam anlamıyla açığa çık- madı. • • • Türkiye tarihinin karanlıklarına gö- mülmüş sırlar, ülkemizin demokra- siyi yarım yamalamak yaşamasıyla, bir türlü işkencecilerle, faili meçhul cinayetlere girişenlerle baş edeme- mesiyle paralel gidiyor. Papa da artık aramızda yok, tıpkı Abdi Ipekçi gibi. Bizim sırtımızdaki vicdani yükse bütün heybetiyle du- ruyor. Bunlan ne zaman gün ışığına çıkarabileceğiz?
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear