Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SAYFA CUMHURİYET 7TEMMUZ1995CUMA
4 HABERLER
GericiKk ve Kafkas poHtikası
T
ürkiye, Batı'dan farklı, Doğu'dan
farklı görünüyor. Örneğin Batı Av-
rupa ûlkelerine gittiğimizde Türki-
ye'nin bu ülkeler karşısındaki geri-
liklerini sayıp dökmeye başlıyoruz.
Yürûmekte zorluk çekilen kaldı-
nmlan, pisliği, zamaru kullanmaktakı hoyratlığı,
kültürel alanlardaki tıkızlığı, yasal çerçevesinin
bir türlü Avrupa ölçülerine ulaşaması, insan hak-
lan sorunlan vb... Batı yakasından bakınca, bu
ülkelerden geri olduğumuza ilişkin eleştiri ve
gözlemler önplana çıkıyor. Avrupa ûlkelerinden
en büyük geriliklerimizden birisi hiç şüphesiz ki-
şi başma düşen yıllık gelirimiz. Batı'dan Türki-
ye'ye yönelik eleştiriler daha çok, demokrasi ek-
siklerine yönelik eleştiriler.
Türkiye'nin dogusundan, yani Kafkaslar'dan ve
Asya'dan Türkiye'ye bakınca başka eksikler göze
çarpıyor. Buralarda büyük bir değişim ve altüst
oluş yaşanıyor. Türkiye ise bu değişime günübir-
lik ve el yordamı politıkalarla yanıt vermeye çalı-
şıyor. Bu savruk siyasetler, Türkiye'nin henüz ye-
ni dünyaya ayak uydurmak için yeterli esnekliğe
ve olgunluğa sahip olmadığını gösteriyor. Sovyet-
ler Birliği"nin dağılmasının ardından Türkiye, bu
bölgeyi yalnızca kendisine etnik ve dini açıdan
yakın bir geri üs olarak düşündü. Mehter takımla-
n ve dini telkinlerle buralarda etkinlik sağlamayı
amaçladı.
Mehter marşı, şeriatçı örgüttenme
Bu ciddi bir yanlıştı ve dünyanın bu kadar bü-
yük altüst oluşlar yaşadığı koşullarda tercihlen
dini ve etnik kökenlere bağlı olarak yapmak iler-
lemeye karşı geri bir tepkiydi. Bunun doğal sonu-
cu olarak Türkiye'den Asya ûlkelerine MHP'liler
ve Islamcılar kanaliyla köprü kurulmaya çalışıldı.
Mehter marşlan ve şeriat örgütlenmeleriyle bura-
larda kardeşlik köprüleri atılacagı sanıldı.
Türkiye'nin, modern ve çağdaş bir ülke olma
hedefiyle bu bölgelere yaklaşması gerekiyor; aksi
halde Asya ile ciddi bir köprü kurabilmesi müm-
kün değildir.
Sanıldığı gibi. doğudaki komşulanmızın hepsi
Türk kökenli ve Müslüman değil. Pan-Türkist ha-
yaller ve Pan-lslamist arzular bu bölgede bölücü-
lüge ve bu sınıflamaya girmeyen ülkelerde korku-
ya neden olabilirdi, nitekim oldu. Bu korku ve
endişeyi Ermenistan ve Gürcistan'da somut ola-
rak gözledik. Aynca Türk ve Müslüman kabul
edilen ülkelerin de bizim düşündüğümüz anlam-
da radikal etnik ve dini tercihlen bulunmuyor. Bu
ülkeler, ekonomik sorunlannı çözmek, kendileri-
ne daha ileri bir dünya kurabilmek için çabalıyor-
lar. Oralarda din ve etnik kökenden çok, karşıhklı
dostluk ve güven önemli.
Türkiye'nin Kafkas ûlkelerine bakışını hızla
değiştirmesi gerekiyor. Çağdaş bir ülke olarak
burada etnik ve dini kökeni ne olursa olsun bir
dostluk ve güven köpriisü yaratması gerek. Bu ül-
kelerin Barı'ya açılan kapısı Türkiye'dir. Türki-
ye'nin Doğu'ya açılan kapısı ise Ermenistan ve
Gürcistan'dır. Bu iki ülke ne Türk ne Müslüman
kökenlidir. Ama Türkiye'nin bu ülkelere, bu ül-
kelerin Türkiye'ye ihtiyacı var. Karşıhklı yardım-
laşma ihtiyacını, karşıhklı dostluğa ve işbirliğine
dönüştürmek lazım. Türkiye, "Türkün Tûrkteo
S
ovyetler Birliği'nin
dağılmasının ardından
Türkiye, bu bölgeyi
yalnızca kendisine etnik ve dini
açıdan yakın bir geri üs olarak
düşündü. Mehter takımlan ve
dini telkinlerle buralarda
etkinlik sağlamayı amaçladı.
Bu ciddi bir yanlıştı ve
dünyanın bu kadar büyük altüst
oluşlar yaşadığı koşullarda
tercihlen dini ve etnik
kökenlere bağlı olarak yapmak
ilerlemeye karşı geri bir
tepkiydi.
ORAL ÇALIŞLAR'ın
Moskova, Erivan, Tiflis,
Batum izlenimleri
D
oğudaki
komşulanmızın hepsi
Türk kökenli ve
Müslüman değil. Pan-Türkist
hayaller ve Pan-lslamist
arzular bu bölgede bölücülüğe
ve bu sınıflamaya girmeyen
ülkelerde korkuya neden
olabilirdi, nitekim oldu. Bunu
Ermenistan ve Gürcistan'da
gözledik. Türk ve Müslüman
kabul edilen ülkelerin de
bizim düşündüğümüz
anlamda radikal etnik ve dini
tercihlen bulunmuvor.
Türkiye, Asya ûlkelerine mehter marşlanyla ve şeriat çağnlamla yaklaşarak çok hatalı bir yol derüyor. Komşulanmızın hepsi Türk ve lslam kökenli
değil. Aynca Türk ve İslam kökenli ülkelerin derdi de din ve etnik kimlik değil. Onlar ekonomik sorunlannı çözmeye ve güvenliklerini sağlamaya
çalışryorlar. Türk-İslam sentezi bu bölgede güvensizHk yaraüyor. Türkiye, çağdaş değerleri ön plana çıkararak daha kalıcı ve etkili bir yer edinebüir.
başka dosru yoktur" paranoyasından kurtulmak
ve komşulanyla ilişkilerini gözden geçirmek zo-
rundadır. Kafkaslar, Ankara'nın çevresiyle ilişki-
lerini düzeltebilmek açısından önemli bir olanak-
tır. Bunu iyi değerlendirmelidir. Çünkü bu bölge-
deki ülkeler Türkiye'nin dostluğuna büyük değer
veriyorlar. Ne yazık ki Türkiye, komşulannın bu
ciddi çagnsına inandıncı yanıt verecek bir ataklık
gösteremedi. Bu yöre, çok sayıda milliyetin iç içe
yaşadığı ve her an patlamaya hazır düşmanlıklara
gebe bir yöre. Türkiye, bu bölgede istikrar ve ba-
nşın savunucusu olabilir.
Türkiye, önce demokratlaşmaya ve dünyanın
yeni şekillenen yapısı içinde kendine ileri bir yer
bulmaya karar vermek zorundadır. Kafkas ülkele-
riyle olan ilişkilerini de bu karar belirleyecektir.
Türkiye'nin politıkalanna ırkçı ve dinci tercihle-
rin yöne vermesi, bu bölgede yalnızca güvensiz-
Hk yaratıyor ve bölgenin küçük ülkelerinin Rus-
ya'nın hegemonyasına düşmesine neden oluyor.
Türkiye'nin Kafkaslar'la ilişkisini dünyayla
ilişkisi belirleyecektir. 30-35 yıl öncesinin tutucu
kafalan ne Batı ile ilişki kurabılirne Doğu'yla.
Türkiye'nin demokratlaşmasıyla, komşulanyla
dostluğu paralel yürüyecektir.
BİTTİ
Liderler anlaşamıyor
Zirvede
amseçim
taıiışması
• ANAP lideri Yılmaz, Başbakan
Çiller ve CHP Genel Başkanı Çetin ile
yaptığı görüşmede, anayasayı
değiştirmek için birlikte yola çıktığı
partnerlerine, anayasanın gereğini
yerine getirerek ara seçime gitmelerini
söyledığini bildirdi.
• Yılmaz, Çetin'in de ara seçimin
anayasal zorunluluk olduğunu
savunduğunu, ancak Çiller'in "Böyle
bir zorunluluk yok, aynca siyaseten
uygun görmüyorum' dediğini
kaydettı.
ANKARA (Cumhuriyet Bürtısu) -
Başbakan Tansu Çiller ve CHP Genel
Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Hikmet
Çetinile ANAP Genel Başkanı Mesut
Yıhnaz'ın, anayasa değişikliği
görüşmelerinin çıkmaza girmesi nedeniyle
yaptığı "acil zu-ve"de, ara seçim de tartışıldı.
Yılmaz ve Çetin, ara seçimin anayasal
zorunluluk olduğunu savunurken, Çiller,
" Böyle bir zorunluluk yok, aynca siyaseten
uygun bulmuyorum" dedi.
ANAP lideri Yılmaz, görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, görüşmede ara seçimi
gündeme gerirdiğini söyledi. Yılmaz,
anayasa değişikliği konusunda birlikte yola
çıktıklan DYP ve CHP'ye ara seçimin
anayasal zorunluluk olduğunu ve bu gereğin
yerine getirilmesi gerektığini söylediğini
aktardı. Yılmaz, Çiller'in ise ara seçimin
zorunluluk olmadığını, siyaseten de ara
seçime gitmeyi uygun bulmadıklannı
belirttiğini kaydetti. Yılmaz, "Ben de bunun,
iktidann takdirine bağlı bir olay ohnadığmı,
anayasadan kaynaklanan bir olay olduğunu
söyledinT dedi.
Yılmaz, ANAP'ın "ara seçimi anayasa
değişikliği konusunda pazariık yapmak için
mi öne sürdüğü" yolundaki bir soruya,
"Eğer pazarlık olarak düşünseydik
başjangıçta şart olarak orta>a koyardık.
Ama, böyte bir şart koymadık. Anayasayı
değiştirmek için yola çiktığımız
partnerlerimizden en azından o anayasaya
saygı bekleriz" yanıtını verdi.
CHP lideri Hikmet Çetin'in, ara seçim
konusunda kendileri ile aynı görüşü
paylaştığını bir kez daha dile gerirdiğini
belirten Yılmaz, "Sayuı Çetin'den bu
düşüncelerini bir kez de kamuoyu önünde
açıklamasını istemişrim, bihniyorum bu
yönde açıklaması oldu mu" diye sordu. DYP
ve CHP'nin, anayasanın gereklerini yerine
getirmemelerinin yarattığı bir darboğazdan
geçildiğini söyleyen Yılmaz, ara seçim
konusunun gelecek günlerde yeniden
görüşülmesinin kararlaştınldığını
söyledi.
Rüşvetçi müdür görevden abndı
Sağlık Bakanı Doğan Baran, yolsuzluklara fırsat vermeyeceğini söyledi
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -
Sağlık Bakanlığf nda ortaya çıkanlan
rüşvet şebekesinin başı olduğu öne
sürülen Tedavi Hizmetleri Genel
Müdürü Opr. Dr. Tevfik Akuıcıoğlu
görevinden alındı. Rüşvet olayına adı
kanşan diğer bakanlık görevlilerinin
de görevlerinden alınarak pasif
göreve kaydınldıklan bildirildi.
Sağlık Bakanı Doğan Baran, rüşvet
olayının kendi döneminden önce
gerçekJeştiğini belirterek, lOyıldır
bakanlıkta teftiş yapılmadığını
söyledi.
Teftiş kurulu raporu
Bakan Baran, bakanlığıyla ilgili çok
sayıda ihbar yapıldığını anımsatarak,
"Tüm ihbarlan tek tek
incefcthurum. Ortada bir usulsüzlük
varsa kimsenin gözünün yaşuıa
bakmam. Bakannğunda
yolsuzluklara fırsat vermeyeceğim"
dedi. Başbakanlık Teftiş Kurulu ve
Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin
hazırladığı raporda, "rüşvet
şebekesi" kurdukları kaydedilen
• Sağlık Bakanlığı'ndaki rüşvet skandalının elebaşı olduğu
ileri sürülen Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Opr. Dr. Tevfik
Akıncıoğlu'nun görevine son verildi. Skandala adı kanşan
diğer görevliler de pasif görevlere kaydınldı. Sağlık Bakanı
Baran, bütün iddialan tek tek araştıracağmı söyledi.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri
Genel Müdürü Akıncıoğlu,
yardımcısı Canpolat Polat, eski
Genel Müdür yardımcılanndan BBP
Kahramanmaraş Milletvekili Saffet
Topaktaş'ın danışmanı MuratÖzay.
çok sayıda bakanlık personeli, çeşitli
hastanelerin saymanlan ve 15 özel
firma temsilcisi hakkında,
Cumhuriyet Başsavcılığı'nca dava
açılmasının ardından, olaya adı
kanşan bakanlık personeli görevden
alındı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri,
Genel Müdür Akıncıoğlu'nun, üçlü
kararnameyle atandığını belirterek,
görevden alınarak müşavirliğe
atanması için Başbakanlığa yazı
yazıldığmı bildirdiler. Yetkililer,
olaya adı kanşan diğer memurlann
da görevlerinden alınarak pasif bir
göreve atandıklannı kaydettiler.
Rüşvet şebekesinde yeralan hastane
saymanlan hakkında işlem yapılması
için, Sağlık Bakanlığı tarafindan bu
kişilerin bağlı olduğu Maliye
Bakanlığf na yazı gönderildiği
belirtildi.
'Dıbar mûessesesi iyi işliyor'
Savcılığın haklannda "rüşvet almak,
rüşvet vermek, bunlara işrirak ve
görevi körüye kuUannıak suçlannı
işledikleri" gerekçesiyle hapis ve ağır
para cezası istemiyle dava açtığı
kişiler arasmda yer alan Tedavi
Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı
Füsun Sayek'in, olayla ilgisinin
bulunmadığı belirtilerek, Sayek'in
görevinden alınmadığı bildirildi.
Sağlık Bakanı Doğan Baran,
RP'li Melih Cokcekekarşı Hitit Cunesi kampanyasısürüyor
bakanlıktaki ihbar müessesesmin
oldukça iyi işlediğini belirterek,
"Gelen tüm ihbarlan Teftiş
Kurulu'na havale ediyoruz" dedi.
1993 yılında meydana gelen rüşvet
olayını, göreve gelmesinin ardından
Teftiş Kurulu'na verdiğini bildiren
Baran. "Olay yargıya intikal etti.
Fazla bir şey söyteyemem.
Arkadaşlanmın biı davadan
aklanarak çıkmalannı diliyorum"
diye konuştu. Bakanlıkta usulsüz
işlere kesinlikle izin vermeyeceğini
kaydeden Baran şöyle dedi:
"Yolsuzhıklara kesinlikle fırsat ve
imkân verme>eceğim. Olava adı
kanşan daha üst düzeyde bürokrat
varsa, zamanı geldiğinde onlann da
ifadesi alınacaknr. Ortada bir
usulsüzlük \arsa, kim olursa olsun
gözünün yaşuıa bakmam.*' Baran,
bakanhk personelinin politikayla
ilgilenmesine karşı olduğunu da
belirterek, "Bürokratlann siyasi
görüşüne saygı du>anm ama, günlük
mesaisine politika kanşünrsa toz
ederim" dedi.
Servet komisyonu
175 bin üıızah dîlekçe valilikte Maruflu
istifa etti• "Kentimize ve Hitit
Güneşi'ne Sahip Çıkalıaı"
kampanyasında toplanan
yaklaşık 175 bin ımza dün
Ankara Valiliği'ne
sunulurken, Çağdaş
Türkiye Platformu
Sözcüsü Semay Taneri,
Ankara ile ilgili bütün
olumsuzlukiarla
mücadeleye devam
edeceklerini söyledi.
ANKARA (Cumhuriyet
Bürosu) - Çağdaş Türkiye
Platformu ve kîtle örgütle-
rince düzenlenen "Kentimi-
ze ve Hitit Güneşi'ne Sahip
ÇıkaİHn
M
karnpanyası çerçe-
vesinde toplanan yaklaşık
175 bin imza dün Ankara
Valiliği'ne sunuldu. Dilek-
çeîerin teslim edilmesin?
görüntülemek isteyen basın
mensuplan valiliğe alın-
mazken, Çağdaş Türkiye
Platformu Sözcüsü Semay
Taneri, Ankara'ya ilişkin
bütün olumsuz kararlarla
mücadeleye devam edilece-
ğini söyledi.
Hitit Güneşi'nin cami.
Melih Gökçek'in camfli aınbiemi tepki çekiyor.
Atakule ve kaleyi simgele-
yen amblemle değiştirilme-
sini protesto etmek için bir
haftadır Çağdaş Türkiye
Platformu öncülüğünde kît-
le örgütlerince sürdürülen
"Kentimize ve Hitit Güne-
şi'ne Sahip Çıkahm" kam-
panyasında 175 bin imza
toplandı. Kampanyaya des-
tek veTen kitle örgütlerinin
temsilcileri, Ankara Valisi
Erdoğan Şahinoğlu'ndan
randevu ahnamadığı için
imza düekçelerini özel kale-
mine teslim ettiler. Dilekçe-
lerin teslim edilmesini gö-
rüntülemek isteyen basın
mensuplan valilik binasına
ahnmadılar. Çağdaş Türkiye
Platformu Sözcüsü Semay
Taneri, mücadelenin yalnız-
ca imza kampanyasıyla biti-
rilmeyeceğini kaydederek.
"Bizler, Ankaralılar olarak
bundan sonra kcntimizle il-
gili alınan bütün olumsuz
karariarla mücadele etmeye
devam edeceğiz'' dedi.
Kitle örgütlerince Vali
Şahinoğlu'na sunulan şikâ-
yet mektubunda da simge
ve sembollerin bir ülkenın
üstün niteliklerini, övünç
kaynaklannı ön plana çıka-
ran, ona kişiliğini kazandı-
ran özgün değerler olduğu
vurgulandı. Anadolu kültür-
lerinin simgesi olan "Güneş
Kursu" nun Ankara'nın do-
ğal semboiü olduğu kayde-
dilen mektupta, şöyle dendi:
"Bugün, bu giizel olgular
bir kenara itflerek sanki ye-
ni üretilen bir sanayi ürünü-
ne marka arar gibi Ankara-
nuza yalta arama işgüzarb-
ğuıa gidilmekte, ülkemizin
tüm sanat çevrekrinde boy-
kot edilmiş bir yanşma Ûe
arabesk bir tasarımdan
amUem yaranlmaya çataşıt-
maktadır. Bunun gerekcesi,
Tûrklük ve İslamiyct uğru-
na, ırkçı ve teokratik bir
yaklaşımla ifade buhnakta-
dır."
Ankara Platformu da dün
bir açıklama yaparak cami
motifınin Ankara'nın değil,
ancak Anakent Belediye
Başkanı Melih Gökçek'in
simgesi olabileceğini savun-
du.
ANKARA (Cumhuriyet Bü-
rosu) - TBMM Liderlerin ve
Yakınlannın Malvarlıgını Araş-
tırma Komisyonu'nun ANAP'lı
üyesi Istanbul Milletvekili Sel-
çuk Maruflu, ciddi çalışma ya-
pılmadığı gerekçesiyle komis-
yon üyeliğinden istifa etti.
ABD'deki çalışmalan konusun-
da alternatif rapor hazırlayan
Maruflu, bu ülkede Çiller çifti-
nin üzerinde görünmeyen bazı
gayrimenkullerin, Özer Uçuran
Çiller'in sahibi olduğu "GCD"
şirketine ait olduğuna dikkat
çekti.
Selçuk Maruflu, Çiller çifti-
nın ABD'deki servetini araştır-
mak için bu ülkeye yaptıklan
bir haftalık ziyaretin ardından,
DYP'li üyelerin agırlıkta oldu-
ğu komisyonun raporuna alter-
natif açıklama yaptı. Selçuklu,
hazırladığı raporda, Çiller çifb-
nm satışa çıkardıklannı açıkla-
dıkları taşınmazlarda, kiralık '
ilanlan bulundugunu bildirdi.
Maruflu, DYP'li komisyon
üyelerini yanlı davranmakla
suçlarken, CHP'li üye Mustafa
Kııl'a da. "güzel bir koalisyon
tablosu çizdiği'' eleştınsini yö-
neltü.
BIRBAKIMA
SERVER TANİLLİ
Dünyanın Kaynağı
Sırt üstü yatmış -cildi parlak- çınlçıplak bir ka-
dın. Ancak, ne başı görülüyor ne de kolları; sadece
baldıriar var ortada, bir memeyle göbek ve bir de
siyah tüylerin çevrelediği cinsel organı.
Alabildiğine doğal, ama vahşi ve baştan çıkan-
cı...
19. yüzyılın ünlü Fransız ressamı Gustave Co-
urbet'nin fırçasından çıkmış bir resim bu. Adı da
ilginç: Dünyanın Kaynağı!
Modern resmin en ünlü eserlerinden biri olan,
ama uzun bir süredir de kayıp diye bilinen tablo,
şimdi ortada. Geçenlerde, Kültür Bakanı ile sanat
çevrelerinin katıldığı bir törenle, ilk kez genel seyir-
cinin karşısına çıkanldı ve Orsay Müzesi'nde, Co-
urbet'nin öteki resimlerinin arasına yerteştirildi.
Gelen geçen görecek...
Işin bir başka ilginç yanı, biz de vanz konunun
içinde.
Le Nouvel Observateur adlı dergi, geçen haftaki
sayısında olan biteni anlatırken, bu öyküye de de-
ğiniyor.
Söz konusu tablonun ilk sahibinin Halil Şerrf
Paşa olduğunu bilir miydiniz?
Halil Paşa, 1831 'de Mısır'da doğmuş. Babası
Mehmet Şerif Paşa, Osmanh'ya kafa tutan Meh-
met Ali'nin yanına gönderilmiş. Küçük Halil, Pa-
ris'te yetişir; Doğu'yu Bildiği kadar Batı'ya da aşi-
nadır. 1856'da Osmanlı Hariciyesi'nde görev alır
Kınm Savaşı sonunda, Paris Kongresi'nde barış
antlaşmasını imzalayan elçilerden biri olur; arka-
sından Atina'ya, sonra da Petrograd'a elçi olarak
gidiş. Sultanın Hariciye Nazın da olacaktır bir ara.
Kuru kuruya dolaşmalar değildir bunlar: Petrog-
rad'da Çar A)exander'ın gözdesidir. Oradan Fran-
sa'ya dönecek ve bütün Paris sosyetesinin ilgi
kaynağı olacaktır. Hesapsız bir servet, zengin ve
aydın bir konak yaşamı, bu arada kadınlar ve ku-
mar...
Halil Paşa çapkındır da: Prens Napoleon'un
elinden, metresi Jeanne de Tourbey'i çeker ahr
ve biraz da o kadının aracılığıyla, Paris edebiyat ve
sanat çevreleriyle iç içedir: Saint-Beuve, Ernest
Renan, Theophile Gauthier dostları arasındadır;
Courbet, Ingres ve başka ressamlann atölyeterine
gider gelir. Sonunda öylesi bir resim koleksiyonu-
na sahip olacaktır ki, bütün dikkatler üstündedir.
örneğin Ingres'in -o pek ünlü- Tûri( Harnamı adlı
tablosu, o koleksiyonun içindedir.
Işte bu Halil Paşa, bir gün Courbet'nin atölyesi-
ne gider ve duvarda sanatçının ünlü Psychâ'yi Kıs-
kançlıkla Izleyen Venüs'ünü görür ve talip olur. Ne
var ki, satılmıştır tablo. Ressam, Uyuyan Kadınlan
yapar paşaya. Onun daha da çarpıcı bir eser iste-
mesi üzerine, tutar, yukanda sözünü ettiğimiz Dün-
yanın Kaynağı diye adlandınlacak olan resmi ya-
par. Paşa da alır, banyosuna asar.
Haiil Paşa, bir gün koleksiyonunu satacak ve
tablo da elden ele -ve gizliden gizliye- dolaşacak-
tır.
İlk kez bir resim koleksiyonu yapan Müslüman
olduğundan, hakkında bir inceleme kaleme alan
sanat tarihçisi Francis Haskell, şunlan söyler Halit
Paşa için: "Ülkesi hakkındaki yüzeysel ve köhne-
miş hurafelerin ortadan kalkmasına yardımcı ol-
muş ve -ister yaranna ister zaranna olsun- çağdaş
bir kişilik sergilemiştir." Bu güzel incelemeyi, oku-
yucular Tarih ve Toplum'un ekim 1987 sayısında
bulup okuyacaklardır, okumalıdırlar da.
Paşanın, diplomat ve devlet adamı olarak kişiliği,
liberal düşünce ve önerileriyle anayasacılık tarihi-
mizde oynadığı rol üzerinde de durulmuştur. Dostu
Courbet'nin, Paris Komünü hareketine kanşıp sür-
güne gönderilmiş olması da bir şeyler anlatsa ge-
rektir.
Son olarak, Taner Timur'un Osmanlı-Tûrk Ro-
manında Tarih, Toplum ve Kimlik adlı -o güzelim-
eserinde, paşa hakkında yaptığı değerlendirmeyi
de okuyucular görmelidirler.
Denecek odur ki, Osmanlı romancılannın bilir bil-
mez dillerine doladıkları ve Recaizade Ekrem'in
"alafranga bozuntusu züppe beyler" dediği kişiler-
den olmadı Halil Paşa.
Hemen her şey onu gösteriyor...
Işte size bizim kültür tarihimizi de ilgilendiren bir
konu.
Merak ederim, Türkiye'de nasıl karşılanacak söz
konusu tablo. İster misiniz, "apış arası" ile ilgili de-
nip yasaklansın?
Ama sanatın neyi değil, nasıl anlattiğına bakmalı!
Fatih Sultan Mehmet'in, Italya'dan büyük res-
sam Bellini'yi getirterek kendi resmini yaptırttığını,
böylece Islamda bir yasağı yıkbğını bilirsiniz elbet-
te. Ancak, kendi özel daireleri için, aynı sanatçıya,
yığınla erotik konunun resmini çizdirttiğini de duy-
muş muydunuz?
"Dünyanın Kaynağı"na eğilmesini biliyordu sul-
tan!..
Perinçek: Mumcu
suikastı CIÂ'nm işi
tstanbul Haber Servisi -
Işçi Partisi Genel Başkanı
Doğu Perinçek, Uğur
Mumcu cinayetini
CIA'nın işlediğini öne
sürdü. ABD'nin,
Türkiye'nin Iran'la
savaşmasını istediğini
savunan tşçi Partisi Genel
Başkanı Doğu Perinçek,
"Bu cinayetin amacı da
Türk-İran ilişkilerini
bozmak ve kamuoyunun
dikkatini tran'a
çekmekti" dcdı
Işçi Partisi Genel
Başkanı Doğu Perinçek,
Yeni Asır gazetesinde yer
alan röportajında "Uğur
Mumcu cina>etinin CIA
tarafindan işlendiğmi"
iddia etti. CIA şeflerinden
Graham Fuller'in,
Kemalızmin modasının
geçriğini söylediğini
anımsatan Pennçek,
"Aslında gözdağı veriyor.
Atarürkçü kişileri
öktürerek öMürülen
insanlann kişilikleri
nedeniyle hem dikkatlerin
tran'a çekilmesini
sağladılar hem de
KemaUst devrimin
savunucularuu da vok
etmiş oldular" görüşünü
savundu.
Perinçek, bu iddiasının
nedenlerini ise şöyle
anlattı:
"Tetikçi olarak İBDA-C
ya da başka bir örgüt
kullanıhnış olması önemli
değil. Bu cinayetin amacı
da Türk-İran inşldlermi
bozmak ve kamuoyunun
dikkatini Iran'a çekmekti.
Osıralardaİran'la28
mfiyar dolarhk petrol
anlaşması yapılacakn.
Mumcu da İran Dışisfcri
Bakanı gelmeden bir gün
önce öldürüldü. İran
Dışişlcri Bakanı gelir
gebnez önüne Mumcu
dosy ası anldı. Türkiye ile
ekonomik ilişkiler
kurmak iizere olan bir
tran'm bu cinayeti
işlemesi mümkün mü?
1648Kasr-ıŞirin
Andaşması'ndan bu yana
en istikrarlısL, Turldye-
lran sınındu". Bizim
'ılımlı lslam' ihraçeden
ABD'ye karşı tran'm
dostluğuna
gereksinimimiz var. Işçi
Partisi böyle bir alternatif
görüş sunuyor."

